Bedenlerde Habitus, Beğeni ve “kusurlu” Olarak Öteki

Görsel Sanatlar

Bedenlerde Habitus, Beğeni ve “Kusurlu” Olarak Öteki

Ayça Güneş

15 Ağustos 2025

Be­den­lerde Ha­bi­tus ve Be­ğeni sos­yal ha­ya­tın içinde yer alır. Bi­rey­leri, be­den­leri in­ce­ler­ken sa­dece öz­nel açı­dan de­ğil, içinde bu­lun­duğu top­lum ba­kı­mın­dan da in­ce­le­mek ge­re­kir. Bi­rey­ler, çevre et­ken­le­riyle bir­likte sa­hip ol­duk­ları ser­ma­ye­lerce de­ğer­len­di­ri­lir.

Pi­erre Bo­ur­dieu, sos­yo­lo­jik açı­dan be­ğeni kav­ra­mı­nın in­ce­len­me­sini, sos­yal psi­ka­na­lize ben­zet­miş­tir. Bo­ur­dieu, bi­rey­le­rin edin­diği be­ğe­ni­ler bü­tü­nü­nün, bir top­lu­mun, bir sı­nı­fın içinde bu­lun­duğu di­na­mik­ler­den, ya­şam ko­şul­la­rın­dan, kül­tü­rel ser­ma­ye­le­rin­den ba­ğım­sız bir şe­kilde in­ce­le­ne­me­ye­ce­ğini söy­ler (Bo­ur­dieu, 2021, s.53). Be­ğeni yar­gı­sına de­ğin­me­den önce, Bo­ur­dieu’nun be­deni ko­num­lan­dır­dığı kav­ram­ları in­ce­le­mek daha doğru ola­cak­tır.

Bo­ur­dieu’nun Ha­bi­tus kav­ramı ele alın­dı­ğında, bi­rey­le­rin alan­lar içinde de­ne­yim­le­diği ey­lem­leri, bi­linç dışı bir bi­çimde uy­gu­la­dığı göz­lem­le­nir. Bu bi­linç dışı uy­gu­la­ma­lar; et­ni­site, dil, top­lum­sal norm­lar, cin­si­yet kav­ram­ları gibi ka­lıp­laş­mış bilgi sis­tem­le­rini içer­mek­te­dir. Ha­bi­tus, bi­re­yin ya da top­lu­mun, geç­miş­teki de­ne­yim­ler­den gü­nü­müze ta­şı­dığı, bir dizi ka­lıcı yat­kın­lık­lar sis­te­mi­dir ve ka­lıcı hale ge­len ey­lem­le­rin top­lum­lar­dan edi­ni­lip öz­nel ola­rak bi­re­yin uy­gu­la­ması ve iç­sel­leş­tir­me­siyle oluş­mak­ta­dır. Bo­ur­dieu, ki­şi­le­rin bi­rey­sel ey­lem­le­ri­nin top­lum­sal yapı içe­ri­sinde şe­kil­len­di­ğini ve ger­çek­le­şen ey­lem­le­rin, olu­şan ya­pı­la­rın yan­sı­ması ol­du­ğunu or­taya koy­mak­ta­dır (Akt., Ça­bar, 2022, s.12-13).

Ha­bi­tus kav­ra­mın­daki alan­lar, bi­rey­le­rin gün­lük ha­yatta ko­num­la­dık­ları yer­leri kap­sa­mak­ta­dır. Ör­ne­ğin; ev, okul, iş yeri bun­lar­dan bir­ka­çı­dır. Her ha­bi­tu­sun ken­dine has özel­lik­leri var­dır ve gün­de­lik ha­yatta oto­ma­tik bir şe­kilde mey­dana ge­len ha­re­ket­le­rin bü­tü­nü­dür. Top­lum­sal fark­lı­lık­la­rın ve eşit­siz­li­ğin te­mel se­bebi de ha­bi­tus kav­ra­mını ta­nım­la­mak­ta­dır.

Bo­ur­dieu’ya göre, ki­şi­sel-öz­nel olan şey­ler bir o ka­dar da top­lum­sal­dır. Bi­re­yin ey­lem­leri sa­dece te­kil ola­nın de­ğil, ko­lek­tif ola­nın da yan­sı­ma­sı­dır. Bu doğ­rul­tuda ha­bi­tusa top­lum­sal­laş­mış, ko­lek­tif hale gel­miş bir öz­nel­lik de de­ni­le­bi­lir. Ey­lem­ler be­den­leş­miş olan, öz­nel­lik­ten uzak­laş­mış bi­rey­le­rin göz­len­mesi ile or­taya çı­kar. Be­den­le­rin or­taya koy­duğu, bir­bir­le­rine ak­tar­dığı sis­te­ma­tik al­gı­lar ve be­ğeni sis­tem­le­ri­dir (Te­kin, 2015, s.89).

