Görsel Sanatlar

Atölye Gezileri: Dilruba Güneysu

E. Gülşah Akın

18 Aralık 2025

Dil­ruba Gü­neysu’nun en­düst­ri­yel ta­sa­rım­dan gra­fik ta­sa­rıma, ora­dan da za­naat ile sa­natı bu­luş­tu­ran öz­gün bir ifade ala­nına uza­nan bu yol­cu­luğu; yal­nızca bir tek­nik ak­ta­rımı de­ğil, aynı za­manda ki­şi­sel bir ara­yışı, iç­sel bir dö­nü­şümü ve çağ­daş sa­nat or­ta­mında gö­rü­nür olma mü­ca­de­le­sini de içe­ri­yor.

Dil­ruba, yal­dızlı yazı ça­lış­ma­la­rıyla hem kay­bol­maya yüz tut­muş bir za­na­a­tin bil­gi­sini gü­nü­müze ta­şı­yor hem de cüm­le­ler üze­rin­den kur­duğu güçlü an­la­tı­larla iz­le­yi­ciyi ki­şi­sel ve top­lum­sal sor­gu­la­ma­lara da­vet edi­yor. Rö­por­taj bo­yunca; harf­le­rin font ol­mak­tan çı­kıp bi­rer be­den ka­zan­dığı ta­sa­rım sü­reç­le­rini, li­nol bas­kı­dan atölye üre­tim­le­rine uza­nan çok kat­manlı pra­ti­ğini ve sa­natçı ol­ma­nın gö­rü­nür­lük, üre­tim ve sür­dü­rü­le­bi­lir­lik ek­se­nin­deki zor­luk­la­rını kendi de­ne­yimi üze­rin­den pay­la­şı­yor.

Dil­ruba mer­haba. Bizi atöl­yende ağır­la­dı­ğın için te­şek­kür edi­yo­ruz. Bize bi­raz ken­din­den bah­se­der mi­sin?

Ta­bii. Ben 15 yıl­dır Es­ki­şe­hir’de ya­şı­yo­rum. Bu­raya üni­ver­site oku­mak için gel­miş­tim. Ana­dolu’da en­düst­ri­yel ta­sa­rım oku­dum li­sansta. Son­ra­sında 2017’de yine Ana­dolu Üni­ver­si­tesi’nde gra­fik ala­nında yük­sek li­sansa baş­la­dım. As­lında İs­tan­bul­lu­yum ama bu­rayı çok sev­dim. Hiç ay­rıl­mak is­te­me­dim. Ar­tık bu­rada ya­şı­yo­rum, bu­rada üre­ti­yo­rum.

Ben bir sa­nat ta­kip­çisi ola­rak şunu bi­li­yo­rum: Şu se­nin ala­me­ti­fa­ri­kân ola­rak bi­li­nen ve hatta farklı şe­hir­lere da­vet edil­mene se­bep olan o yal­dızlı ça­lış­ma­la­rına yük­sek li­sansla araş­tı­ra­rak baş­la­dın, de­ğil mi? Gra­fiğe ge­çi­şin na­sıl oldu en­düst­ri­yel ta­sa­rım­dan?

Evet, evet. O be­nim yük­sek li­sans tez ko­numdu: “Fırça Ta­be­la­cı­lı­ğında Dün, Bu­gün ve Ya­rın” adlı bir tez ça­lış­ması yap­mış­tım. Ben en­düst­ri­yel ta­sa­rım okur­ken de hep gra­fikle il­gi­le­ni­yor­dum. Yani ürün ta­sa­rı­mın­dan çok elimi pafta dü­ze­niyle uğ­raş­maya gi­di­yordu. Staj­la­rımı da hep gra­fik üze­rine yap­mış­tım. Okur­ken bı­ra­kıp gra­fiğe mi baş­la­sam diye çok dü­şün­düm ama ce­sa­ret ede­me­dim. Belki de yük­sek li­sansta git­mem daha iyi oldu, çünkü li­sansta ne yap­tı­ğını tam ola­rak bil­mi­yor­sun. Bir sene li­sans ders­le­rini ve yük­sek li­sans ders­le­rini bir arada al­dım. Hatta o za­man bö­lüm baş­ka­nıyla ko­nu­şup “Ne olur bana bi­lim­sel ha­zır­lık okut­ma­yın,” de­dim. Bir sürü ders al­dım; ilk sene haf­ta­nın her günü sa­bah se­kiz ak­şam altı der­sim vardı. Aka­de­mi­nin her türlü im­ka­nın­dan fay­da­lan­dım yani, kre­diyi dol­du­ra­bil­di­ğim ka­dar dol­dur­dum.

