Kendimize Rahatsız Edici Sorular: A Self-IntervIew
ODTÜ Mimarlık Amfisi, Semester Review Fotoğraf: Boran Köseoğlu

Görsel Sanatlar

Kendimize Rahatsız Edici Sorular: A Self-Interview

Melike Serin

23 Temmuz 2025

Mi­mar­lıkta Ra­hat­sız Edici So­ru­lar ekibi ola­rak ken­di­mize de ra­hat­sız edici so­ru­lar sor­mak ve ya­nıt­la­rı­mızı test et­mek üzere bu­güne dek yap­tı­ğı­mız bu­luş­ma­larda sık kar­şı­laş­tı­ğı­mız so­ru­ları, ak­lı­mıza ta­kı­lan ve bi­zim de ya­nı­tını hala ara­dı­ğı­mız ko­nu­ları gün­deme ta­şı­ya­rak ken­di­mizle bir rö­por­taj yap­tık. Öze­leş­ti­rel bir yak­la­şımla or­taya çı­kan bu rö­por­taj, ek­siği ve faz­la­sıyla ça­lış­ma­la­rı­mızı ele alı­yor ve daha çok so­ruyu akıl­lara dü­şür­mek ve yeni ra­hat­sız­lık­lar ya­rat­mak için bir ze­min su­nu­yor. 

Mi­mar­lıkta Ra­hat­sız Edici So­ru­lar kim­dir?

Mi­mar­lıkta Ra­hat­sız Edici So­ru­lar, mi­mar­lık bö­lüm­le­rinde li­sans ve li­san­süstü öğ­ren­ci­le­rin, genç pro­fes­yo­nel­le­rin bir araya ge­le­rek mi­mar­lık eği­ti­mini ve ça­lışma ya­şa­mını eleş­ti­rel gözle ele al­dığı ba­ğım­sız bir ko­lek­tif­tir. 2024 yı­lı­nın Ma­yıs ayında The Arc­hi­tec­ture Lobby’nin (TAL) Aka­de­mik Ça­lışma Grubu ta­ra­fın­dan dü­zen­le­nen Arc­hi­tec­ture Be­yond Ca­pi­ta­lism School’un (Ka­pi­ta­liz­min Öte­sinde Mi­mar­lık Okulu) “Hac­king the Ins­ti­tu­tion” te­malı 2024-2025 ça­lış­ma­la­rı­nın Tür­kiye or­ga­ni­zas­yonu kap­sa­mında te­mel­leri atıl­mış­tır. Ni­hal Evir­gen’in uzun yıl­lar­dır ta­kip et­tiği TAL’in Aka­de­mik Ça­lışma Grubu’na da­hil ol­duk­tan sonra Tür­kiye’deki or­ga­ni­zas­yonu üst­len­mesi ile ilk fi­kir or­taya çık­mış­tır. Ça­lışma önce “ara po­zis­yon” ola­rak ta­bir et­ti­ği­miz ODTÜ’de dok­tora ya­pan an­cak farklı üni­ver­si­te­lerde araş­tırma gö­rev­lisi ya da yarı za­manlı öğ­re­tim gö­rev­lisi ola­rak ça­lı­şan mi­mar­la­rın bir araya gel­me­siyle is­mini ve for­munu bul­muş, son­ra­sında mi­mar­lık öğ­ren­ci­leri ve mi­mar­lık iş­çi­leri/iş­siz­leri ile bu­lu­şa­rak ge­niş­le­miş­tir.

Ne­den Ra­hat­sız Edici So­ru­lar?

As­lında “Ra­hat­sız Edici So­ru­lar” ismi ilk top­lan­tı­la­rın bi­rinde bir arada tar­tı­şır­ken or­taya çıktı. Mi­mar­lık alanı hangi po­zis­yonda olur­sa­nız olun prob­lem­le­rini ve ça­lışma sü­reç­le­rin­deki sö­mü­rüyü giz­le­meye, ak­sine hep iyi gö­rü­nen yan­ları par­lat­maya ve ol­du­ğun­dan iyi gös­ter­meye dö­nük bir eği­lime sa­hip. Do­la­yı­sıyla bu tema kap­sa­mında bir araya ge­lip ko­nuş­maya baş­la­dı­ğı­mızda ar­ka­daş ol­ma­mıza rağ­men ça­lış­tı­ğı­mız üni­ver­si­te­lerde ne­ler ya­şa­dı­ğı­mızı o güne dek pek de açıkça ko­nuş­ma­dı­ğı­mızı fark et­tik. Sonra ken­di­mizi bir­bi­ri­mize so­ru­lar so­rar­ken bul­duk. Ör­ne­ğin kaç lira maaş al­dı­ğı­mız, okulda öğ­ren­ci­lerle ya da ho­ca­larla ile­ti­şimde ken­di­mizi gü­vende his­se­dip his­set­me­di­ği­miz, stüdyo pro­je­leri ko­nu­sun­daki dü­şün­ce­le­ri­miz, ça­lışma yü­kü­müz, hi­ye­rar­şik bir bas­kıya ma­ruz ka­lıp kal­ma­dı­ğı­mız ya da söz hak­kı­mı­zın ne dü­zeyde ol­duğu, dok­tora son­ra­sında ne ya­pa­ca­ğı­mız, ev ki­ra­sını öde­yip öde­ye­me­di­ği­miz gibi so­ru­lara ver­di­ği­miz ya­nıt­lar ço­ğun­lukla ben­zer ve gü­ven­ce­siz­liği gös­te­ren ya­nıt­lardı. Bu so­ru­lar özel alana gi­ren ve daha önce pek de ko­nuş­ma­dı­ğı­mız me­se­le­lere de­ğin­diği için mu­ha­ta­bını ra­hat­sız edi­yordu an­cak daha da önem­lisi mi­mar­lık or­ta­mı­nın o her şeyi gü­zel gös­ter­meye dö­nük eği­li­mini hızla ala­şağı edi­yordu. Do­la­yı­sıyla so­ru­lar ya­nıt­lan­dıkça ve daha çok so­rul­maya de­vam et­tikçe mev­cut dü­zeni de ra­hat­sız ede­ce­ğini dü­şün­dük ve isim bu şe­kilde or­taya çıktı. 

