Her Çatlak İkinci Bir Şansı Hak Eder

Görsel Sanatlar

Her Çatlak İkinci Bir Şansı Hak Eder

Sera Çakıroğlu

2 Ağustos 2025

“Every crack de­ser­ves a se­cond chance” slo­ga­nıyla ta­nı­nan Eme­mem, Ins­ti­tut Fran­çais ve Çan­kaya Be­le­di­yesi iş bir­li­ğiyle An­kara’ya ge­le­rek, Ku­ğulu Park çev­re­sine beş mo­zaik yer­leş­tirdi. Sera Ça­kı­roğlu, Unite için Eme­mem’le An­kara’daki üre­tim sü­reci ve sa­nat pra­tiği üze­rine ko­nuştu.

Her şey­den önce sizi An­kara’ya ge­ti­ren ne­dir? Çünkü An­kara ge­nel­likle ‘gri şe­hir’ ola­rak anı­lır.

Be­le­di­ye­nin da­veti üze­rine gel­dim. As­lında An­kara’yı ol­dukça be­ğen­dim. Tür­kiye’ye ilk kez ge­li­yo­rum ve gör­dü­ğüm ka­da­rıyla An­kara’yı çok sev­dim. Çok fazla gezme şan­sım ol­madı çünkü bu ma­hal­le­den pek çı­ka­ma­dım ama Çan­kaya adeta kü­çük bir vaha. İs­tan­bul’un çok daha iyi ol­du­ğunu söy­le­yen­ler oldu ama ben bu­rayı sev­dim.

Aynalı mozaik parçaları ve renkli çinilerin üstünde, üç figürlü bir tanrı betimi ile QR kodu olan karo

Üre­tim bi­çi­mi­ni­zin bir par­çası olan halka açık alan­lara mü­da­hale kav­ra­mına na­sıl yak­la­şı­yor­su­nuz? Sizi mo­tive eden şey ne­dir?

Halka açık alan­ları bir vit­rin ola­rak gör­mü­yo­rum; bu be­nim için bir ken­dini gös­terme bi­çimi de­ğil. Şe­hirde, ona­rı­la­bi­le­cek ve sa­na­tı­mın bir par­çası ola­bi­le­cek yer­leri se­çi­yo­rum. Bu­rada gör­dü­ğü­nüz şey bir mo­zaik ama tek ba­şına be­nim sa­na­tım de­ğil. Eser, so­kak­taki ye­rine yer­leş­ti­ril­di­ğinde ta­mam­lan­mış olu­yor çünkü sa­na­tı­mın di­ğer par­çası, biz­zat şeh­rin ken­disi.

Bu çok gü­zel bir nok­taya te­mas edi­yor. Tam da sor­mak is­te­di­ğim di­ğer so­ruya bu­ra­dan ge­çe­bi­li­riz: Mü­da­ha­le­le­ri­niz bo­zul­muş bir alanı ta­mir et­mek üze­rine mi, yoksa ona yeni bir kim­lik ka­zan­dır­mak mı?

Ön­ce­likle bun­lar şi­ir­sel mü­da­ha­le­ler; şehre bi­raz şiir kat­mak için. Her za­man de­rim; bu­rada yap­tı­ğı­mız şey, ‘kal­dı­rıma şiir yer­leş­tir­mek’, yani ol­ma­yan bir yere şi­ir­sel bir şey ek­le­mek. El­bette ka­mu­sal alanı iyi­leş­tir­mek, çir­kin bir nok­taya es­te­tik bir do­ku­nuşta bu­lun­mak da önemli ama bun­lar ikin­cil. Be­nim için esas amaç, araş­tır­mak, bir tür al­fabe ya­rat­mak ve her­kes ta­ra­fın­dan an­la­şı­la­bi­lir bir kent şi­iri ge­liş­tir­mek.

Ağ üzerine dizilmiş desenli karolar ve renkli cam mozaiklerle kent haritası benzeri kompozisyon çalışması

Aynı za­manda bu, ol­dukça eri­şi­le­bi­lir bir sa­nat üre­timi de­ğil mi?

Ke­sin­likle öyle, hatta müm­kün olan en eri­şi­le­bi­lir bi­çimde ol­ması ge­rek­ti­ğini dü­şü­nü­yo­rum. İn­san­la­rın ya­nın­dan ge­çe­bil­diği, üze­rine ba­sa­bil­diği tür­den ol­malı.

Peki sizi bu üre­time ve ya­ra­tım sü­re­cine iten neydi?

Bu sü­reç, ha­ya­tımda bir dö­nüm nok­ta­sıydı. Bir nok­tada sa­hip ol­du­ğu­nuz be­ce­ri­leri sa­nat­sal üre­ti­min hiz­me­tine sunma ih­ti­yacı do­ğu­yor. Bu üre­ti­min be­ğe­nil­mesi ve al­dığı olumlu geri dö­nüş­ler be­nim için bü­yü­le­yici.

