Sanatta abject (iğrenç) beden üzerine

Görsel Sanatlar

Sanatta abject (iğrenç) beden üzerine

Ayça Güneş

18 Mayıs 2025

Ab­ject ke­li­me­si­nin Türkçe’de bir­çok kar­şı­lığı var­dır. Bun­lar; kü­çük dü­şü­rücü, adi, ber­bat (bir du­rum), son de­re­cede kötü, re­zil, aşa­ğı­lık, al­çal­tıcı, ken­dini kü­çük dü­şü­ren, gu­rur­dan yok­sun, se­fil, umut­suz, pe­ri­şan, iğ­renç, de­ğer­siz, utan­dı­ran ve hay­si­yet­siz­dir. İğ­renç olan, özne-ki­şiyi ken­di­si­nin dı­şında ka­lan, ken­di­sini ko­ruma sı­nı­rı­dır. Be­de­nin içinde bu­lun­duğu ko­num, ben ve dış et­ken­ler ara­sında oluş­muş olan bu sı­nır, be­deni dı­şa­rı­dan ge­le­cek iğ­renç olan ‘şey­ler’den ko­rur. Be­de­nin dı­şa­rıya at­tığı ka­çı­nıl­maz iğ­renç­lik­ler dışkı, kan, id­rar, kus­muk vb. özne-be­den­den dı­şa­rıya çık­ma­sıyla iliş­ki­li­dir (KL, 2016).

İğ­renç olan şey, be­de­nin içe­ri­sin­dey­ken iğ­renç ola­rak de­ğer­len­di­ri­le­mez­ken dı­şa­rısı ile bu­luş­tu­ğunda ar­tık aşağı, re­zil, de­ğer­siz ve iğ­renç ol­muş­tur. İn­sa­nın doğdu an ile iğ­renç­lik ara­sın­daki bağ, iç-dış ile iliş­ki­len­di­ri­le­bi­lir. İç ve dış iliş­kisi sa­dece be­den­den ya da öz­ne­den çı­kan şey­lerle il­gili ol­ma­sı­nın yanı sıra ya­şam içe­ri­sin­deki ko­num­la­ma­larla da iliş­ki­li­dir. Ki­şi­nin ken­disi, şey­ler, ba­kış açı­ları ve gör­sel­lik un­sur­ları iç-dış iliş­ki­sinde dı­şa­rıda ka­lan­lar­dır. Kris­teva, be­den­ler­deki iğ­renç, se­fil olma du­ru­munu sa­dece be­den­le­rin dı­şa­rı­dan ma­ruz kal­dığı şey­lerle (nesne) de­ğil, beş duyu ile al­gı­la­na­ma­yan du­rum ve hal için de kul­lan­mış­tır. İğ­renme içe­ri­sinde dı­şa­rıya atı­lan vü­cut atık­la­rı­nın iğ­renç­li­ğin­den başka, öz­ne­nin kar­şı­laş­tığı şeyi na­sıl ko­num­lan­dır­dığı ya da top­lum ta­ra­fın­dan na­sıl ko­num­lan­dığı ile il­gi­li­dir. Be­de­nin için­deki özne, ma­ruz kal­dığı şey ile kar­şı­laş­tırma ya­pıp ken­di­sini içe­ride, ma­ruz kal­dığı şeyi dı­şa­rıda bı­ra­kı­yorsa bu Ab­ject’in ken­di­si­dir. Ju­lia Kris­teva’ya göre ‘iğ­renç’: o iğ­renç olan şey ile arada ku­ru­lan bir kes­kin­lik, utanç ve­rici olan­dan ko­runma ha­li­dir (Kris­teva, 2018, s.13).

Kris­teva, bir şey­den tik­sinme veya onu iğ­renç bulma ha­li­nin en te­mel ve ar­kaik bi­çi­mi­nin yi­ye­cek­ler­den gel­di­ğini be­lir­tir. Bu­nun te­mel se­bep­le­rin­den bi­risi, iğ­renme dür­tü­sü­nün iç-dış iliş­ki­sin­den kay­nak­la­nır. Kişi ile iğ­renç olan şey ara­sın­daki ba­ğın olu­şup sin­di­ril­me­mesi ya da olu­şan ba­ğın dı­şarı atıl­ma­sın­dan olu­şan “ben is­te­mem” veya “ben öyle ol­mam” iliş­ki­sini mey­dana ge­ti­rir (Kris­teva, 2018, s. 14). İlk ola­rak yi­ye­cek­ten baş­la­yan tik­sinti hali: dı­şa­rı­dan içe­riye alı­na­cak ve bir süre sonra tek­rar dı­şarı atı­la­cak ol­ması ile öteki olma ha­lide bi­reyde iğ­renme dür­tü­sünü te­tik­ler. 