Ko­lek­tif ola­rak bu­güne dek ne­ler yap­tı­nız?

Bu­güne ka­dar yap­tık­la­rı­mı­zın öy­küsü as­lında bi­raz daha uzun ama kı­saca özet­le­meye ça­lı­şa­lım. Bu ça­lış­mayı baş­lat­maya ka­rar ver­dik­ten sonra, önce öğ­ren­ci­lerle sonra da mi­mar­lık iş­çi­leri/iş­siz­leri ile bi­rer de­neme top­lan­tısı al­dık ve eği­tim ve ça­lışma ya­şamı üze­rine her­ke­sin ra­hat­sız ol­duğu ko­nu­ları ko­nu­şa­bi­le­ceği gü­venli or­tam­lar ya­rat­tık. De­va­mında bu top­lan­tı­larda çı­kan te­ma­lar üze­rin­den ODTÜ Mi­mar­lık Bö­lümü’nde Gü­ven Arif Sar­gın’ın bize sun­duğu bir fır­satla bir li­san­süstü dersi kur­gu­la­dık. Dersi alan öğ­ren­ci­ler ile bir­likte 2024 Güz dö­nemi bo­yunca An­kara’daki beş farklı üni­ver­si­teye ko­nuk ol­duk ve mi­mar­lık ile pe­da­goji, stüdyo kül­türü, müf­re­dat, sı­nıf ve emek ve top­lum­sal cin­si­yet iliş­ki­le­rini tar­tı­şan, ra­hat­sız edici atöl­ye­ler, açık ders­ler ger­çek­leş­tir­dik. Bu he­pi­miz için de­ney­sel bir sü­reçti. Kar­şı­lıklı ola­rak öğ­ren­di­ği­miz, hoca-öğ­renci gibi yer­le­şik ko­num­la­rı­mız­dan ola­bil­di­ğince sıy­rı­lıp bir­likte üret­ti­ği­miz, kimi za­man ça­tış­tı­ğı­mız, tar­tış­tı­ğı­mız ve so­nunda bek­len­ti­leri aşan bir üre­timle so­nuç­la­nan, ör­neği pek de bu­lu­na­ma­ya­cak bir dö­nemdi. Sa­dece kendi üni­ver­si­te­le­ri­mi­zin sı­nır­la­rını aşıp başka okul­larda bir araya gel­mek ve or­tak bir masa et­ra­fında gö­nüllü ola­rak yan yana bu­lun­mak bile ol­dukça dö­nüş­tü­rü­cüydü. Mi­mar­lı­ğın ku­rum­laş­mış ya­pısı ar­dında bas­tı­rı­lan ra­hat­sız edici so­ru­la­rın sı­nır­lar aşı­la­rak bir çok okulda aynı anda ses­len­di­ril­mesi im­kanı oluştu. Aynı za­manda “ara po­zis­yon” aka­de­mis­yen­ler de kendi po­zis­yon­la­rını ve var olan ay­rı­ca­lık­la­rını bu sı­nır­la­rın aşıl­ması, ku­rum­sal ya­pı­lar­daki çat­lak­lar­dan sız­ma­mız için kul­landı. Do­la­yı­sıyla sa­dece eleş­ti­rel bir ze­min kur­ma­dık aynı za­manda önemli bir da­ya­nışma ör­neği de ser­gi­lendi. 

Ge­nelde üni­ver­si­tede ders­ler müf­re­da­tın ta­mam­la­yı­cısı gö­züyle ba­kı­lan, not kay­gı­sıyla alı­nan ve son­ra­sında da ya­rış­ma­lara proje ya da ser­gi­lere pos­ter vs. gön­der­me­ye­cek­sen bir daha dö­nüp pek ba­kıl­ma­yan sü­reç­ler­dir. Der­sin son­ra­sında siz şimdi na­sıl de­vam edi­yor­su­nuz?

