Görsel Sanatlar

Umut Küçükarslan ile ilk kişisel sergisi “Tentoonstelling” üzerine

Melike Serin

11 Mart 2019

Umut Küçükarslan, "Tentoonstelling" sergi afişinin önünde çiçek buketiyle poz veriyor

Umut Kü­çü­kars­lan ile ilk ki­şi­sel ser­gisi ‘Ten­to­ons­tel­ling’ hak­kında Unite’da ger­çek­leş­tir­di­ği­miz söy­le­şi­nin  öze­tini aşa­ğı­dan oku­ya­bi­lir­si­niz.  Ken­di­siyle sergi ve ser­giye ha­zır­la­nı­şı­nın yanı sıra fel­se­fe­den ge­len li­sans geç­mişi ve re­sim üretme pra­ti­ğiyle il­gili ko­nuş­tuk.

Ser­gi­nin bit­me­sine bir hafta kaldı na­sıl his­se­di­yor­sun?

İyi his­se­di­yo­rum, gü­zel bir ser­giydi, he­ye­can­lıydı be­nim için baya. Uma­rım siz de be­ğen­miş­si­niz­dir.

Na­sıl ha­zır­lan­dın bu ser­giye?

Ge­nel ola­rak za­ten okulda ça­lı­şı­yor­dum, port­fol­yom ha­zırdı. Kü­çük iş­leri bu sergi için ha­zır­la­dım. Açı­lışa yak­la­şık iki ay kala yap­maya baş­la­dım, on­lar­dan bir seç­kiyi bu­raya koy­dum. Nor­mal ça­lışma dü­ze­nimi boz­ma­dım bu sü­reçte, sa­dece ser­giye ha­zır­la­nan on­lar. Di­ğer­leri daha eski.

Resme na­sıl baş­la­dın? Çünkü bil­di­ğim ka­da­rıyla li­sans eği­ti­mini Bel­çika’da fel­sefe üze­rine al­dın.

Evet, fel­sefe me­zu­nu­yum ben ori­ji­nal ola­rak. Co­vid sı­ra­sında baş­la­dım resme, ka­fayı kır­dım Tür­kiye’ye dön­düm. Bel­çika`da kısa bir sü­re­li­ğine fo­toğ­raf eği­timi al­dım bir kaç ay­lı­ğına. O eği­timde de­sen der­si­miz vardı, derste bire bir bu­çuk ka­ğıt­lara nü mo­del çi­zi­yor­duk kö­mürle. Her­kes çok kö­tüydü çünkü her­kes fo­toğ­raf öğ­ren­ci­siydi. Ama ben yap­mayı se­vi­yor­dum, hoca da bizi teş­vik edi­yordu. O sı­ra­larda Tür­kiye’ye dö­ne­cek­tim, de­dim ben bunu Tür­kiye’ye dö­nünce hobi ola­rak de­vam et­ti­re­yim. On­dan sonra ha­ya­tım ol­maya baş­ladı. Son­ra­sında kursa ya­zıl­dım on­dan sonra be­lirli bir süre de­ne­dik­ten sonra Ha­cet­tepe’ye baş­vur­dum, şimdi orda yük­sek li­sans ya­pı­yo­rum.

  Tentoonstelling sergisinden, Unite Ortak Mekân, 2025
Tentoonstelling sergisinden, Unite Ortak Mekân, 2025

Hali ha­zırda re­sim ya­par­ken ne­den aka­de­miye gir­mek is­te­din?

Çünkü tek­nik bil­gim çok azdı, ken­dim öğ­re­ne­bil­di­ğim ka­da­rıyla öğ­ren­miş­tim. İn­ter­net­ten ol­sun şur­dan bur­dan ol­sun, Ca­hit hoca de­sen öğ­retti bana. Şöyle bir fik­rim vardı, ben atölye or­ta­mına gi­rer­sem orada daha çok bi­len daha uzun sü­re­dir bu işi ya­pan in­san­larla ve ora­daki öğ­ret­men­lerle be­ra­ber daha iyi bir şe­kilde öğ­re­ne­bi­le­cek­tim. As­lında girme ama­cım buydu, hatta ilk gir­di­ğimde bi­raz belki bi­raz ide­a­lis­tik ama öğ­re­tim gö­rev­lisi ola­bi­li­rim diye dü­şü­nü­yor­dum ama kon­ten­jan­lar çok sı­kın­tılı. Ben­den önce çok in­san var öğ­re­tim gö­rev­lisi ola­cak, o yüz­den şimdi sa­dece me­zun ol­maya odak­lan­dım.

