9 OCAK’TA ANKARA’DA BİR GÜN
9 Ocak 2026, UNITE Ortak Mekân

Kent ve mimari

9 Ocak’ta Ankara’da Bir Gün

Murat Karacan

13 Ocak 2026

Sahnenin Önünde, Hafızanın İçinde

GIrls to the Front Fotoğraf Sergisi — UnIte Ortak MekÂn

Ön­ce­likle söy­le­mek is­te­rim; ama­cım yo­rum yap­mak de­ğil; be­nim için son de­rece kıy­metli ol­du­ğunu dü­şün­dü­ğüm bir bağ­lam kur­mak.

9 Ocak 2026, be­nim için sı­ra­dan bir gün ol­madı.
Gün­ler ön­ce­sin­den ka­tıl­mayı plan­la­dı­ğım iki et­kin­lik vardı; an­cak gün iler­le­dikçe, bu iki et­kin­li­ğin te­mas et­tik­leri yer­le­rin dü­şün­dü­ğüm­den çok daha fazla ke­siş­ti­ğini fark et­tim. Bu fark ediş, beni daha dik­katli, daha açık ve daha far­kında ol­du­ğum bir hale ge­tirdi.

Kısa ve net söy­le­ye­yim;
9 Ocak, Si­mone de Be­a­u­voir’ın do­ğum gü­nüydü. Be­nim o gün ka­tıl­dı­ğım iki et­kin­li­ğin de mer­ke­zinde ka­dın­lar vardı. Her ne ka­dar, bu ta­ri­hin me­kân­la­rın uy­gun­luk du­ru­muna göre ayar­lan­mış ol­duğu me­kân so­rum­lu­ları ta­ra­fın­dan ifade edil­miş olsa da, ta­ri­hin denk gel­me­sin­den do­layı tatlı, hoş bir te­sa­düf du­ru­mu­nun oluş­ması gü­zeldi. Hi­kaye oluş­tu­ran bir du­ruma denk dü­şü­yordu be­nim için. Öyle de oldu za­ten..

Ek ola­rak;
Kendi adıma, Be­a­u­voir’ı her za­man za­rif ama sar­sıcı bul­mu­şum­dur; dü­şün­ce­si­nin hala canlı, hala ra­hat­sız edici ve hala yol açıcı ol­du­ğunu dü­şü­nü­rüm.

Ser­giye git­me­den önce, bir dış ses ref­lek­siyle Ins­tag­ram pay­la­şım­la­rına kısa bir not düş­tüm. Ama­cım; ser­gi­nin Be­a­u­voir’ın do­ğum gü­nüyle aynı güne denk gel­me­si­nin, dü­şün­sel kök­leri ha­tır­lat­mak için iyi bir fır­sat ol­du­ğunu söy­le­mekti. Ser­gi­nin bi­le­rek bu ta­rihe denk ge­ti­ril­me­di­ğini ser­gide öğ­ren­dim. Sa­dece tatlı bir te­sa­düftü bu. Ama be­nim için önemli olan te­sa­düf de­ğil, sez­giydi.

Girls to the Front ko­lek­ti­fi­nin sez­gi­sel ola­rak yap­tığı işi, dü­şün­sel bir ta­rihe bağ­la­ma­nın önemli ol­du­ğunu dü­şü­nü­yo­rum. 9 Ocak ta­rihi bana bu ce­sa­reti verdi. Bu­nun al­tını bir kez daha çiz­me­li­yim.

Şöyle gö­rü­yo­rum;
Girls to the Front, sah­ne­nin önünde du­ru­yor. Riot Grrrl ha­re­keti, o sah­ne­nin ar­ka­sın­daki po­li­tik bi­linç. Si­mone de Be­a­u­voir ise bu hat­tın te­o­rik omur­gası. Bu üçü bir­likte okun­du­ğunda, ko­lek­ti­fin yap­tığı şe­yin zan­net­tik­le­rin­den bile daha bü­yük bir yer­den ko­nuş­tuğu or­taya çı­kı­yor.