Bize farklı üni­ver­si­te­lere git­ti­ği­mizde ilk ge­len so­ru­lar­dan biri “Dersle hac­king olur mu?” ol­muştu. Biz de as­lında der­sin bir aracı ol­du­ğunu ve bi­zim yön­te­mi­mizi kur­mak ve ge­niş­let­mek için stra­te­jik bir ko­lay­laş­tı­rıcı iş­levi yük­le­di­ği­mizi söy­lü­yor­duk. Fa­kat bu­gün­den geri dö­nüp ba­kınca dersle bir­likte kadro oluş­tur­muş ol­ma­nın önemli bir hac­king gös­ter­gesi ol­du­ğunu gö­rü­yo­ruz. Der­sin son­la­rına doğru ODTÜ’deki bu­luş­ma­la­rı­mızda bu işi na­sıl de­vam et­ti­re­bi­le­ce­ği­miz ko­nu­sunu doğ­ru­dan dersi alan­lar tar­tış­maya baş­la­dı­lar. Or­dan çı­kan ener­jiyle önce Apa­çık Radyo’da Yağ­mur Yıl­dı­rım’ın ha­zır­la­yıp sun­duğu Açık Mi­mar­lık prog­ra­mına ko­nuk olup ken­di­mizi an­lat­tık. Son­ra­sında üre­ti­len fan­zin­ler, uy­gu­lama/ör­güt­lenme yön­te­mi­miz ve ser­gi­mizi çok me­rak eden ve ça­lış­ma­ları bü­yük ilgi ve tak­dirle kar­şı­la­yan The Arc­hi­tec­ture Lobby Aka­de­mik Ça­lışma Grubu’na on­line bir su­num ger­çek­leş­tir­dik. De­va­mında üni­ver­si­te­nin dı­şına çık­mak, kent mer­ke­zinde daha çok mi­marla ve farklı di­sip­lin­ler­den in­san­larla bir araya gel­mek dersi alan­la­rın ta­le­biydi ve bu şe­kilde ka­rar­lar al­dık. Bunu yapma bi­çim­le­ri­mizi eşit­likçi bir düz­lemde kur­mak, açık bir ile­ti­şim yön­temi be­nim­se­mek, sı­nır­la­rı­mızı ve ola­nak­la­rı­mızı açıkça pay­laş­mak ve saygı duy­mak, bir­likte ka­rar al­mak, tar­tış­mak, üret­mek ve not kay­gısı üze­rin­den de­ğil de bir arada or­tak dert­leri be­nim­se­ye­rek ger­çek­leş­tir­mek ile ba­şar­dı­ğı­mızı dü­şü­nü­yo­ruz. 

Ara­mızda hi­ye­rarşi yoktu der­sek ya­lan olur as­lında. Çünkü be­lirli gö­rev­ler ve on­la­rın ger­çek­leş­ti­ril­mesi ge­rek­li­li­ğine dair bir or­tak­laşma ze­mini vardı. Ör­ne­ğin der­sin içe­riği baş­tan be­lir­len­mişti ve bu­nun ha­yata ge­çi­ril­mesi için ge­rekli or­ga­ni­zas­yon­la­rın ya­pıl­ması, lo­jis­tik ih­ti­yaç­la­rın kar­şı­lan­ması, bağ­lan­tı­la­rın ku­rul­ması baş­lan­gıç­taki or­ga­ni­zas­yon eki­bi­nin gö­re­viydi. Dersi alan­lar­dan da bu tar­tış­ma­lara ak­tif ka­tı­lımı, iki haf­tada bir farklı bir üni­ver­si­teye gel­mesi, üze­rine dü­şü­nüp farklı kon­sept­lerde içe­rik­ler üret­mesi bek­le­ni­yordu. Fa­kat bun­ları yapma yön­tem­le­ri­mizi ve po­zis­yon­la­rı­mızı bir­bi­ri­miz üze­rinde ik­ti­dar ku­ra­cak, ta­hak­küm üre­te­cek bi­çimde yap­mak ye­rine gücü pay­la­şa­rak yap­mayı seç­tik. Her­kes var ola­bil­diği an ve­re­bi­le­ceği des­teği verdi, bir­bi­ri­mi­zin açı­ğını ka­pat­tık, ba­zen ise açık kal­ma­sını so­run et­me­dik. Gü­nün so­nunda ar­tık bu ça­lış­mayı gö­nül­lü­lük esası ile sür­dü­ren her­kes ay­rım gö­zet­mek­si­zin ra­hat­sız edici so­ru­la­rın bir üyesi, pay­daşı ve hak sa­hibi. Ra­hat­sız Edici So­ru­ları te­tik­le­yici “ku­rum­ları hack­le­mek” çağ­rı­sı­nın da mev­cut dü­zene nü­fuz et­mede böyle bir yolla ola­bi­le­ceği gö­rül­müş oldu: Bas­kın ku­rum­sal ya­pı­lara tak­tik­sel ola­rak sız­mayı sağ­la­ya­cak bir or­ga­nik ör­güt­len­meye sa­hip ko­lek­tif.