Ta­bela tek­niği dı­şında yap­tı­ğın üre­tim­le­rin de var. Gör­dü­ğüm ka­da­rıyla daha çok li­nol ve baskı üze­rine ça­lı­şı­yor­sun. Sa­nat­sal üre­tim pra­tik­le­rin­den bi­raz bah­se­der mi­sin?

Li­nol bas­kıyla il­gi­len­meye böyle bir se­ne­dir fa­lan baş­la­dım. On­dan önce, ve hala da öyle, ge­nelde bu fırça ta­be­la­cı­lığı pra­tik­leri: fır­çayla, bo­yayla; cam altı ya da ah­şap, me­tal gibi çe­şitli yü­zey­ler üze­rine üre­tim ya­pı­yo­rum. Ama te­me­linde, ben ken­dimi harf­leme sa­nat­çısı ola­rak ta­nım­lı­yo­rum, yani yazı ta­sa­rımı ve üre­timi üze­rine. Bi­raz da edis­yonlu iş yap­mak için li­nol bas­kıya me­rak sal­dım. Kendi ta­sa­rım­la­rımı üre­tip, on­ları da eri­şi­le­bi­lir ürün­ler ola­rak su­nu­yo­rum.

Harf sa­na­tına il­gin ne za­man baş­ladı? Özel­likle bu ta­be­la­cı­lık za­na­a­tıyla il­gili bir araş­tırma yap­maya na­sıl ka­rar ver­din?

Yük­sek li­sansa baş­la­ma­dan önce de as­lında be­nim def­ter­le­rim hep do­luydu; kam­yon ar­kası ya­zı­la­rını çok se­vi­yor­dum. On­ları not alıp def­te­rime tam sayfa çi­zi­yor­dum. Sonra yük­sek li­sansa baş­la­dı­ğımda ka­lig­ra­fiyle il­gi­len­meye baş­la­dım. Ça­lı­şır­ken de ka­lig­rafi uç­ları, ka­lem­ler, fır­ça­lar alıp kendi ken­dime ça­lı­şı­yor­dum. Sonra yük­sek li­sansa baş­la­dı­ğımda tak­tım yani. Günde se­kiz saat yazı yaz­maya baş­la­dım. O za­man an­la­dım, en sev­di­ğim şeyi bul­dum her­halde.

Bir works­hop’a ka­tıl­dım. Yu­na­nis­tan’dan bir fırça ta­be­la­cısı gel­mişti. İki gün­lük bir works­hop’tu ve çok et­ki­len­dim. Eğit­meni sü­rekli sı­kış­tır­dım “Şimdi na­sıl olu­yor, ne ya­pı­yo­ruz?” diye. As­lında tez ko­num başka bir şeydi, ama bak­tım odak­la­na­mı­yo­rum. Ne­re­deyse bir yıl ol­muştu tezi yaz­maya baş­la­yalı; tez ko­numu de­ğiş­tir­dim ve fırça ta­be­la­cı­lı­ğına ça­lış­maya baş­la­dım.

Bu tezi ya­zar­ken bilgi yoktu diye bah­set­miş­tin. Hatta bu işi çok es­ki­den ya­pan in­san­larla gö­rüş­tün. On­ları na­sıl bul­dun ya da on­larla gö­rüşme fikri na­sıl or­taya çıktı?

Tezi ya­zar­ken bilgi yoktu. Tür­kiye’de bu za­naat çok kısa bir pe­ri­yotta ya­pıl­mış. La­tin harf­le­rine ge­çiş, ön­ce­sinde Arapça harf­ler… Sonra 80’lerde, 90’larda di­ji­tal­leşme var. Çok kısa bir za­man var ve bir kaydı yok.