Ha­bi­tus kav­ra­mıyla in­ce­len­di­ğinde be­den, bu­lun­duğu top­lum­la­rın özel­lik­le­rini ta­şı­dığı için bir ba­kıma ko­lek­tif­le­rin tem­sili ha­lin­de­dir. Bo­ur­dieu’ya göre be­den, kav­ram­sal ola­rak fi­zik­sel ser­ma­ye­nin içinde yer al­mak­ta­dır ve top­lum­la­rın tem­si­lini üç farklı bi­çimde ta­şır. Bun­lar; bi­re­yin sos­yal ko­numu, ha­bi­tu­sun bi­çim­len­mesi, be­ğe­ni­nin ge­liş­me­si­dir (Te­kin, 2015, s.90).

Ki­şi­nin sos­yal ko­nu­mu­nun oluş­ma­sında, bi­rey­le­rin sa­hip ol­duk­ları ser­ma­ye­ler yer al­mak­ta­dır. İn­san­la­rın do­ğuş­tan sa­hip ol­duğu ha­bi­tus, ben­zer çev­re­lerde ha­yatı ko­lay­laş­tı­rır­ken, başka bir sos­yal ha­yatta eşit­siz­lik­le­ri­nin mey­dana gel­me­sine ne­den ola­bil­mek­te­dir. Sos­yal ser­maye ön­ce­likli ola­rak ki­şi­le­rin ikili ile­ti­şim­le­ri­nin ge­liş­me­sinde et­ki­li­dir. Son­raki aşa­mada ise eko­no­mik ve kül­tü­rel ser­maye ile iliş­ki­li­dir (Akt., Ça­bar, 2022, s.21).

Kül­tü­rel ser­maye, bi­rey­le­rin içinde bu­lun­duğu sos­yal ha­yatta edin­diği bil­gi­leri de­ne­yim­le­me­si­dir. Kü­çük yaş­lar­dan iti­ba­ren, be­de­nin ait ol­duğu ai­le­nin kül­tü­rel ya­pısı ya da alı­nan eği­timle be­ra­be­rinde ge­len dip­loma buna ör­nek gös­te­ri­le­bi­lir. Bo­ur­dieu’ya göre kül­tü­rel ser­maye, içe­ri­sinde bir­çok kül­tü­rel edi­nimi içer­mek­te­dir. Bun­lar ge­nel kül­tür, sö­zel be­ceri ve eği­tim sis­te­mi­dir (Akt. Ça­bar, 2022, s.18). Kül­tü­rel ser­maye, sa­dece aile ve okul gibi ku­rum­lar­dan elde edi­ni­len pra­tik­ler­den de­ğil aynı za­manda da sos­yal ha­ya­tın için­den edi­ni­len de­ne­yim­lerle de ge­liş­mek­te­dir. Ki­şi­le­rin edin­diği de­ne­yim­le­rin uy­gu­lan­ma­sında, yani be­ğe­ni­le­ri­nin te­me­linde kül­tü­rel ser­maye yer al­mak­ta­dır (Kap­lan, Yar­dım­cı­oğlu, 2020, s.31).

Pi­erre Bo­ur­dieu’nun alan kav­ramı ise ha­bi­tu­sun, yani bi­rey­le­rin ey­lem­le­ri­nin göz­len­diği sa­ha­dır. Bu kav­ram doğ­rul­tu­sunda ki­şi­le­rin ser­ma­ye­le­rine göre farklı alan­lar mev­cut­tur. Bo­ur­dieu alan­la­rın özel­lik­le­ri­nin, ha­bi­tu­sun doğ­rul­tu­sunda şe­kil­len­di­ğini ve sa­dece bu şe­kilde ta­nım­la­na­bi­le­ce­ğini be­lirt­miş­tir (Akt., Ça­bar, 2022, s.23). Kı­saca alan, bi­rey­le­rin sa­hip ol­duğu ser­ma­ye­leri sos­yal ha­yatta ser­gi­le­diği yer­dir.