Peki aka­de­mide ara­dı­ğını bul­dun mu?

Ha­yır, çünkü yük­sek li­sansta çok bü­yük bir tek­nik öğ­re­tim yok. Çok yar­dımcı olan ho­ca­la­rı­mız var, on­lar bana çok şey kattı ama atölye or­tamı dü­şün­dü­ğüm gibi ya­ra­tı­cı­lığı art­tı­ran, ya­ra­tı­cı­lığa teş­vik eden bir yer de­ğil de daha çok ge­lip ça­lış­tı­ğım bir yer­miş onu öğ­ren­miş ol­dum.

Daha ko­lek­tif bir şey mi arı­yor­dun?

Hani bir yere gi­rer­sin sen bir şey ya­par­sın o bir şey ya­par in­san­lar bir­bir­le­rin­den et­ki­le­nir ya. Be­nim ol­du­ğum atölye bi­raz tem­bel bir atölye, çok ya­pı­lan iş yok. Li­sans atöl­yesi ol­duğu için (ben yük­sek li­sans atöl­ye­sinde ça­lış­mı­yo­rum orda yer ol­ma­dı­ğın­dan ötürü) çoğu in­san be­nim iz­le­ni­mimce me­zun ola­yım vi­ze­lere bir şey­ler ha­zır­la­ya­yım der­dinde. Onun dı­şında çok atöl­yeye gel­meme ge­rek yok mo­dun­da­lar. O yüz­den ben kul­lan­dım atöl­yeyi, be­nim kul­lan­mam iyi oldu. Ama ara­dı­ğım o et­ki­le­şim ile­ti­şim di­ya­log çok oluş­madı.

O za­man aka­demi se­nin üre­te­cek ye­rini kar­şı­ladı.

Evet, oku­lun be­dava ol­ması çok bü­yük artı, üre­te­cek yer verdi bana. Aynı şe­kilde gü­zel bir ru­tine otur­mamı sağ­ladı. Hani okula git­mez­sen re­sim ya­pa­mı­yor­sun, öyle bir şe­yim var. Ama bu­nun aka­de­mik bir çer­çeve içe­ri­sinde ol­ma­sına ge­rek yok­muş as­lında. Şu an sa­dece baş­la­dım diye de­vam eden bir şeye dö­nüştü.

Şu an fel­se­feyle aran na­sıl?

Hobi ola­rak il­gi­le­ni­yo­rum çok yü­zey­sel bir şe­kilde. İn­san­la­rın bek­len­tisi var, hani ya­pı­lan iş­leri fel­sefi bir raya oturt­mak is­ti­yor­lar, hak­kında ko­nuş­mak is­ti­yor­lar. Bir şey­ler söy­len­mek is­te­ni­yor ama ben daha çok yapma ta­ra­fın­da­yım, söy­le­ne­cek bir şey varsa da bu tar­tış­mayı as­lında be­nim yap­ma­mam la­zım. Başka in­san­lar fel­sefi bir ze­mine otur­ta­cak­larsa oturt­sun­lar. O yüz­den ar­ka­sına çok bü­yük te­ma­lar ko­ya­rak yap­tı­ğım iş­ler de­ğil bun­lar. İl­gimi çe­ken ko­nu­lar, il­gimi çe­ken imaj­lar var. On­lar üze­rin­den et­ki­len­di­ğim sa­nat­çı­larla be­ra­ber bir şey­ler üre­ti­yo­rum.

Kim­ler­den et­ki­le­ni­yor­sun? 

Pe­ter Doig çok se­ve­rim, Na­bi­leri çok se­ve­rim, Gu­il­lard… Onun dı­şında Türk res­sam­lar­dan Nuri İyem’i çok se­ve­rim, hatta en başta he­de­fim Nuri İyem gibi re­sim­ler yap­maktı ama sonra işte za­manla de­ği­şi­yor ya.

Re­sim ya­par­ken iz­le­yi­ciye ver­mek is­te­di­ğin net bir me­saj yok o za­man.

Ha­yır, se­yirci um­rumda de­ğil re­sim ya­par­ken. Ben gü­zel bir şey yap­mak is­ti­yo­rum, gü­zel olursa bit­miş olu­yor, ol­ma­dığı yere ka­dar ça­lı­şı­yo­rum ya da çöpe atı­yo­rum gi­di­yor.