Sa­natta, Ab­ject ile bir­likte sert eleş­tiri ve ironi gibi kav­ram­lar da be­ra­be­rinde gel­mek­te­dir. Be­de­nin top­lum­sal ola­rak bas­tır­dığı ve bir şe­kilde sis­tem dı­şına iti­len ka­dın­la­rın ken­di­le­rini ifade etme ve ey­lem­sel dil­le­rini oluş­tur­ma­la­rında per­for­mans önemli bir sa­nat aracı ol­muş­tur. Çoğu ikinci dalga fe­mi­nist sa­nat­çı­lar, post ya­pı­salcı ha­re­ket­le­rin eş­li­ğinde, ka­dın be­de­nin top­lum­sal öğ­re­ti­lerde ek­sik kal­dı­ğını vur­gu­la­ya­rak “ek­sik­lik Ab­ject’li­ğini” ir­de­ler­ler (Ak­kol, 2018, s. 1355-1356).

  Judy Chicago ve Miriam Schapiro. Kadın Evi. 1972.
Judy Chicago ve Miriam Schapiro. Kadın Evi. 1972.

Judy Chi­cago ve Mi­riam Scha­piro, Ca­li­for­nia Sa­nat Ens­ti­tüsü bün­ye­sinde bu­lu­nan bir fe­mi­nist sa­nat okulu kur­muş­lar­dır. Bu sa­nat oku­lunda or­taya çı­kan ilk pro­je­ler­den biri “Ka­dın Evi”dir. Ev, “baş­ka­la­rını de­ğil, biz ken­di­mizi na­sıl bir evde mutlu ede­riz” yak­la­şımı ile or­taya çık­mış­tır. Sa­nat­çı­lar, özel ola­rak ye­mek odası, do­lap­lar, tu­va­let ve banyo ta­sa­rımı yap­mış ve inşa et­miş­ler­dir. Bun­lar­dan en önem­li­le­rin­den biri Chi­cago’nun ta­sar­la­dığı “Âdet Tu­va­leti” ol­muş­tur. Kul­la­nıl­ma­mış ped­lerle dolu alan­lar ve kul­la­nıl­mış ped­lerle taş­mış olan bir çöp ko­vası var­dır. Bu tu­va­lette, ka­dın be­de­ni­nin do­ğal yol­larla ger­çek­leş­tir­diği regl kanı ile top­lum ara­sında olu­şan Ab­ject iliş­kiye gön­der­me­ler ya­pıl­mak­ta­dır.

Ka­dın be­de­nini ve Ab­ject ile olan bağı kul­la­nan sa­nat­çı­lar­dan biri Or­lan ol­muş­tur. Or­lan ise kendi sa­na­tını “be­den­sel, şeh­vet, cin­sel ve dün­yevi” an­lam­la­rına ge­len “Car­nal Art” ola­rak ad­lan­dır­mak­ta­dır. Or­lan, sa­natı ve kendi yap­tığı sa­na­tını “sa­nat yap­mak pis bir iş­tir, ama biri çı­kıp bunu yap­mak zo­runda” diye de­ğer­len­di­rir (Ak­man, 2005). Car­nal Art, er­kek ik­ti­da­rı­nın için­deki gü­zel­lik an­la­yışı ya da mo­dern top­lum­lar­daki gü­zel­lik al­gı­la­rı­nın aksi yö­nünde bir dizi be­den ve yüz ame­li­yat­la­rın­dan oluş­mak­ta­dır. Top­lum için “gü­zel­liğe ka­vuş­mak” adına ya­pı­lan ame­li­yat­la­rın tam ak­sine Or­lan, be­de­ninde ve yü­zünde is­ten­me­yen yönde de­ği­şik­lik­ler yap­mak­ta­dır. Bir ame­li­ya­tın­dan sonra anes­tezi ile bir­likte hasta ro­lüne bü­rün­dü­ğünü fark eder ve bu ame­li­yat­larla olu­şan bir dizi per­for­mans ger­çek­leş­ti­rir.