  Görsel 1. Ayça Güneş. Alan Serisi. 2022-2023. (Bez üzerine yağlı boya, 84x150 cm)
Görsel 1. Ayça Güneş. Alan Serisi. 2022-2023. (Bez üzerine yağlı boya, 84×150 cm)

Bo­ur­dieu’nun ha­bi­tus, alan ve be­ğeni kav­ramı doğ­rul­tu­sunda in­ce­le­di­ğim be­de­nim ise özne olan be­nin, dav­ra­nış­la­rı­mın, be­ğe­ni­le­ri­min ve se­çim­le­ri­min inşa edil­diği yer ola­rak ta­nım­la­na­bi­lir (Gör­sel 1). Alan adlı bu re­simde, uzuv­la­rımı ve mer­keze yer­leş­tir­di­ğim gö­bek de­liği ile be­de­ni­min gö­zük­me­yen di­ğer kı­sım­ları, iz­le­yi­ci­nin var­sa­yım­la­rıyla ta­mam­la­ması bek­len­mek­te­dir. Dört par­ça­dan olu­şan tu­valde yer alan bi­rey, çıp­lak gibi de­ğer­len­di­ri­le­bi­lir çünkü re­simde be­de­nin bazı par­ça­ları yer al­maz. Bu par­ça­ları ta­mam­la­mak iz­le­yi­ciye bı­ra­kıl­mış­tır. Res­me­di­len be­den belki de sa­nat­çı­nın oto­san­sür uy­gu­la­dığı bir du­rumu ifade et­mek­te­dir. Vü­cut adeta çar­mıha ge­ril­miş­tir. Re­simde yer alan fi­gür, bir yan­dan ken­dini su­nar­ken, bir yan­dan da ken­dini sak­la­mış ola­bi­lir mi? Re­simde Milo Ve­nüs’ü gibi “ha düştü ha dü­şe­cek” de­ni­len ero­tik nesne ha­line ge­len örtü yok ama yine de sa­natçı bu­nunla bir ero­tizm ya­rat­maya ça­lı­şı­yor ola­bi­lir mi? Bu, sa­nı­la­nın ak­sine ero­tik bir be­den ola­bi­lir mi? Giz­le­mek gü­zel olan mı­dır? Byung Chul Han bize gü­zel ve ero­tik ara­sın­daki bağ­dan şöyle bah­se­der:

Giz­le­mek, ge­cik­tir­mek, oya­la­mak gü­ze­lin me­kân-za­man­sal stra­te­ji­si­dir. Yarı giz­li­nin he­sabı ayar­tıcı bir pa­rıltı üre­tir. Gü­zel, gö­rün­mek­ten te­red­düt eder. Oya­lama, doğ­ru­dan te­mas­tan ko­rur. Bu ero­tik için te­mel bir şey­dir. Por­nog­ra­fide oya­lama yok­tur. Doğ­ru­dan me­se­leye gi­rer (Han, 2018, s.30).

Bahsi ge­çen ero­tik gü­zel­le­me­lerde yer alan şiş­man ka­dın im­gesi, kim­le­rin be­ğe­ni­sine hi­tap et­mek­te­dir? Şiş­man ka­dın gü­zel­liği, sa­dece bir fan­tezi ürünü mü­dür? İz­le­yici, kıllı bir ka­dın vü­cudu ve çat­lak bir deri ile kar­şı­laş­tı­ğında kendi neye ka­rar ve­rir? Tik­si­nir mi? Fan­tezi mi ku­rar? Uzak­la­şır mı? Be­ğe­nir mi? Bu re­sim ara­cı­lı­ğıyla or­taya çı­kan bu so­ru­lar ile gü­zel­lik al­gısı, ter­sine çev­ri­le­bi­lir mi?

Bo­ur­dieu’nun ta­nım­la­dığı be­ğeni, ki­şi­ler ta­ra­fın­dan üre­ti­len ve ko­lek­tif bir şe­kilde yay­gın­la­şan kül­tü­rel pra­tik, meşru olan veya ol­ma­yan hi­ye­rarşi sis­tem­le­rine bağlı top­lum­sal ürün­ler­dir. Be­ğe­ni­ler dün­yası, bi­rey­le­rin sa­hip ol­duk­ları ser­ma­ye­ler ile bir­likte ge­li­şir. İn­san­lar ara­sın­daki sı­nıf ay­rımı ne ka­dar faz­laysa be­ğe­ni­ler bir­bi­rin­den bir o ka­dar uzak­la­şır.