Ben Tür­kiye’de in­ce­le­dim. Dün­ya­daki ta­ri­hin­den baş­la­yıp, Tür­kiye’de de bu us­ta­larla, eski us­ta­larla ko­nu­şup bilgi al­maya ça­lış­tım. Bir Açık Hava Rek­lam­cı­ları Der­neği var; on­lar eski us­ta­la­rın kay­dını tut­muş­lar. Ora­dan bazı us­ta­ları bul­dum. Es­ki­şe­hir’de de böyle son çı­rak­lar­dan bi­risi vardı. O daha kalfa, usta olur­ken di­ji­tal­leş­miş ama hala pra­tik­le­rini bi­li­yor ve yap­mak is­ti­yor. Ata­türk Cad­desi’ndeki Or­man Mü­dür­lüğü’nün sin­cap çi­zimi var; onu o yap­mış me­sela. Bu şe­kilde, eri­şe­bil­di­ğimi ara­dım, ko­nuş­tum. Bu gö­rüş­me­leri teze sis­te­ma­tik bir şe­kilde ka­ta­ma­sam da, en azın­dan o ki­şi­le­rin isim­le­rini teze ka­ta­bil­mek içindi.

Bu ta­rihi bi­li­yor ol­mak sa­nat pra­ti­ğini na­sıl et­ki­ledi? Tab­lo­la­rında kul­lan­dı­ğın ya­zı­lar font de­ğil; harf­leme de­di­ğin o bü­tün harf­le­rin ve kom­po­zis­yo­nun ta­sar­lan­ması sü­reci na­sıl iş­li­yor?

Tek­nik­ler za­ten yüz­yıl­lar önce ge­liş­ti­ril­miş. Özel­likle al­tın va­rakla il­gili tek­nik­ler… Yüz­yıl­larca da­yan­sın diye ya­pıl­mış şey­ler bun­lar. Be­nim tab­lo­la­rımda kul­lan­dı­ğım ya­zı­lar hiç­biri font de­ğil. On­la­rın hep­sini ben kendi elimle çi­zi­yo­rum. Ya­pa­ca­ğım işe, kur­du­ğum cüm­leye göre o ta­sa­rım­lar de­ği­şi­yor.

Me­sela cüm­le­den mi yola çı­kı­yor­sun üre­tir­ken?

Ge­nelde şöyle olu­yor: Ha­ya­tımda ya­şa­dı­ğım bir sı­kın­tı­nın içim­den böyle bir fış­kır­ması. Ben hep ya­za­rım. Sü­rekli me­tin­ler ya­za­rım ve cüm­le­ler or­taya çı­kar. Ba­zı­ları şiir gibi, dört­lük­ler çı­kar. On­ları tab­lo­lara çe­ki­yo­rum ama ge­nelde hep cüm­le­den yola çı­kı­yo­rum yani. Za­ten doğ­ru­lu­ğuna inan­ma­dı­ğım bir cüm­le­nin ta­sa­rı­mını da ya­pa­mı­yo­rum.

Üre­tim­le­rin gü­nü­müz dün­ya­sı­nın sı­kın­tı­ları üze­rin­den mi çı­kı­yor, yoksa daha çok ki­şi­sel olay­lar üze­rin­den mi?

Ka­ram­sar renk­ler kul­lan­dı­ğım bir seri işim var ama nef­ret edi­yo­rum o se­ri­den. On­lar şu ke­narda, du­var­lara asıl­ma­mış şe­kilde du­ru­yor. Ke­dim tır­ma­lı­yor, hiç umur­sa­mı­yo­rum. Hep­sin­den et­ki­le­ni­yo­rum el­bette ama ço­ğun­lukla be­nim kendi iç sı­kın­tı­la­rım, kendi ki­şi­sel ge­li­şi­mim ile il­gili olu­yor.

Bazı ser­gi­lere de da­hil ol­du­ğunu bi­li­yo­rum. Şimdi dü­şü­nü­yor mu­sun peki bir ki­şi­sel sergi aç­mayı? Ne­ga­tif ol­du­ğunu söy­le­di­ğin seri de yer ala­cak mı?