Or­lan, seç­tiği ka­dın im­ge­leri ile bir dizi ame­li­yat ge­çir­miş olup be­de­nin im­kân­la­rını so­nuna ka­dar zor­la­mış­tır. Or­lan, adeta “ame­li­yat ti­yat­rosu” de­ne­bi­le­cek bir şe­kilde ame­li­yat­lara dok­tor­la­rın uy­gu­la­ma­ları dı­şında se­nar­yo­la­rıyla bir­likte dâ­hil ol­mak­ta­dır. Be­de­nine uy­gu­la­nan de­ği­şik­lik­leri ve ame­li­yat­tan arda ka­lan be­de­ni­nin ya da be­den par­ça­la­rını da sa­nat ara­cığı ile iz­le­yi­ciyle bu­luş­tur­mak­ta­dır. Or­lan, be­de­ni­nin de­ğiş­ti­ril­mesi ta­ma­men kendi yön­len­dir­me­leri ile ger­çek­le­şir. Hâ­ki­mi­yet ta­ma­men sa­nat­çıya ait­tir. Sa­natçı aynı za­manda be­den atık­ları ya da san­sür­süz ger­çek­le­şen ame­li­yat gö­rün­tü­leri ve kont­rol­den çık­tı­ğında “iğ­renç” olan ka­dın be­deni yak­la­şım­la­rında iz­le­yi­ciye bir ironi sun­mak­ta­dır. Bu­nun se­bebi, seç­tiği farklı za­man­lara ait olan “gü­zel­lik” par­ça­la­rını da bir­leş­ti­re­rek kendi be­de­nine uy­gu­lat­ma­sı­dır. Ör­ne­ğin farklı za­man­larda gü­zel sa­yı­lan bir ka­dın du­dağı gö­rü­nü­münü ken­dine uy­gu­la­tır. Ya da bam­başka bir za­manda ve coğ­rafya gü­zel olan el­ma­cık ya­nak­la­rını ken­dine yap­tır­mak­ta­dır.

Ab­ject olan di­ğer be­den­ler ise tar­tış­ma­sız sis­te­min dı­şında ka­lan­lar­dır. “Ucube”, “hil­kat ga­ri­besi”, “ku­surlu” ve “öteki” der­ken as­lında be­lirli bir ke­si­min yap­mış ol­duğu sı­nıf­lan­dırma de­mek yan­lış ol­ma­ya­cak­tır. Fo­u­ca­ult “anor­mal” olan­ları oluş­tu­ran öğe­le­rin ta­nım­la­ma­sını yap­mış­tır. Bun­lar; in­san ucube, ıs­lah edil­mesi ge­re­ken bi­rey­ler­dir (Ar­tun, 2018, s. 139).

  Shigeko Kubota. Vajina Resmi. 1965. (Performans).
Shigeko Kubota. Vajina Resmi. 1965. (Performans).

Ka­dın be­de­ni­nin kont­rolü ve Yves Klein’ın per­for­mans­la­rına kar­şı­lık verme ola­rak oku­nan “Va­jina Resmi” adlı per­for­mansı ger­çek­leş­ti­ren Shi­geko Ku­bota, ka­dın be­de­nin özerk­li­ği­nin yanı sıra be­de­nin üret­ken­li­ğine de gön­der­me­ler yap­mış­tır. Tam ola­rak cin­sel or­gan­la­rını kul­lan­ma­mış iç ça­ma­şır­la­rına bağ­la­dığı bir fırça kul­lan­mış­tır (Hop­kins, 2018, s. 121). Ku­bota bu per­for­mansla bir­likte be­den par­ça­la­rı­nın top­lum için­deki hi­ye­rar­şi­sine gön­derme yap­mak­ta­dır. Ör­ne­ğin, bir ka­dın el­le­rini kul­la­na­rak bir ye­mek yap­tı­ğında gö­rül­mek is­te­nen bir ey­leme dö­nü­şür­ken, cin­sel or­gan­la­rını kul­la­na­rak ya da tem­sil ede­rek eril top­lum­larca ka­bul gör­me­ye­cek ve hatta iğ­renç ola­cak bir ey­lem ger­çek­leş­tir­miş olur.