Gün­de­lik ha­yat­taki sı­ra­dan be­ğe­ni­ler, ide­o­lo­ji­ler ka­dar ge­niş bir alanı kap­sar. Do­la­yı­sıyla be­ğe­ni­nin, bi­rey­ler ara­sın­daki sı­nıf fark­lı­lık­ları ile bir­likte şe­kil­len­mesi ka­çı­nıl­maz ol­muş­tur. Be­ğe­ni­ler bir ba­kıma, bi­re­yin se­çim­le­rini de kap­sa­mak­ta­dır. Ba­sitçe tü­ket­mek için se­çi­len gı­da­lar, gün­lük kul­la­nım eş­ya­ları, mo­bil­ya­lar buna ör­nek gös­te­ri­le­bi­lir. Bu be­ğe­ni­ler zi­hin­lere oto­rite ta­ra­fın­dan ya­ra­tı­lan dünya ara­cı­lığı ile iş­le­nir ve sı­nıf­lar be­den­lerde gö­rü­nür olur. Böy­lece iş­le­nen be­den­ler sı­nıf­la­rın nes­nesi ha­line ge­lir (Te­kin, 2015, s.91). “Zira be­ğeni, sa­hip ol­du­ğu­muz her şe­yin ki­şi­ler, şey­ler, baş­ka­la­rı­nın gö­zünde ifade et­ti­ği­miz her şe­yin, kendi ken­di­mizi sı­nıf­lan­dır­ma­mız­daki ve baş­ka­la­rı­nın bizi sı­nıf­lan­dır­ma­sın­daki her şe­yin te­me­li­dir” (Bo­ur­dieu, 2021, s.101-102).

Be­ğe­ni­le­rin sa­hip­leri (ik­ti­dar­lar, in­san­lar), ken­di­le­ri­nin dı­şında ka­lan şey­ler ile kar­şı­laş­tık­la­rında zıt­lık­lar oluş­maya baş­lar. Zıt­lık oluş­tu­ran o şey, nor­mal dışı ya da ne­ga­tif an­lam­lar yük­le­nen bir olu­şum ha­line ge­lir. “Po­zi­tif” ta­rafta ka­lan­lar, ken­di­le­rini meşru be­ğe­niye (ço­ğun­lukla ka­bul gö­ren be­ğeni) sa­hip olan kim­se­ler ola­rak gö­rür (Bo­ur­dieu, 2021, s.102-103).

“Her maddi mi­ras, aynı za­manda kül­tü­rel bir mi­ras­tır” (Bo­ur­dieu, 2021, s.124). Aile, içe­ri­sinde bu­lun­dur­duğu be­ğe­ni­leri, yeni ye­ti­şen ey­le­yi­ci­lere (bi­rey­lere) ak­ta­rır. Alı­nan be­ğe­ni­ler aşi­na­lık iliş­ki­sin­den or­taya çı­kar. Aşina olu­nan be­ğe­ni­ler mi­ras­tır. İyi, kötü, gü­zel, çir­kin, nor­mal ve anor­mal olan şey­ler, be­den­lerde iş­le­nir. Bi­linç dışı ola­rak da­ya­tı­lan bu ve­ri­ler, ye­ni­den be­den­ler ara­cı­lığı ile açığa çı­kar. Be­den­ler bu iş­le­nen be­ğe­ni­leri kendi ha­bi­tus­la­rı­nın en de­rin­le­rinde mu­ha­faza eder (Bo­ur­dieu, 2021, s.125).

“Meşru be­ğeni” nin dı­şında ka­lan be­ğe­ni­ler, öteki olan­lar­dır. Meşru olan be­ğe­ni­ler po­zi­tif an­lam ta­şır­ken, meşru ol­ma­yan­lar ne­ga­tif an­lam yük­lü­dür. Bu yak­la­şımla, nor­mal olan ve nor­ma­lin dı­şında ka­lan, ku­surlu be­dene ula­şı­lır. Nor­mal olan şey/şey­ler, ki­mi­le­rine göre ço­ğun­lu­ğun ka­bul et­tiği, göze çarp­ma­yan ve top­lum­la­rın ge­nel ya­pı­sına uy­gun­luk gös­te­ren­lerle ta­nım­la­na­bi­lir. Bir ba­kıma nor­mal­lik, ideal olan ile eş­leş­ti­ri­le­bi­lir. Be­den­le­rin nor­mal­liği de bu ta­nım­lara eş­lik eder. Akla ilk ge­len de­for­mas­yona uğ­ra­ma­yan, stan­dart, ek­sik­lik ya da faz­la­lığı ol­ma­yan be­den­ler nor­mal ola­rak ka­bul edi­lir. Bu da biz­leri ku­sur­suz ve ideal olan be­den kav­ram­la­rına gö­tür­mek­te­dir (Tun­çel, 2018, s.5-6)