Evet, şim­diye ka­dar hep elim­deki eser­ler üze­rin­den oldu. İlk ka­tıl­dı­ğım bü­yük sergi Base’di. An­cak hala ki­şi­sel sergi için iş bi­rik­tirme aşa­ma­sın­da­yım. Ki­şi­sel ser­gide bir tema et­ra­fında iler­le­mek is­ti­yo­rum. O, sanki be­nim son on yı­lı­mın psi­ko­lo­ji­sini an­la­ta­cak gibi bir sergi ola­cak. Nef­ret et­ti­ğim o iş­ler de ka­ran­lık dö­ne­mimi tem­sil ede­cek gibi. Öyle o şe­kilde ha­ya­limi ku­ru­yo­rum şu anda.

Me­tin­sel ça­lış­ma­la­rın li­nolle. Üre­tim yön­te­mini çe­şit­len­dirme fikri na­sıl or­taya çıktı?

Şimdi bir ta­sa­rım yap­mış olu­yo­rum. Me­sela, “se­nin yoz­laş­mış nor­ma­li­nin” dört edis­yonu var. Tab­lo­ları da edis­yonlu ya­pı­yo­rum. Aynı ta­sa­rımı li­nol bas­kı­sını da ya­pı­yo­rum gibi. Çünkü as­lında en bü­yük emeği, ener­jiyi ta­sa­rıma har­ca­mış olu­yo­rum. Sonra üre­tim yön­te­mini çe­şit­len­di­rip, o ta­sa­rım bit­mi­yor be­nim için, on­dan sı­kı­lana ka­dar de­vam et­mek is­ti­yo­rum.

Bun­dan son­raki üre­tim sü­reç­le­rinle il­gili bir ön­gö­rün var mı?

Şu an bu­nun de­va­mıyla il­gili ça­lı­şı­yo­rum. Bir sürü cüm­lem var. Me­sela bu li­nol bas­kı­la­rını yap­tı­ğım işi dört se­ne­dir ta­sar­lı­yo­rum, de­ğiş­ti­ri­yo­rum. Şimdi yeni içime sindi. Bun­dan sonra “Çi­ze­me­di­ğim sı­nır­lara hap­sol­dum” ge­li­yor.

Bi­raz bu işin za­naat kıs­mın­dan, hani dük­kan­la­rın vit­rin­le­rine uy­gu­lama yap­tı­ğım za­naat kıs­mın­dan bi­raz yo­rul­mu­şum. Bi­raz onu azal­tıp atöl­ye­deki üre­tim­le­rime yo­ğun­laş­maya uğ­ra­şı­yo­rum. Ama mec­bur ta­bii ki.

Sa­natçı gö­rü­nür­lü­ğü­nün du­rumu hak­kında ne dü­şü­nü­yor­sun?

Pay­la­şım kısmı bi­raz çok can sı­kıcı. Keşke bunu be­nim için biri yapsa. Uz­man­lı­ğım üre­time yö­ne­lik ama o bah­set­ti­ğim sos­yal medya kısmı ta­ma­men ayrı bir mes­lek dalı. Ve bi­raz­cık da “che­esy” (ba­yağı) ol­mak ge­re­ki­yor. Ben ba­zen ta­ma­men unut­muş olu­yo­rum ama gö­rün­me­dikçe de yok­sun yani.

Kendi ma­ter­yal­le­rini üre­tip sat­maya da baş­la­dın ga­liba. O na­sıl geldi ak­lına?

Mal­ze­meyi bu­la­ma­dı­ğım için Tür­kiye’de, ih­ti­ya­cım olan şeyi ken­dim yap­maya baş­la­mış­tım. İn­san­lar hep bana so­ru­yor­lardı, “Ne­re­den ala­bi­li­riz bu fır­çayı?” diye. Ben de de­dim, ya en­düst­ri­yel ta­sa­rımı bo­şuna mı oku­dum? Ya­pa­yım şun­ları. İçime dert. Kul­la­na­yım şu be­ce­ri­le­rimi bi­raz de­dim. Kış­ları buna ayı­rı­yo­rum; kış­ları böyle AR-GE’ye ayı­rı­yo­rum.

İlgili yazılar

Bütün yazılar

Kaçırma

Kent ve mimari

9 Ocak’ta Ankara’da Bir Gün

Sahnenin Önünde, Hafızanın İçinde GIrls to the Front Fotoğraf Sergisi — UnIte Ortak MekÂn

Murat Karacan13 Ocak 2026