Stark, “Oto Portre” adlı işinde, kendi için ta­sar­la­dığı kor­seyi tak­mak­ta­dır ve farklı bi­çim­lere sa­hip olan, ipe ben­zer ak­se­su­ar­larla be­de­nini sıkı bir bi­çimde sar­mak­ta­dır. Yap­tığı ta­sa­rım­lar ile bir­likte be­de­ni­nin oluş­tur­duğu kıv­rım­larla oy­na­makta, çıp­lak ka­dın be­de­nini bir “haz” nes­ne­sin­den öteye ta­şı­ya­rak de­ney­sel be­den gö­rü­nüm­leri elde et­mek­te­dir. İz­le­yici Stark’ın de­ney­sel­lik ta­şı­yan fo­toğ­raf­la­rına bak­tı­ğında çe­kici bir ka­dın be­deni mi gö­re­cek yoksa onu itici mi bu­la­cak, sa­natçı bun­larla il­gi­len­mez. Ta­sar­la­dığı kor­se­ler ile be­de­nini şe­kil­len­di­rir ama aynı za­manda o şekli boz­mak­ta­dır. Çünkü Stark, be­de­ni­nin sa­hip ol­duğu kıv­rım­ları daha da gö­rü­nür hale ge­tir­mek­te­dir. Sa­nat­çı­nın kendi be­de­nine is­te­diği gibi yön ver­me­siyle or­taya çı­kan gö­rüntü ol­dukça di­na­mik­tir ve iz­le­yici ile güçlü bir bağ kur­mak­ta­dır.

  Michaela Stark. Oto Portre. 2023 (Fotoğraf).
Michaela Stark. Oto Portre. 2023 (Fotoğraf).

Ka­dın be­de­nin­deki bu kıv­rım­ları, gü­zel ola­rak de­ğer­len­di­ren eril be­ğeni, bun­lar aşı­rıya ka­çarsa bu se­fer itici ola­rak gö­re­cek­tir. Ama aynı za­manda itici ol­duğu id­dia edi­len şiş­man ka­dın be­deni ile kar­şı­la­şıl­dı­ğında “onun gibi” ol­ma­dık­ları için bir ra­hat­lama ger­çek­le­şe­cek­tir. Bu du­rum da Ab­ject ola­rak ileri sü­rü­le­bi­lir.

Har­rell’ın res­minde çim­lere uzan­mış olan bir ka­dın yer al­mak­ta­dır. Re­simde sol ta­rafta yer alan fi­gür ken­di­si­dir. Pa­nelde, özenle örü­len saç­ları, mor pe­lüş­lere do­lan­mış ve adeta peri gibi onu ısı­tan kişi an­ne­si­dir. Har­rell’ın ça­lış­ması hu­zurlu bir iz­le­nim verse de bir yan­dan da sa­nat ta­rihi bo­yunca er­kek­ler ta­ra­fın­dan res­me­di­len, uza­nan çıp­lak ka­dın­lara it­haf edil­mek­te­dir. Sa­natçı, eril be­ğeni oto­ri­te­leri ta­ra­fın­dan “ku­sur­suz” ola­rak ya­ra­tıl­maya ça­lı­şan ka­dın im­ge­le­rini yık­mak­ta­dır.

“Dü­rer ku­sur­suz nü’nün, yü­zün bir ka­dın­dan, gö­ğüs­le­rin başka bir ka­dın­dan, ba­cak­la­rın üçüncü bir ki­şi­den, omuz­la­rın dör­düncü bir vü­cut­tan, el­le­rin be­şin­ci­den, vb. alı­na­rak ya­pı­la­bi­le­ce­ğine ina­nı­yordu” (Ber­ger, 2016, s. 62).

  Kezia Harrell. Bliss: Americana Hot Momma. 2021. (Panel üzerine yağlı boya, 10’ x 6’).
Kezia Harrell. Bliss: Americana Hot Momma. 2021. (Panel üzerine yağlı boya, 10’ x 6’).