Nor­mal olan be­den­ler, aynı za­manda be­den al­gı­la­rı­mızı da yön­len­di­rir. Ku­sur­suz be­deni nor­mal olan be­den ola­rak ka­bul et­ti­ği­mizde, di­ğer­leri oyu­nun dı­şında ka­la­rak öteki ve ku­surlu olur. Bu anor­mal olan du­rum­lar; ek­sik ya da fazla uzuv­lar, aşırı za­yıf ya da ki­lolu be­den­ler, ka­dın ve er­kek­lere göre farklı şe­kil­lerde be­lir­len­miş olan gü­zel­lik stan­dart­la­rı­nın dı­şında ka­lan­lar ola­rak ör­nek­len­di­ri­le­bi­lir (Tun­çel, 2018, s.7)

  Görsel 2.Ayça Güneş. Öğün IV. 2023. (kâğıt üzerine karakalem, 30x40cm)
Görsel 2.Ayça Güneş. Öğün IV. 2023. (kâğıt üzerine karakalem, 30x40cm)

Nor­mal dışı ka­lan­lar, top­lum­la­rın ha­bi­tus­la­rına da ters dü­şer ve alan­larda on­lara yer yok­tur. Mo­dern top­lum­la­rın nor­mal olanı ya­pı­lan­dırma sü­re­cine bak­tı­ğı­mızda şiş­man ka­dın, be­dene yük­le­nen gü­zel­lik al­gı­la­rı­nın dı­şında ka­la­cak­tır. Öğün IV (Gör­sel 2) adlı ça­lış­mada; ince bel, na­rin par­mak­lar, pü­rüz­süz bir ten ile bü­tün­le­şen ve ta­nım­la­nan ka­dın be­deni im­gesi yok­tur. Bu­nun ye­rine iz­le­yici, iri bir gö­bek ve çat­la­mış olan de­riyi el­le­riyle sı­kış­tı­ran bir fi­gü­rün yer al­dığı bir sah­neyle kar­şı­laş­mak­ta­dır. Bu, öteki ol­du­ğu­nun bi­lin­cinde olan bir fi­gürü gös­te­ren bir sah­ne­dir. Re­simde ay­rın­tılı bir şe­kilde bi­çim­len­di­ril­miş olan be­de­nin, ku­surlu olma hali ar­tık ne­re­deyse ku­sur­suza dö­nüş­müş­tür. Ça­lış­mada plas­tik an­lamda es­te­tize edi­len öteki, ar­tık ba­kıl­mak is­te­ni­len, haz alı­nan bir nesne ha­line gel­mesi amaç­lan­mış­tır.

Er­kek dav­ran­dık­ları gibi, ka­dın­larsa gö­rün­dük­leri gi­bi­dir­ler. Er­kek­ler ka­dın­ları sey­re­der­ler. Ka­dın­larsa sey­re­di­liş­le­rini sey­re­der­ler. Bu du­rum yal­nız er­kek­lerle ka­dın­lar ara­sın­daki iliş­ki­leri de­ğil, ka­dın­la­rın ken­di­le­riyle iliş­ki­le­ri­nin de be­lir­ler. Ka­dı­nın için­deki göz­lemci er­kek, göz­le­nense ka­dın­dır. Böy­lece ka­dın ken­di­sini bir nes­neye – özel­likle gör­sel bir nes­neye – se­yir­lik bir şeye dö­nüş­tür­müş olur (Ber­ger, 2016, s.47).

Ber­ger’in bah­set­tiği gibi er­kek ve ka­dın­la­rın be­den be­ğe­ni­leri açık­la­ma­la­rına ba­kı­la­rak ara­daki fark­ları gö­re­bil­mek­te­yiz. Be­deni sun­mak­taki amaç; sağ­lık, maddi ye­ter­li­lik, özen ya­tı­rımı, be­de­nin gö­rü­nü­müne ye­terli za­man ayırma gibi ey­lem­leri, bi­rey­le­rin vü­cut­la­rına iş­le­di­ği­nin ka­nı­tını gös­ter­mek­tir (Bo­ur­dieu, 2021, s.261).