Şimdi ise “Açık Mi­mar­lık” prog­ra­mında yap­tı­ğı­mız ilk söy­le­şi­nin ar­dın­dan ko­nu­la­rı­mı­zın ilgi gör­me­siyle Ma­yıs ayın­dan iti­ba­ren her ayın ikinci per­şem­besi prog­ramı te­ma­la­rı­mızla biz dev­ra­lı­yo­ruz. Kent mer­ke­zinde yap­mayı ka­rar­laş­tır­dı­ğı­mız et­kin­lik ve­si­le­siyle Unite Or­tak Me­kan ile ile­ti­şime geç­miş­tik ve bize ev sa­hip­liği yap­ma­ları sa­ye­sinde hem ser­gi­mizi açıp ne­ler yap­tı­ğı­mızı pay­laşma fır­satı bul­duk hem de hala çe­şitli atölye ça­lış­ma­la­rı­mızı bu­rada ger­çek­leş­ti­ri­yo­ruz. Aynı za­manda bu de­ne­yimi sos­yal med­yada gö­rü­nür kıl­maya, olu­şan ar­şi­vi­mizi pay­la­şıma aç­maya ça­lı­şı­yo­ruz. Üs­te­lik ikinci dö­neme aka­de­mik boy­kot sü­re­cine açık ders­ler yap­maya ön­ce­den baş­la­mış ol­ma­nın ver­diği de­ne­yimle gir­dik ve o sü­reçte de “Si­ya­sal ve Top­lum­sal Ha­re­ket­ler”, “Ör­güt­lenme Ne­dir?” gibi baş­lık­larda açık ders­ler dü­zen­le­dik, üni­ver­si­te­ler arası de­ne­yim ak­ta­rımı ve ile­ti­şimi sağ­lama ko­nu­la­rında des­tek ol­duk. 

                                                                ODTÜ Mimarlık Bölümü, Eleştirel Okuma Buluşmaları, Fotoğraf: Berk Bulut
ODTÜ Mimarlık Bölümü, Eleştirel Okuma Buluşmaları, Fotoğraf: Berk Bulut

Peki tüm bu et­kin­lik­lerde sa­dece soru mu so­ru­yor­su­nuz? Yani sa­dece ra­hat­sız et­mek için eleş­tir­mek ye­terli mi, siz ne öne­ri­yor­su­nuz?

Sa­dece soru sor­mu­yo­ruz as­lında so­ru­lara ya­nıt­lar arı­yo­ruz. Ör­ne­ğin “stüd­yoda sa­bah­lama kül­türü ile ça­lışma ya­şa­mında de­vamlı fazla me­sai ara­sında bir bağ­lantı var mı?” so­rusu as­lında re­to­rik bir soru yani bu­nun ya­nıtı çoğu in­san için kısa sü­rede “evet” ola­cak­tır. Ama ço­ğun­lukla bu so­ru­ları çı­kıp yük­sek sesle bir­bi­ri­mize sor­ma­dıkça bu far­kın­da­lığı edin­mek ko­lay ol­mu­yor. Ya da za­ten her­kes ta­ra­fın­dan du­rum ka­nık­san­mış ol­duğu için ne yap­tı­ğı­mızı dü­şün­me­den yap­maya ve du­rumu nor­mal­leş­tir­meye de­vam edi­yo­ruz. Jü­ri­lerde aşa­ğı­la­yıcı yo­rum­lar, duş al­maya veya ye­mek ye­meye dahi va­kit bu­la­ma­ya­cak ka­dar çok ça­lı­şı­lan eği­tim sü­reci, mal­zeme için sa­tış ele­manı gibi rek­lam çek­ti­ren ödev­ler, yeni me­zun­lar için bir yıl­lık üc­ret­siz staj im­kanı diye ve­ri­len iş ilan­ları, ka­dın öğ­ren­ci­le­rin şan­tiye sta­jında ya­şa­dık­ları ay­rım­cı­lık­lar ve daha faz­lası… Tüm bun­lar eği­timde ve ça­lışma ya­şa­mında o ka­dar norm ha­lini al­mış du­rumda ki hak­kında ko­nuş­mak dü­şü­nül­mez hale gel­miş. Biz bun­ları çok daha yük­sek sesle ko­nuş­mayı, de­ğiş­tir­mek için ön ko­şul ola­rak gö­rü­yo­ruz. Çünkü bir yerde mev­cut du­rum­dan an­cak bir ra­hat­sız­lık du­yar­sa­nız onu de­ğiş­ti­rir­si­niz. 

Soru sor­ma­nın mev­cut dü­zen­leri ve güç iliş­ki­le­rini dö­nüş­tü­re­bi­le­cek te­tik­le­yici bir gücü ol­du­ğuna ina­nı­yo­ruz çünkü her soru be­ra­be­rinde başka so­ru­ları üre­ti­yor. Akıl­larda yer edi­nen bu so­ru­lar Ra­hat­sız Edici So­ru­lar et­kin­li­ğine ka­tı­lan her­kes ta­ra­fın­dan kendi ku­rum­la­rına, ça­lışma ve eği­tim or­tam­la­rına ta­şı­nı­yor. Her­ke­sin far­kında ol­duğu an­cak iç­sel­leş­tir­diği için sor­gu­la­ma­dığı du­rum­lar böy­le­likle git­tikçe daha az “nor­mal” ya da “mi­mar­lı­ğın do­ğası” ola­rak ni­te­len­di­ril­meye baş­lı­yor.