Çok te­şek­kür ede­riz. Sizi ça­lı­şır­ken iz­le­mek bü­yük bir ke­yifti. Bize za­man ayır­dı­ğı­nız için de ay­rıca te­şek­kür ede­riz.

Ben te­şek­kür ede­rim!

En fran­çais

Eme­mem, connu pour son slo­gan « Cha­que fis­sure mérite une se­conde chance », est venu à An­kara en col­la­bo­ra­tion avec l’Ins­ti­tut Fran­çais et la Mu­ni­ci­pa­lité de Çan­kaya pour ins­tal­ler cinq mo­saï­ques au­tour du parc Ku­ğulu. Sera Ça­kı­roğlu s’est ent­re­te­nue avec Eme­mem pour Unite au su­jet de son pro­ces­sus de pro­duc­tion et de sa pra­ti­que ar­tis­ti­que à An­kara.

Avant tout on ai­mera bien sa­voir ce qui vous amène sur An­kara.

C’est la mu­ni­ci­pa­lité =)

D’ac­cord parce qu’An­kara est con­nue pour être ‘la ville grise’, on dit so­u­vent ça sur An­kara.

Ce n’est pas du tout ça, j’aime be­a­u­coup An­kara. La Tur­quie, c’est pre­mière fois que je vi­ens là. C’est la pre­mière fois que je vi­ens sur An­kara, je n’ai pas be­a­u­coup vi­sité, la vie s’est rest­re­inte un peu dans ce qu­ar­tier mais j’aime be­a­u­coup la ville.

C’est vrai que Çan­kaya est un pe­tit oa­sis.

Il y en a qui di­sent qu’Is­tan­bul est be­a­u­coup mi­eux mais j’aime bien ici.

Est-ce que vous al­lez aussi pas­ser sur Is­tan­bul ou pas?

Pas cette fois-ci. J’espère peut être l’année proc­ha­ine.

Alors, con­cer­nant nos pe­ti­tes qu­es­ti­ons: Qu­elle est votre app­roche à la no­tion d’in­ter­ven­tion à des li­eux pub­lics? Qu­el­les sont vos mo­ti­va­ti­ons?

Alors moi, j’uti­lise l’es­pace pub­lic pas comme une vit­rine, ce n’est pas une fa­çon pour se mont­rer, Je cho­i­sis des es­pa­ces de la ville à répa­rer qui vont de­ve­nir une par­tie de mon œuvre. Ce que vous vo­yez là, c’est une mo­saï­que mais ce n’est pas mon œuvre, l’œuvre to­ute en­tière sera fi­nie qu­and elle sera posée sur la rue car cette par­tie de la ville qu’on a cho­isi est la mo­i­tié de l’œuvre.

Ça tombe bien car ça nous amène vers notre de­u­xième qu­es­tion:
Vos in­ter­ven­ti­ons re­po­sent-el­les sur la réno­va­tion d’un lieu déformé ou sur une mo­ti­va­tion de fa­ire gag­ner une no­u­velle iden­tité à ce der­nier?

C’est avant tout des in­ter­ven­ti­ons poé­ti­ques,  d’as­per­ger la ville un peu de poé­sie. De mettre, je dis to­u­jo­urs, “de la poé­sie du trot­toir” de fa­ire de la poé­sie, de mettre qu­el­que chose de poé­ti­que là où il n’y en pas. Après, le reste bien sûr c’est de so­ig­ner l’es­pace pub­lic, mettre qu­el­que chose de joli là où c’est moche aussi, mais ça c’est qu­el­que chose qui vi­ent après. Le coup prin­ci­pal c’est de cherc­her, de mettre en place une sorte d’alp­ha­bet, de poé­sie ur­ba­ine qui soit comp­rise par tout le monde.

Et ac­ces­sible aussi, n’est-ce pas?

Ac­ces­sible bien sûr, c’est la pro­xi­mité ma­xi­mum je pense, on passe à côté, on marche des­sus… C’est vra­i­ment le plus proche pos­sible.

Et qu­els sont alors les po­ints de départ de vos pra­ti­ques de pro­duc­tion/créa­tion?

C’est un vrai car­re­four de ma vie, se tro­u­ver à un mo­ment don­ner à mettre en œuvre ses prop­res compé­ten­ces au ser­vice d’une mo­ti­va­tion ar­tis­ti­que et que ce soit appré­cié avec des re­to­urs po­si­tifs, ça de­vi­ent ma­gi­que.

Merci be­a­u­coup c’est un pla­i­sir de vous voir tra­va­il­ler et merci sur­tout pour le temps que vous nous avez con­sacré.

Merci à vous!

İlgili yazılar

Bütün yazılar

Kaçırma

Tiyatro

Doğu Yaşar Akal ile Tiyatro ve Üretmek Üzerine

Tiyatro yönetmeni ve senarist Doğu Yaşar Akal ile tiyatroya başlangıcını, oyuncu yönetimi yöntemlerini ve bir oyunun…

Didem Yaprak30 Ekim 2026