Gü­ze­lin kar­şı­sında du­ran çir­kin, za­ri­fin zıttı kaba gibi ka­lıp­lar oto­rite ta­ra­fın­dan be­den­lere yük­le­nir ve su­nu­lan be­den, öteki ve ku­surlu ko­nu­munda kal­dıysa, ona top­lum ta­ra­fın­dan ne­ga­tif yak­la­şım­lar uy­gu­la­nır. Ço­cuk­luk dö­nem­le­rin­den beri an­la­tı­lan ma­sal­lar bu yük­le­nen an­lam­lara bir kar­şı­lık ve­re­bi­lir. Ör­ne­ğin, Kül­ke­disi ma­sa­lına bak­tı­ğı­mızda ma­sal­daki ana ka­rak­ter Cin­de­rella’dır. Giz­lice git­tiği ba­lo­dan acil bir şe­kilde ay­rı­lır­ken cam ayak­ka­bı­sını ge­ride bı­ra­kır. Prens et­ki­len­diği ka­dını bul­mak için ayak­ka­bıyı ala­rak sa­hi­bini bul­maya ça­lı­şır. Tek tek ge­ze­rek ka­dın­lara bu ayak­ka­bı­ları de­ne­tir la­kin hiç­bi­rine uy­maz. Son ola­rak Cin­de­rella’nın ya­şa­dığı eve ge­lir. Cin­de­rella’nın kötü kız kar­deş­leri ve üvey an­nesi o ka­dar iri ya­rı­dır­lar ki ayak­kabı on­lara da ol­maz. Sıra Cin­de­rella’ya ge­lir. Prens, so­nunda na­rin ve za­rif ayak­lara sa­hip olan, cam ayak­ka­bı­nın sa­hi­bini bu­lur. Son­suza ka­dar mutlu ya­şar­lar. Ma­sal­larda kötü olan ka­rak­ter­le­rin hep çir­kin, iri yarı, ki­lolu ve özel­likle ka­dın ka­rak­ter­ler ol­duk­la­rını gör­mek­te­yiz. Öte yan­dan baş­rolde olan ana ka­rak­ter­le­rin min­yon, na­rin, tüm er­kek­le­rin il­gi­sini çe­ken ve hatta cam ayak­ka­bı­nın üze­rinde du­ra­bi­len za­yıf ka­dın­lar­dır.

Top­lum­larda, dö­nem dö­nem de­ğiş­ken­lik gös­te­ren be­ğeni, il­kel çağ­lar­dan gü­nü­müze ka­dar de­vam et­mek­te­dir. Ni­te­kim bu be­ğe­ni­le­rin, ka­dın be­deni üze­rin­deki kes­kin et­kisi ka­çı­nıl­maz­dır. “Kül­tü­rel ola­rak bu­gün ka­bul gö­ren be­lirli bir ka­dın tipi var­dır. 1.68-1.70 cm ara­sında bir boya, uzun ba­cak­lara, bronz tene ve dinç gö­rü­nüme sa­hip ol­malı, bir dir­hem bile fazla eti bu­lun­ma­ma­lı­dır” (İn­ce­oğlu ve Kar, 2010, s.81). Bu ol­gu­lar bizi, bi­rey­le­rin, öz­nel­lik­leri ile sos­yal ha­yatta var ol­ma­la­rına, gö­tür­mek­te­dir. “Top­lum ve ki­şi­ler arası et­ki­le­şim­ler be­deni şe­kil­len­di­rir, be­den­sel alış­kan­lık­ları, be­den tek­nik­le­rini ve do­la­yı­sıyla da be­de­nin dış gö­rü­nü­münü de­ğiş­ti­rir” (Akt., Ku­ru­oğlu ve Öz­sel, 2018, s.21). Be­ğe­ni­le­ri­miz yani ha­bi­tu­su­muzda bi­çim­le­nen se­çim­le­ri­miz, be­den­le­ri­miz ara­cı­lı­ğıyla biz­leri açığa çı­kar­mak­ta­dır. Şe­kil­le­nen be­den, öte­ki­leş­tikçe ona şid­det söy­lem­leri yük­le­nir. Bu ne­ga­tif du­rum­larla kar­şı­la­şan bi­rey­ler, ka­bul gö­ren di­ğer be­den­ler ara­sında ken­di­le­rine bir alan bu­la­ma­ya­bi­lir.

Bi­rey­ler yer al­dığı top­lum­larda, ço­ğun­lukta olan be­ğeni ka­lıp­ları üze­rine be­den­le­rini şe­kil­len­di­re­bi­lir. Bi­rey­ler far­kında ol­ma­dan bu şe­kil­len­dir­me­leri özüm­se­ye­bi­lir­ler. Bu­nun te­mel se­bep­leri; alana uyum sağ­lama, ka­bul ve onay görme is­te­ğin­den kay­nak­la­nır. Bu sü­reçte, be­den­le­rin kar­şı­laş­tık­ları yeni kav­ram­lar or­taya çı­kar. Nor­mal olan be­den ve öteki be­den. Öteki olan hali ile ka­bul gör­meye ça­lı­şan be­den, ken­dine ait bir yer bul­mak is­ter. Ken­di­sini ka­bul eden­le­rin ol­duğu bir yerde öteki olan be­den, ar­tık nor­mal­dir.