İz­le­yi­ci­le­rin se­nin re­sim­le­rine ba­kıp bü­yük an­lam­lar çı­kar­ması seni ra­hat­sız eder mi?

Yok. As­lında burda iki gö­rüş var ya, ben bir re­sim ya­par­ken ak­lımda şu fi­kir var, mut­lu­lu­ğun res­mini ya­pa­ca­ğım diye baş­la­mı­yo­rum. Re­sim ya­pı­yo­rum, re­sim ya­par­ken onun içinde bir di­ya­log var, ken­dinle yap­tı­ğın şey ara­sında. Ara­larda ya da re­sim bit­ti­ğinde bir an­lam yük­le­ye­bi­li­yo­rum, be­nim ça­lışma şek­lim böyle olu­yor. O yüz­den resme ba­kan in­san­la­rın kendi an­lam­la­rını yük­le­mesi bence çok nor­mal çünkü sa­nat­çı­nın kendi ver­diği bir an­lam var, iz­le­yen­le­rin kendi ver­diği bir an­lam var. Han­gisi daha doğru ya da han­gisi daha önemli der­sen bence iz­le­yi­ci­ninki daha önemli. Be­nim re­fe­rans­la­rım var, ge­nelde bir resme re­fe­rans­larla baş­lı­yo­rum.

  Tentoonstelling sergisinden, Unite Ortak Mekân, 2025
Tentoonstelling sergisinden, Unite Ortak Mekân, 2025

Bun­dan son­raki he­def­le­rin ne­ler?

Me­zun ol­duk­tan sonra ça­lış­maya de­vam et­mek, daha çok ça­lış­mak, daha çok sergi aç­mak, gi­de­bi­lir­sem bir şe­kilde İs­tan­bul’a git­mek orda bir şey­lere ka­tıl­mak. Ben şeye ina­nı­yo­rum, mes­le­ğini seç­tik­ten sonra onun hak­kında çok fazla dü­şün­me­men la­zım ya da onu çok fazla eleş­tir­me­men la­zım. So­nuçta se­çildi o mes­lek, ar­tık yap­mak zo­run­da­sın. Se­ve­rek ya­par­san daha da gü­zel. Buna da beni kimse zor­la­ma­dığı için, re­sim yap res­sam ol fa­lan diye, böyle bir lükse sa­hi­bim. Mu­ha­se­beci ol­sam der­dim aman ma­a­şımı ala­yım şöyle dur­sun. Ben se­ve­rek ya­pı­yo­rum, ay­nı­sını yap­maya de­vam ede­ce­ğim.

Re­sim ya­par­ken re­sim alanı dı­şında ne­ler­den bes­le­ni­yor­sun?

Si­nema. Si­nema beni çok et­ki­li­yor.

Kim­leri se­vi­yor­sun?

Çok fazla in­san se­vi­yo­rum. En fazla sev­di­ğim hala Kub­rick, ço­cuk­ken de hala da. Ben Holly­wood film­le­rini se­vi­yo­rum. Hatta lise yıl­la­rım bo­yunca ha­ya­limdi keşke yö­net­men ol­say­dım diye. Son­ra­sında fel­sefe okuma ne­de­nim de buydu. Bir rö­por­taj oku­muş­tum, Coen kar­deş­le­rin bir ta­nesi fel­sefe me­zunu. Rö­por­tajda şey di­yor, iyi film­ler yap­mak için fel­sefe oku­dum. Bende de bu şe­kil­deydi ama sonra he­def­ler de­ği­şi­yor, fi­kir­ler de­ği­şi­yor. Çok fazla in­sanla be­ra­ber bir şey ya­pa­ma­ya­ca­ğımı far­ket­tim kendi ya­pım­dan ötürü. Re­fe­rans­la­rımda çoğu şey film­den, her­hangi bir ba­sılı med­ya­dan, bel­ge­sel­ler­den, te­le­viz­yon­dan veya  in­ter­net­ten ge­li­yor. Eski fo­toğ­raf­ları kul­lan­mayı se­vi­yo­rum. Yap­tı­ğım her res­min bir re­fe­ransı var, asla hani ak­lıma bu geldi ya­pa­yım diye ça­lış­mı­yo­rum. Bir çı­kış nok­tası ol­mak zo­runda olu­yor be­nim için.