Ne öne­ri­yor­su­nuz so­ru­suna he­pi­miz farklı ya­nıt­lar üre­te­bi­li­riz an­cak te­melde he­pi­miz mi­mar­lık eği­ti­mi­nin ve üre­ti­mi­nin ar­tık sa­dece ka­pi­ta­list sı­nır­lar içinde be­lir­le­nen, “iyi mi­mar­lığı” öven ha­lin­den, bi­rey­sel­lik, ya­ra­tı­cı­lık, star­lık gibi mit­ler ile sür­dü­rül­me­sin­den ra­hat­sı­zız. Ama­cı­mız, ge­le­nek­sel sı­nır­la­rın öte­sinde, daha ge­niş top­lum­sal alan­larda, ken­di­mize ve üret­tik­le­ri­mize ya­ban­cı­laş­ma­dan ya­pa­bi­le­ce­ği­miz bir mi­mar­lık. Bunu ya­par­ken ken­di­mizi de ye­ni­den üre­ten, hı­zın, zo­run, bas­kı­nın ve ita­a­tin ye­rine adil ve in­sanca ko­şul­la­rın, do­ğa­nın ve top­lu­mun ya­ra­rı­nın gö­ze­til­diği bir sü­reci öne­ri­yo­ruz. Bu an­cak her­ke­sin elini ta­şın al­tına koy­ması ile ola­bi­le­cek bir şey. Biz de o ne­denle ra­hat­sız­lığı ör­güt­lü­yo­ruz. Yoksa el­bette eli­mizde her şe­yin anah­tarı ola­cak bir çö­züm yok. 

Bu so­run­ları sa­dece mi­mar­lar mı ya­şı­yor? Gü­ven­ce­siz­lik, evi­nin ki­ra­sını öde­ye­me­mek ya da eği­timde yo­ğun ça­lışma tem­posu pek çok mes­lek için ge­çerli de­ğil mi? Ne­den sa­dece mi­mar­lar ara­sında ko­nu­şu­yor­su­nuz?

Bu so­run­ları çok sa­yıda mes­lek grubu ya­şı­yor. Hatta top­lu­mun çok bü­yük ke­simi her gün daha yok­sul­la­şı­yor, gün­de­lik ih­ti­yaç­la­rını kar­şı­la­ya­ma­ya­cak hale ge­li­yor. Eği­time eri­şim de çok ada­let­siz ko­şul­larda ger­çek­le­şi­yor. Üni­ver­site öğ­ren­ci­le­ri­nin ba­rınma krizi, eko­no­mik kriz al­tında hem ça­lış­mak hem oku­mak zo­runda ol­ması, me­zun olunca iş­siz­lik ile yüz­leş­mesi, eme­ği­nin kar­şı­lı­ğını ala­ma­ması, gü­nü­müzde “ev genci” diye bir ta­bi­rin tü­re­miş ol­ması gibi gü­ven­ce­siz­lik ko­şul­ları ül­ke­mizde çok ya­kıcı. An­cak özel­likle yap­tı­ğı­mız bu­luş­ma­larda gör­dü­ğü­müz, mi­mar­lık eği­ti­minde bu so­run­la­rın ya­nında ya­pı­sal ola­rak prob­lemli olan nok­ta­lar çok daha ön plana çı­kı­yor. Özel­likle stüdyo eği­timi ile öz­deş­le­şen ken­dine iç­kin so­run­ları; jüri sis­temi, sa­bit bir de­ğer­len­dirme kri­te­ri­nin ol­ma­ması, çok di­sip­linle iliş­kili bir alan ol­ması bir ta­kım ayırt edici özel­lik­leri. Buna ça­lışma kül­tü­rü­nün “fe­da­kar­lık ve çok ça­lış­maya övgü” ile ku­şa­tı­lan, kö­le­lik ko­şul­la­rına ha­zır şe­kilde eği­ti­len ama ken­di­sini top­lu­mun in­şa­sında bir öncü, or­kestra şefi ola­rak ko­num­la­yan, me­zun ol­du­ğunda ise pra­tikte kar­şı­lığı ol­ma­yan bir kim­lik krizi de ek­le­nince ko­nu­şul­ması ge­re­ken çok şey or­taya çı­kı­yor. Bir de özel­likle gü­nü­müzde kent­sel ve eko­lo­jik açı­dan ya­şa­nan kriz­leri, dep­rem­leri, yan­gın­ları, göçü dü­şün­dü­ğü­nüzde as­lında bun­la­rın her biri mi­mar­lı­ğın mes­lek ala­nı­nın so­run­ları. Do­la­yı­sıyla kenti üre­ten öz­ne­ler ola­rak da bu üre­tim re­ji­mini sor­gu­la­mak ve tüm bu so­run­larla iliş­ki­len­dir­mek ge­rek­tiği açıkça gö­rü­lü­yor. 

Öte yan­dan özel­likle ikinci dö­nem iti­ba­riyle ça­lış­ma­la­rı­mızı di­sip­lin­le­ra­rası bir öl­çeğe ta­şı­dık di­ye­bi­li­riz. Üni­ver­si­te­le­rin Gü­zel Sa­nat­lar, Ta­sa­rım ve Mi­mar­lık Fa­kül­te­leri bün­ye­sinde yer alan tüm bö­lüm­leri et­kin­lik­le­ri­mize da­vet edi­yo­ruz. Şe­hir plan­cı­ları, iç mi­mar­lar, gra­fik ta­sa­rım­cı­lar, gü­zel sa­nat­lar bö­lüm­le­rin­den öğ­ren­ci­ler ve pro­fes­yo­nel­ler ile bir­likte atöl­ye­ler dü­zen­li­yo­ruz, açık ders­le­ri­mizde de bir­likte tar­tış­ma­lar yü­rüt­tük. Yine özel­likle ça­lış­ma­la­rı­mızı pay­laş­mak için dü­zen­le­di­ği­miz et­kin­lik­lerde ma­kina, in­şaat, çevre mü­hen­dis­liği bö­lüm­le­rin­den me­zun ka­tı­lım­cı­la­rı­mız da oldu. 