İdeal uzuv ara­yış­ları, ka­dın be­de­nin da­ima çe­kici ol­ması ge­rek­ti­ğin­den kay­nak­lan­mak­ta­dır. Ka­dın­la­rın, ya­ra­tı­lan vü­cut ide­a­line il­gi­sini ko­ru­ma­sı­nın en önemli me­ka­niz­ması, ka­dın­la­rın sü­rekli ar­zu­la­na­cak bir be­dene sa­hip ol­ma­ları ge­rek­tiği fik­ri­nin aşı­lan­ma­sı­dır. Bu uzuv­la­rın çe­kici ol­ması için el­bette uzun, na­rin ve ince ol­ma­ları yö­nünde ge­nel bir yargı bu­lun­mak­ta­dır Şiş­man, ka­lın, kaba bir uzuv bu yar­gı­la­rın dı­şında ka­la­bi­lir (Gör­sel 4).

  Görsel 4. Ayça Güneş. Uzun Oturma. 2021. (alçı üzerine akrilik boya, köpük, minder, 79x57x25cm)
Görsel 4. Ayça Güneş. Uzun Oturma. 2021. (alçı üzerine akrilik boya, köpük, minder, 79x57x25cm)

Be­den­le­ri­mi­zin gö­rü­nümü, sos­yal ha­ya­tın her ala­nında bizi et­ki­le­mek­te­dir. Ge­le­nek, norm, inanç gibi kav­ram­lar za­manla top­lum­la­rın be­ğe­ni­le­rini be­lir­le­yen alış­kan­lık­la­rını oluş­tu­rur­lar. Be­ğe­ni­ler so­nucu ya­pı­lan ey­lem­ler alış­kan­lığa dö­nü­şe­bi­lir. Bi­rey­ler hiç karşı kar­şıya kal­ma­dığı (ya da az rast­la­dığı) şey­lere ya­ban­cı­la­şa­bi­lir­ler. İtici ya da çe­kici bulma hal­leri de­ğiş­ken­lik gös­terse de top­lum­larda ai­di­yet bul­mak için ço­ğun­lu­ğun fikri be­nim­se­nir.

Bo­ur­dieu, be­den­le­rin do­ğuş­tan, bi­yo­lo­jik ola­rak ta­şı­dık­ları var­lık­la­rı­nın, top­lum ile et­ki­le­şime gir­di­ğinde saf ol­ma­yan ya­pı­lara dö­nüş­tü­ğünü söy­le­mek­te­dir. Bi­rey­le­rin edin­diği ta­vır­ları, ey­lem ve dav­ra­nış­ları be­den, sem­bo­lik ola­rak ta­şı­mak­ta­dır. Bun­lara ek ola­rak be­den­lere koz­me­tik mü­da­ha­le­ler, ör­ne­ğin; mak­yaj, saç şekli, sa­kal, bı­yık, gi­yim tarzı, be­den­le­rin bü­tün­sel ola­rak fazla ya da ek­sik gö­rü­nümü ile ye­ni­den şe­kil­le­ne­bi­lir. Do­la­yı­sıyla be­den top­lum­sal bir ürün ha­line gel­mek­te­dir (Te­kin, 2015, s.93).