 9 Ocak 2026, UNITE Ortak Mekân
9 Ocak 2026, UNITE Ortak Mekân

Gü­nün Akışı
Sa­bah An­kara Kent Kon­seyi’nde Si­ya­sette Ka­dı­nın Yeri baş­lıklı bir sem­poz­yumla baş­la­yan gün, ak­şa­mında UNITE Or­tak Me­kân’da bam­başka bir yere ev­rildi.
Bu ge­çiş, yal­nızca me­kan­sal de­ğil; be­nim için aynı za­manda zi­hin­sel bir ge­çişti.

UNITE Or­tak Me­kân’a doğru iler­ler­ken, yol üs­tünde bir dostla kar­şı­laş­tım. İs­mini bu­rada an­ma­ya­ca­ğım, ken­di­sin­den izin al­ma­dı­ğım için. Ama şunu söy­le­me­li­yim; yıl­lar ön­ce­sinde ken­dimi gün­cel­leme ge­rek­ti­ğini fark et­ti­ğim eşikte, gö­rün­mez emeği olan in­san­lar­dan bi­ri­dir.
Bazı gün­ler böyle baş­lar; in­san far­kında ol­ma­dan doğru yere doğru yü­rü­dü­ğünü his­se­der.

Ser­giye Gi­riş
UNITE Or­tak Me­kân’a gir­di­ğimde def­te­rimi çı­kar­dım. Et­ki­len­di­ğim fo­toğ­raf­ları ve on­ları çe­ken­le­rin isim­le­rini not al­mak is­ti­yor­dum. Daha ilk anda, ken­dimi ya­kın his­set­ti­ğim ama ya­kın za­manda kay­bet­ti­ği­miz Peyk gru­bu­nun so­listi İr­fan’ın fo­toğ­ra­fıyla kar­şı­laş­tım.
Melda Atıcı’nın çek­tiği bu kare, ser­gide gör­dü­ğüm ilk fo­toğ­raftı. Çok gü­zeldi. Elinde mik­ro­fonla hoş­gel­di­niz der gi­biydi ama aynı za­manda çok da hü­zün­lüydü.
Be­nim için sa­dece ser­gide ge­çi­re­ce­ğim vak­tin de­ğil, gü­nün to­nunu o an be­lir­ledi di­ye­bi­li­rim.

Son­ra­sında, ko­lek­tif eki­bi­nin çek­tiği, ser­gi­deki fo­toğ­raf­lar ara­sında do­laş­maya baş­la­dım.
Hepsi çok de­ğer­liydi ve çok gü­zel­lerdi; ama ba­zı­ları beni daha uzun süre du­rup bak­maya, dü­şün­meyi zor­ladı.
O fo­toğ­raf­lar be­nim için şun­lardı;

 9 Ocak 2026, UNITE Ortak Mekân
9 Ocak 2026, UNITE Ortak Mekân

Yine Melda Atıcı’nın
Resa Saffa Park — 2025
Ak­lıma sa­nı­rım filmde giy­diği kır­mızı kı­ya­fet­ten ötürü Kim Ba­sin­ger ve L.A. Con­fi­den­tial filmi düştü. Kim Ba­sin­ger’ın neo-noir bir hi­ka­ye­deki hali gibi. Güçlü, me­sa­feli, sah­ne­nin önünde ama an­la­tı­nın içinde.