                                               Unite Ortak Mekan, Yeni Dönem Açılışı: Sergi, Sunum, Forum etkinliği, Fotoğraf: Yiğit Kantarcı
Unite Ortak Mekan, Yeni Dönem Açılışı: Sergi, Sunum, Forum etkinliği, Fotoğraf: Yiğit Kantarcı

Ça­lış­ma­la­rı­nız sa­dece An­kara ile mi sı­nırlı? So­ru­la­rı­nız na­sıl ço­ğa­lıp bü­yü­ye­cek bu şe­kilde? 

Ça­lış­ma­la­rı­mı­zın baş­lan­gıç nok­tası ve mer­kezi An­kara. Bu­nun te­sa­düf ol­ma­dı­ğını dü­şü­nü­yo­rum açık­çası. An­kara bü­rok­ra­si­nin mer­kezi, dev­le­tin acı­ma­sız eli ya da gri bir AVM şehri ola­rak gö­rülse de as­lında eleş­ti­rel ak­lın ve ko­lek­tif üre­tim­le­rin de mer­kezi. Üs­te­lik bu üre­tim­le­rin gös­ter­mek için de­ğil yap­mak için ya­pıl­dığı bir kent, yani öze dair bir kaygı var bur­daki iş­le­rin ço­ğunda. Mü­zikte, re­simde, ti­yat­roda, po­li­ti­kada ya da üni­ver­si­te­le­rinde de bunu hala her şeye rağ­men gö­re­bi­lir­si­niz. Ni­te­kim ça­lış­ma­la­rı­mı­zın te­me­li­nin ODTÜ’ye da­yan­ması da bu kap­samda yine te­sa­düfi de­ğil. Ne ka­dar öv­mek­ten çoğu za­man ka­çın­sak da ODTÜ’nün is­yan ve da­ya­nışma kül­türü he­pi­mizi şe­kil­len­di­ren ve sa­hip çık­tı­ğı­mız bir ge­le­nek. Ku­rum­sal ka­pa­si­tesi, tüm mü­da­ha­le­lere rağ­men öz­gür­lük alanı üre­te­bil­di­ği­miz ya­pısı, po­li­tik du­ruşu ile eleş­ti­rel ba­kı­şı­mızı bes­le­yen ve hatta onu içe­rip aş­ma­mızı sağ­la­yan bir or­tam sağ­lı­yor bize. An­cak An­kara ile sı­nırlı kal­mak is­te­mi­yo­ruz el­bette. Burda dile ge­tir­di­ği­miz ra­hat­sız edici so­ru­la­rın pek çok yerde yankı bul­ma­sını ve ya­nıt aran­ma­sını önem­si­yo­ruz. Bu kap­samda, Ulu­sal Mi­mar­lık Öğ­ren­ci­leri Bu­luş­ması kap­sa­mında Ga­zi­an­tep’te bir atölye dü­zen­le­dik ve orda pek çok kent­ten mi­mar­lık öğ­ren­ci­leri ile bu­luş­tuk. Yine Es­ki­şe­hir’den ESOGÜ Mi­mar­lık Bö­lümü’nden, İs­tan­bul’da İTÜ Mi­mar­lık Fa­kül­tesi’nden ar­ka­daş­la­rı­mızla bağ­lantı ve da­ya­nışma ha­lin­de­yiz. Bu yaz ve önü­müz­deki dö­nem İs­tan­bul’da bazı sürp­riz ça­lış­ma­la­rı­mız da ola­bi­lir. 

Öte yan­dan tar­tış­tı­ğı­mız tüm ko­nu­lar ev­ren­sel açı­dan da ge­çer­li­lik ta­şı­yor ve yal­nız ülke ça­pında de­ğil, ulus­la­ra­rası alanda da önemli nok­ta­lara de­ği­ni­yor. Öyle ki, The Arc­hi­tec­ture Lobby 2025 yılı Ve­ne­dik Mi­mar­lık Bi­e­nali’nde yer alan ser­gi­sinde yer al­mak üzere eki­bi­mizi da­vet etti ve “Or­ga­ni­zing in the Lobby” baş­lıklı sergi ve vi­deo ça­lış­ma­sın­daki 26 mi­mar­lık ve emek ek­senli ör­güt ara­sında biz de yer al­dık. Mi­mar­lığı ko­lek­tif bir üre­tim sü­reci ola­rak tar­tı­şan ve sı­nıf, emek, top­lum­sal cin­si­yet gibi baş­lık­larla bir arada ele alan yak­la­şı­mı­mızı konu eden rö­por­ta­jı­mız ve sergi Ka­sım ayına ka­dar Ve­ne­dik Mi­mar­lık Bi­e­nali’nde gö­rü­le­bi­lir du­rumda. Biz de Tem­muz ayında hem bu ser­giyi zi­ya­ret et­mek hem de dün­ya­nın farklı yer­le­rin­den ge­le­cek mi­mar­lık ve emek ör­güt­le­rin­den mes­lek­taş­la­rı­mız ile ta­nış­mak ve or­tak ça­lış­ma­lar plan­la­mak üzere Ve­ne­dik’te ola­ca­ğız. Yani as­lında so­ru­la­rı­mız pek çok alanda ço­ğa­lı­yor di­ye­bi­li­riz, uma­rız ge­le­cek gün­lerde daha çok şehre de gi­de­bilme im­kanı bu­lu­ruz.