Bi­rey­le­rin sa­hip ol­duğu ser­maye ve ait ol­duk­ları sı­nıf­lara göre bi­çim­le­nen be­den­ler, gü­zel­lik, gi­yim, sa­nat, mü­zik, spor gibi fa­a­li­yet­leri kendi aşina ol­duk­ları şey­ler doğ­rul­tu­sunda se­çer­ler. Konu halk sı­nıf­ları ol­du­ğunda ise bu be­ğeni ya­lın­la­şır. Halk sı­nıf­la­rı­nın sa­hip ol­duğu ser­ma­ye­lere göre yap­tığı se­çim­ler, mü­te­vazı ve ba­sit ola­rak ad­lan­dı­rı­la­bi­lir. Ba­sit ve mü­te­vazı olan­lar şey­ler, hem nes­nel hem de öz­nel ola­rak kar­şı­mıza çı­kar. Bu­nun ar­ka­sında biz­leri bu be­ğe­ni­lere mah­kûm eden eko­no­mik ve top­lum­sal ola­rak da­ya­tı­lan zo­run­lu­luk­lar yer ala­bi­lir. Eko­no­mik ve kül­tü­rel ser­ma­ye­den yok­sun sı­nıf (halk sı­nıfı) be­ğe­ni­leri kül­tür, koz­me­tik alış­kan­lık­lar, gi­yim se­çim­le­rin­deki id­di­alı gö­rü­nüm­le­rin er­kek be­den­lere ya­sak kı­la­rak sı­nır­lan­dı­rır. Be­den ba­kımı, be­de­nin “cin­sel ah­lakı” gibi kav­ram­lar ka­dın­lara da­ya­tıl­mış­tır. Bu­nun dı­şında bi­çim­le­nen be­den­ler, başka sı­nıf­larca (bur­juva) ka­bul gör­mek için ya­pıl­dığı ka­nı­sıyla dış­lan­mış ve öteki ol­muş­tur (Bo­ur­dieu, 2021, s.445-455).

Halk sı­nıf­la­rı­nın nor­mal ola­rak ta­nım­la­dığı gö­rü­nümü be­nim­se­me­yen be­den­ler, mü­te­vazı ve ba­sit ola­nın aksi yö­nünde şe­kil­len­miş­tir. Özel­likle zo­runlu olan şe­kil­len­me­nin dı­şında bi­çim bu­lan be­den bir ka­dına ait ise dış­lanma ve eleş­ti­ri­ler ol­dukça teh­dit­kâr ola­bi­lir.

Kay­nakça

Ber­ger, John. (2016). Görme Bi­çim­leri. (Y. Sal­man, Çev.). İs­tan­bul: Me­tis Ya­yın­ları

Bo­ur­dieu, Pi­erre. (2021). Ay­rım: Be­ğeni Yar­gı­sı­nın Top­lum­sal Eleş­ti­risi. (D. Fı­rat, G. Berk­kurt, Çev.). An­kara: Nika Ya­yı­nevi

Te­kin, Fer­hat. (2015). Pi­erre Bo­ur­dieu Sos­yo­lo­ji­sinde Be­den Ve Ha­bi­tus: Be­den­leş­miş Ha­bi­tus. Sos­yal Bi­lim­ler Araş­tırma Der­gisi, 13, s. 85-100.

Ku­ru­oğlu, Hu­riye. (2018). Dün­den Bu­güne Be­den Algı ve Po­li­ti­ka­ları. Hu­riye Ku­ru­oğlu (Ed.), Kad­riye Töre Öz­sel (Ed.). Medya ve Be­den, s.1-19. An­kara: De­tay Ya­yın­cı­lık

Tun­çel, Z. (2018). Be­den­sel Öte­ki­leşme Üze­rine Gör­sel Çö­züm­le­me­ler. (Yük­sek Li­sans Tezi). Ulu­sal Tez Mer­kezi’nden edi­nil­miş­tir. (488677.)

Kap­lan, M., Yar­dım­cı­oğlu, M. (2020). Alan Ha­bi­tus ve Ser­maye Kav­ram­la­rıyla Pi­erre Bo­ur­dieu. Ha­bi­tus Top­lum­bi­lim Der­gisi, 1, s. 23-38.

Ça­bar, S. (2022). Pi­erre Bo­ur­dieu’nün “Alan, Ser­maye Ve Ha­bi­tus”  Kav­ram­ları Ek­se­ninde Co­vid-19 Sü­re­ci­nin Eği­tim­deki Fır­sat Eşit­li­ğine Et­kisi: De­nizli İli Ör­neği (Yük­sek Li­sans Tezi). Ulu­sal Tez Mer­kezi’nden edi­nil­miş­tir. (760007.)

Byung, Chul Han. (2018). Gü­zeli Kur­tar­mak. (K. Fi­liz, Çev.). İs­tan­bul: İn­san Ya­yın­ları

İn­ce­oğlu, Y., Kar, A. (2010). Ka­dın ve Be­deni. İs­tan­bul: Ay­rıntı Ya­yın­ları

İlgili yazılar

Bütün yazılar

Kaçırma

Popüler kültür

Uyandıran Kahve Sohbetleri’nden Notlar — 1

Günümüz Koşullarında Kamusal Alan Uyandıran Kahve Sohbetleri katılımcılarının katkıları ile derlenmiştir

İrem Derelioğlu8 Nisan 2026