Böy­lece elde edi­len be­den, in­sanı gör­kemli hale ge­ti­re­cek ve “ku­sur­suz” ola­caktı. Mo­dern dö­neme ka­dar, Av­rupa’da res­sam­lar ve re­sim­leri iz­le­yen ve sa­tın alan ki­şi­ler er­kekti. Re­sim­ler­deki “ku­sur­suz” nesne ola­rak bi­çim­len­di­ri­len­ler de ka­dındı. Bu be­den re­sim­len­dir­me­leri gü­nü­müze ka­dar ka­dın­la­rın bi­linç­le­rine şe­kil ver­miş­tir (Ber­ger, 2016, s. 63). Ta­hak­küm al­tında, di­ğer bi­rey­ler ta­ra­fın­dan şe­kil­len­di­ril­meye ma­ruz kal­mak da Ab­ject ola­rak ifade edi­le­bi­lir.

İğ­renç olan, düş­müş nesne ise ra­di­kal ola­rak bir dış­lan­mış­tır, beni an­la­mın çök­tüğü yere doğru sü­rük­ler. Efen­di­siyle öz­deş­le­şen bir “ben”, yani bir üst ben onu açıkça dı­şa­rıya de­fet­miş­tir. İğ­renç dı­şa­rı­sı­dır, oyun ku­ral­la­rını ka­bul et­mi­yor gibi gö­zük­tüğü bü­tü­nün dı­şında yer alır (Kris­teva, 2018, s. 14).

Bu bağ­lamda dı­şa­rıda ka­lan şey­ler, yine öteki olan dış­lan­mışa atıfta bu­lun­mak­ta­dır. Bi­rey­sel ola­rak de­ne­yim­leme açı­sın­dan Ab­ject, ki­şi­nin içinde bu­lun­duğu top­lum­sal ko­num, sa­hip ol­duğu ge­le­nek ve kül­tü­rel fark­lı­lık­lar, din gibi et­ken­lerle de­ği­şik­lik gös­te­re­bi­lir. Özü (beni) kap­la­yan be­den ise öteki olan ta­nım­la­ma­larla an­lam bul­mak­ta­dır. Ha­bi­tu­sun yani oyu­nun dı­şında ka­lan ya da norm ve ku­ral­lara karşı ge­len be­den ise dı­şa­rıda ka­la­cak yani tam an­la­mıyla öteki ola­cak­tır.

Kay­nakça:

Ak­kol, N. (2018). Ab­ject Art Ola­rak Ka­dın Be­deni Ve Per­for­mans Sa­na­tın­daki Kış­kır­tı­cı­lığı. Ulak Bilge, 6/29, s. 1349 – 1361

Ar­tun, Ali. (2018). Çağ­daş Sa­nat ve Kül­tü­ra­lizm. Ali Ar­tun (ED.). Çağ­daş Sa­nat ve Kül­tü­ra­lizm, s. 17 – 46. İs­tan­bul: İle­ti­şim Ya­yın­ları

Ber­ger, John. (2016). Görme Bi­çim­leri. (Y. Sal­man, Çev.). İs­tan­bul: Me­tis Ya­yın­ları

Hop­kins, Da­vid. (2018). Mo­dern Sa­nat­tan Sonra 1945-2017. (F. Can­dil Er­do­ğan, Çev.). İs­tan­bul: Ha­yal­pe­rest Ya­yı­nevi

Kris­teva, Ju­lia. (2018). Kor­ku­nun Güç­leri İğ­renç­lik Üze­rine De­neme. (N. Tu­tal, Çev.). İs­tan­bul: Ay­rıntı Ya­yın­ları

İzin­siz Gös­teri. Or­lan. 5. Es­te­tik Ame­li­yat Gös­te­risi. 1991. Eri­şim: 28.11.2023. https://www.izin­siz­gos­teri.net/asal­sayi37/Ku­bi­lay.Ak­man_37.html Kaos GL. Eri­şim: 18.09.2023.

İlgili yazılar

Bütün yazılar

Kaçırma

Görsel Sanatlar

“Artık Hep Birlikte Misafiriz”: Dantel, İmge ve Hatıralar

Ayça Güneş Ahmet Mert Hasret, “Artık Hep Birlikte Misafiriz” adlı ilk kişisel sergisinde aşk, içgüdü, anılar…

Ayça Güneş23 Temmuz 2025