                                                Venedik Mimarlık Bienali, The Architecture Lobby sergisi, Fotoğraf: The Architecture Lobby
Venedik Mimarlık Bienali, The Architecture Lobby sergisi, Fotoğraf: The Architecture Lobby

Ra­hat­sız Edici So­ru­la­rın bir par­çası ol­mak is­te­yen­ler ne ya­pa­bi­lir, eki­bi­nize ka­tı­lım müm­kün mü? 

Ra­hat­sız Edici So­ru­la­rın bir par­çası ol­mak is­te­yen her­kesi ön­ce­likle açık çağ­rıda bu­lun­du­ğu­muz et­kin­lik­le­ri­mize ka­tıl­maya da­vet edi­yo­ruz. Kur­du­ğu­muz eleş­ti­rel ze­mi­nin pay­la­şıl­ması, or­tak so­run­la­rı­mı­zın dile ge­ti­ril­mesi, farklı dü­şün­ce­lerde, fi­kir ay­rı­lık­la­rında tar­tışma kül­tü­rü­nün be­nim­sen­mesi, bir­likte üre­ti­min de­ne­yim­len­mesi için ön­ce­likle bu ka­tı­lı­mın ger­çek­leş­mesi ge­re­ki­yor. Eki­bi­mi­zin bü­yü­me­sini el­bette önem­si­yo­ruz an­cak bu or­tak­lık­ları kur­ma­dan doğ­ru­dan ekibe ka­tı­lı­mın kimi so­run­lara gebe ol­du­ğunu da ön­gö­re­bi­li­yo­ruz. O ne­denle ön­ce­likle ko­lek­tif tar­tışma ve üre­tim sü­reç­le­ri­nin bir süre bir­likte de­ne­yim­len­mesi ge­re­ki­yor. On­dan sonra za­ten or­ga­nik ola­rak in­san ken­di­sini eki­bin bir par­çası ol­muş bu­lu­yor. Aynı za­manda ça­lış­ma­la­rı­mız ciddi emek ve za­man ge­rek­ti­ri­yor. Bu emeği ve za­manı kar­şı­lık­sız ve gö­nüllü bi­çimde ayır­mak ko­lay de­ğil. Do­la­yı­sıyla, ekip­teki her­kes bu­nun için ayrı bir çaba gös­te­ri­yor. El­bette, bunu za­ten ye­te­rince zor ve yo­rucu olan ha­ya­tın içinde faz­la­dan bir yük ve iş ola­rak de­ğil, bir top­lu­luğa ai­di­yet ve ken­dini ye­ni­den üretme sü­re­ci­nin bir par­çası ola­rak ya­pa­bil­mek de ol­dukça önemli. 

                                              Unite Ortak Mekan, Yeni Dönem Açılışı: Sergi, Sunum, Forum etkinliği, Fotoğraf: Yiğit Kantarcı
Unite Ortak Mekan, Yeni Dönem Açılışı: Sergi, Sunum, Forum etkinliği, Fotoğraf: Yiğit Kantarcı

Tam da bu nok­tada “gö­nüllü emek” de sı­nıf­sal bir konu de­ğil mi? Ça­lış­ma­la­rı­nı­zın büt­çesi na­sıl sağ­la­nı­yor?

Gö­nüllü emek ke­sin­likle sı­nıf­sal bir konu. Çünkü her şey­den önce gö­nüllü ola­bil­me­niz için ha­ya­tı­nızı sür­dü­re­cek pa­rayı ka­za­nı­yor ol­ma­nız ve bu iş­ten arta ka­lan ekstra za­ma­nı­nız ol­ması ge­re­ki­yor. Tür­kiye’de ça­lışma re­jimi bu iki­si­nin aynı anda sağ­la­na­bil­diği çok az ola­sı­lık bı­ra­kı­yor. Mi­mar­lar için ko­nu­şa­cak olur­sak özel sek­törde üc­retli ça­lı­şan mi­mar­lar hafta içi ak­şam sa­at­leri fazla me­sa­iye ka­la­rak, cu­mar­tesi gün­leri de ça­lı­şa­rak ha­ya­tını sür­dü­rü­yor. Tek hafta ta­tili pa­zar günü olan in­san­la­rın bunu da gö­nüllü ola­rak bir ça­lış­maya ayır­ması ol­dukça zor ve hatta tü­ke­tici. An­cak yine aynı so­ruyu sor­mak ge­re­ki­yor, iş ka­nu­nunda bile haf­ta­lık mak­si­mum ça­lışma sa­ati 55 sa­ati ge­çe­mez şek­linde dü­zen­len­miş­ken biz na­sıl olu­yor da bu ko­şul­lara karşı is­yan et­mi­yo­ruz? Mi­mar­lık öğ­ren­ci­leri için de du­rum ben­zer, ör­ne­ğin geç­ti­ği­miz dö­nem aç­tı­ğı­mız dersi alan 4. sı­nıf öğ­ren­ci­leri bu dö­nem bi­tirme pro­jesi yap­tık­ları ve ders prog­ramı çok ağır ol­duğu için is­te­se­ler de ça­lış­ma­la­rı­mıza katkı ko­ya­ma­dı­lar. Çünkü daha önce söy­le­di­ğim gibi ki­şi­sel ba­kım­la­rına dahi ayı­ra­cak za­manı zor bu­la­bil­dik­leri bir iş yükü ile karşı kar­şıya ka­lı­yor­lar. Bun­ları do­ğal ka­bul et­mek ye­rine so­run­sal­laş­tı­ra­rak de­ğiş­tir­me­miz ge­re­ki­yor. 