Fel­sefe oku­ma­nın fay­da­sını gö­rü­yor mu­sun re­sim ya­par­ken, res­mini bes­le­di­ğini dü­şü­nü­yor mu­sun?

Ke­sin­likle dü­şü­nü­yo­rum, çünkü şu an oku­yor ol­du­ğum için ha­len öğ­ret­men­le­rin is­tek­leri var. Fel­sefi ya da daha dü­şün­sel bir raya oturt­mak is­ti­yor­lar iş­leri ve okul ar­ka­daş­la­rı­mın böyle bir geç­mişi ol­ma­dığı için yap­mak zo­runda his­se­di­yor­lar ken­di­le­rini. Sa­natçı ola­cak­sak bunu ya­pa­ca­ğız bu işin yolu bu, fik­rine ka­tıl­mı­yo­rum. Ka­tıl­mama lük­süne de sa­hi­bim fel­sefe oku­du­ğum için çünkü bi­li­yo­rum ala­kası yok. Fel­sefe önemli bir dal de­ğil şu an, bu­raya gel­me­mizde çok fazla önemi var, bir sürü tek­no­lo­jik şe­yin çı­kış nok­tası oldu. Ama şu an dün­yayı iler­le­ten in­san­la­rın dö­nüp bak­tığı bir dal de­ğil. Ya­pay zeka bir ör­nek ola­bi­lir, çok fazla etik so­run var me­sela bu­nunla il­gili. Gi­dip de Stan­ford fel­sefe de­part­ma­nı­nın ho­ca­la­rına sor­ma­dık­la­rına emi­nim, böyle mi ya­pa­lım şöyle mi ya­pa­lım diye. Çünkü fel­se­fede dü­şünce var ama onu çok fazla ke­sin bir şe­kilde ger­çek­liğe bağ­la­yan bir yanı kal­madı. Onun için başka bi­lim dal­ları üre­tildi. Re­sim de aynı şe­kilde ola­bi­lir, sa­nat ta­rihi açı­sın­dan ba­kı­la­bi­lir, psi­ko­lo­jik de­ğer­len­dir­me­ler, fel­sefi de­ğer­len­dir­me­ler ya­pı­la­bi­lir ama bence bunu be­nim yap­mama ge­rek yok. Fel­sefe oku­du­ğum için de böyle katı bir dü­şün­ceye sa­hip ola­bi­li­yo­rum.

Be­lirli bir tarz oturt­mak ya­kın he­def­le­rin ara­sında mı?

Tar­zımı hala bu­la­ma­dı­ğıma emi­nim, farklı şey­ler ya­pıp du­ru­yo­rum. Ta­bii eninde so­nunda bir yere var­mak is­te­rim. Çünkü her şey ya­pıldı ya, bü­tün te­ma­lar ya­pıldı, port­re­ler, na­tür­mort­lar, sa­vaş re­sim­leri ya­pıldı. O yüz­den bun­lar­dan ay­rı­şa­bil­mek için ne var elimde; sa­dece form ola­rak ay­rış­tı­ra­bi­li­rim, fır­ça­nın, ren­gin fark­lı­lığı or­taya çı­ka­bi­lir, bunu is­te­rim ke­sin­likle. Ama bu bence or­ga­nik bir sü­reç, za­manla de­ği­şen bir şey. Ace­lem ya da der­dim yok bi şey bul­mam la­zım bir şey yap­mam la­zım diye. Ken­di­li­ğin­den ge­le­cek bi şey, emi­nim. Za­ten olan da bir şey.

Şu an ne­ler üze­rine ça­lı­şı­yor­sun?

Şu an üçlü re­sim­ler yap­mayı çok se­vi­yo­rum. Bu da yap­tı­ğım ilki bu arada, ho­şuma gitti. Bun­la­rın hem üç ayrı re­sim ola­rak da du­ra­bil­me­sini hem de bir araya ge­lince du­ra­bil­me­le­rini is­te­miş­tim. Şu anda da başka bir trip­tik üze­rine ça­lı­şı­yo­rum.

İlgili yazılar

Bütün yazılar

Kaçırma

Müzik

“Karanlığın Prensi” Ozzy Osbourne

“Karanlığın Prensi” Ozzy Osbourne, sadece heavy metalin değil, modern dünyanın en aykırı figürlerinden biri…

Can Özmen23 Temmuz 2025