Sıla Ar­gun — 2025
Ka­palı göz­ler… Fo­toğ­rafta en çok ka­palı göz­le­rine ta­kılı kal­dım. Kon­santre olun­muş, baş­lı­yo­ruz di­yen bir hal içe­ri­sinde ol­duğu duy­gusu ya­rattı bende.
— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — —
Bengi Ak­tar — Shame, 2025
Fo­toğ­raf adeta şunu söy­lü­yor; sah­nede utanma ol­maz. Sah­nede edep ol­maz. Zıp­lama anı­nın ya­ka­lan­ması ve sa­nat­çı­nın, elin­deki enst­rü­manı ve sah­ne­deki di­ğer alet­lerle bir es­te­tik bir uyum ol­du­ğunu dü­şün­mek­te­yim.
— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — 
Gülra Ka­ra­bı­yık — Faun, 2023
Sah­nede fo­toğ­ra­fı­nın çe­ki­le­ce­ğini bi­len, buna ha­zır­lıklı bir be­den dili var gibi sah­ne­deki sa­nat­çı­nın. Sah­ne­den se­yir­ciyle ku­ru­lan, belki de bir an­lık olan far­kın­da­lık anı ya­ka­lan­mış.
Sahne için daha bir çok şey söy­le­ne­bi­lir.
— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — —
Selma Zü­lal Sivri – Ozbi
Ozbi’nin sah­nede ken­din­den geç­tiği bir an. El­ler, se­yir­ciye dö­nük; sıra sizde deme hali, tavrı.
Bu ka­rede beni her za­man et­ki­le­yen bir şey vardı; sahne ışığı. Sa­nat­çı­nın pozu ile ışı­ğın bir­likte ya­ka­lan­mış ol­ması ve bir­bir­le­ri­nin par­lak­lık­la­rını des­tek­le­miş ol­ma­ları. Ay­rıca, bu fo­toğ­raf sergi ala­nında asılı ol­duğu yerde, üze­rine dü­şen ışık sa­ye­sinde ayrı bir kom­po­zis­yonda ya­ra­tı­yordu bana göre. Selma Zü­lal Sivri’ye hem bu fo­toğ­raf hem de ser­gi­deki ya­kın il­gisi ve çek­tiği fo­toğ­raf­ları adına an­la­tımı, açık­la­ma­ları için ay­rıca te­şek­kür borç­lu­yum.
— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — —
Büşra Boz­de­mir
When Pen­tag­rams Plays Fly — 2019
Dr. Skull — 2019

— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — —
Eda Er
Fatma Tur­gut — 2025
Yıl­lar için­deki dö­nü­şü­müne ta­nık­lık et­mek his­si­nin, ca­nımı acıt­ması 🙂
Kal­ben — 2025
Jolly Jo­ker’de çe­kil­miş bu fo­toğ­ra­fın, Kal­ben’in hem ışı­ğını hem de o ele avuca sığ­maz ta­ra­fını çok net gös­te­ri­yor ol­ması.
— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — –
Ezo Se­miz — Di­lan Bal­kay, 2024
En sev­di­ğim enst­rü­man­lar­dan biri. Ama bu­rada esas olan par­mak­lar be­nim için.
— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — —
Ezgi Üner — Pas­sing So­und, 2024

Işık mı daha hızlı, ses mi yoksa gö­rün­me­yen ama his­se­di­len ri­tim mi?

— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — –
Tülya Ça­vu­şoğlu
Oc­to­pus Gar­den — Belg­rad Or­manı, 2020
— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — —
Pe­lin Kı­lıç
Jay-Jay Jo­han­son — 2025
Yeni bir al­büm ya­parsa, ka­pak ke­sin­likle bu ol­malı.
Ho­o­verp­ho­nic — 2025
Geç­miş­ten ge­len bir bağ var ara­mızda. Ne de­sem ha­vada ka­lır.
Yo­u­suke Yu­ki­matsu — 2025
Be­nim yaş­la­rım­daki pek çok in­sanı, o dö­nemi bi­len­leri, doğ­ru­dan Fa­ith­less’a ışın­la­yan bir enerji verdi. Gü­zel gün­lerdi.
Fon­ta­i­nes D.C — 2025
Fena halde An­kara’dan çıkma Gece gru­bu­nun so­listi Can Bay­dar’ı çağ­rış­tırdı bana.
— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — –
Naz Yıl­dı­rım – Emre Fel, 2024
Sahne ışı­ğıyla sah­ne­deki sa­nat­çıyı ayrı dü­şü­ne­me­di­ği­niz bir kare daha. Eski Mı­sır’da bir ayin anı gibi. Sah­nede sa­nat­çı­nın, se­yirci ile olan iliş­ki­si­nin bir Fi­ra­vun eda­sıyla ku­ru­lu­yor hissi ver­mesi.
Fon, beni o dö­neme gö­türdü.
— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — –
Ceyda Sude Tu­nalı
Vi­yola Par­tisi, 2025