                                                                                                Tandoğan Meydanı 1 Mayıs Mitingi
Tandoğan Meydanı 1 Mayıs Mitingi

Ni­te­kim be­nim bu ça­lış­mayı baş­lat­ma­mın da tam za­manlı işim­den ay­rıl­dık­tan son­raki sü­rece denk düş­mesi te­sa­düfi de­ğil. Di­ğer türlü bu dü­zeyde va­kit ayır­mam im­ka­sızdı. Şu an ça­lış­mı­yo­rum, sa­dece dok­tora öğ­ren­ci­si­yim ona rağ­men kimi za­man ye­tiş­mekte güç­lük çek­ti­ğim olu­yor. Ben­zer şe­kilde eki­bi­miz de şu anda ço­ğun­lukla araş­tırma gö­rev­lisi ya da yarı za­manlı öğ­re­tim gö­rev­lisi ola­rak ça­lı­şan­lar­dan ve yük­sek li­sans öğ­ren­ci­le­rin­den olu­şu­yor.

Ka­la­ba­lık bir ekip ol­du­ğu­muz için bir­bi­ri­mi­zin yo­ğun dö­nem­le­rini to­lere ede­bi­li­yo­ruz. Öte yan­dan bu top­lu­luk his­sine ve so­run­la­rı­mızı öz­gürce ko­nu­şa­bil­di­ği­miz bir or­tama yo­ğun ih­ti­yaç duy­du­ğu­muz için bir araya ge­li­yor ve as­lında bu bu­luş­ma­ları bir ne­fes alma alanı ola­rak da gö­rü­yo­ruz. Fa­kat bu tarz gö­nül­lü­lük esaslı ça­lış­ma­lar is­ter is­te­mez ya­pısı ge­re­ğince sü­rek­li­lik ko­nu­sunda so­run­lar ya­şar, biz de ya­şa­ya­bi­le­ce­ği­mizi ön­gö­rü­yo­ruz bu risk hep var. Uma­rız bu ama­tör ruhu ko­ru­ya­rak daha pro­fes­yo­nel bir ya­pıya ka­vu­şa­cak ser­ma­yeye, kendi ken­di­mizi sür­dü­re­cek büt­çeye de eri­şe­bi­le­ce­ği­miz fır­sat­lar önü­müze çı­kar. 

Bur­dan bütçe so­ru­nuza ge­lir­sek şu anda mali açı­dan des­tek al­dı­ğı­mız hiç­bir yer yok. Kendi büt­çe­miz de yok, atöl­ye­le­rin ih­ti­yaç­ları, se­ya­hat­ler ve bu­luş­ma­la­rı­mız­daki çay-kah­ve­ler ol­mak üzere hep­sini ko­lek­tif ola­rak kendi im­kan­la­rı­mızla kar­şı­la­maya ça­lı­şı­yo­ruz. Burda Unite Or­tak Me­kan’ın kat­kı­la­rın­dan bah­set­me­den ge­çe­me­ye­ce­ğim. Unite me­kan ola­nak­la­rını pay­la­şa­rak bi­zim için ve An­kara’nın kül­tür-sa­nat eko­sis­temi için çok önemli bir da­ya­nışma ör­neği ser­gi­li­yor. As­lında ye­rel yö­ne­tim­le­rin, mer­kezi ida­re­le­rin yap­ması ge­re­ken ka­mu­sal bir gö­revi ye­rine ge­ti­ri­yor ve bu bi­zim gibi kü­çük olu­şum­la­rın var­lı­ğını sür­dür­mesi için ha­yati önemde, on­lara çok şey borç­lu­yuz. Yoksa kent mer­ke­zinde bir bu­luşma ve et­kin­lik me­kanı bul­mak, on­la­rın ki­ra­la­rını kar­şı­la­mak bi­zim için im­kan­sız büt­çe­ler. Uma­rım hem bi­zim gibi eleş­ti­rel ko­lek­tif­leri hem de Unite gibi kap­sa­yıcı ça­tı­ları mali ola­rak da des­tek­le­ye­cek for­mül­ler üre­ti­le­bi­lir. Ni­te­kim şu soru hala baki; ra­di­kal ve eleş­ti­rel olanı kim fi­nanse ede­cek?

İlgili yazılar

Bütün yazılar

Kaçırma

Kent ve mimari

9 Ocak’ta Ankara’da Bir Gün

Sahnenin Önünde, Hafızanın İçinde GIrls to the Front Fotoğraf Sergisi — UnIte Ortak MekÂn

Murat Karacan13 Ocak 2026