 2026, UNITE Ortak Mekân
2026, UNITE Ortak Mekân

SERGİNİN RUHUNA DAİR
Bu sergi yal­nızca kon­ser fo­toğ­raf­la­rın­dan olu­şan bir seçki ola­rak al­gı­lan­ma­ma­lı­dır. Sah­ne­nin önünde du­ran ka­dın­la­rın, sah­ne­nin ta­ri­hine, ha­fı­za­sına ve bu­gü­nüyle kur­duğu iliş­kiye dair bir ka­yıt ola­rak gö­rül­mesi ge­re­kir. Girls to the Front tam ola­rak bunu ya­pı­yor; Gö­rü­nür olanı bel­ge­li­yor, gö­rün­mez olanı ha­tır­la­tı­yor.

Sergi sı­ra­sında ya­şa­nan bir an bunu çok iyi özet­ledi. Gi­rişte asılı bü­yük bir ka­ğıt afiş, kimse do­kun­ma­dan, ken­di­li­ğin­den yu­ka­rı­dan aşa­ğıya doğru yır­tıldı. O an ak­lıma ge­len tek ke­lime şuydu: PUNK.
Planlı de­ğildi, kurgu de­ğildi. Ama tam da bu yüz­den ser­gi­nin ru­huyla bi­re­bir ör­tü­şü­yordu. Bir ak­si­lik de­ğil, net ola­rak söy­le­mek ge­re­kirse ses­siz bir jestti.

 9 Ocak 2026, UNITE Ortak Mekân
9 Ocak 2026, UNITE Ortak Mekân

TABİİ Kİ MEKÂN;
Me­kânda do­la­şır­ken başka bir za­man kı­rıl­ması daha ya­şa­dım. Yak­la­şık yirmi yıl­dır gör­me­di­ğim, lise çağ­la­rın­dan ta­nı­dı­ğım in­san­lara rast­la­dım. O za­man­lar ço­cuk de­di­ğim in­san­lar, şimdi kırklı yaş­la­rında, tam kar­şım­day­dı­lar. On­lara hala ço­cuk de­me­min ne­de­ni­nin alış­kan­lık de­ğil; HAFIZA ol­du­ğunu be­lit­me­li­yim.

İn­san bazı yüz­leri, bü­yü­müş hal­le­riyle de­ğil, ta­nı­dığı yaşla bir­likte ha­tır­lı­yor. Daha öte­sinde, ser­gide fo­toğ­raf­ları olan Al’york gru­bu­nun da­vul­cu­su­nun da yine lise dö­nem­le­rin­den ta­nı­dı­ğım bir ar­ka­daş ol­du­ğu­nun söy­len­mesi, beni bir anda yirmi yıl ön­ce­sine gö­türdü.

An­kara’ya geri dö­nü­şü­mün dör­düncü ayında, An­kara bana bunu de­vamlı ya­pı­yor, yıl­la­rın ay­rı­lı­ğı­nın acı­sını çı­kar­mak is­ter gibi; hiç bek­le­me­di­ğin bir anda seni eski bir so­kağa, eski bir za­mana, bir anda öy­lece bı­ra­ka­bi­li­yor.

Kendi adıma ben; UNITE Or­tak Me­kân’ı bir Sü­rekli Öğ­renme Mer­kezi ola­rak gö­rü­yo­rum.

Kül­türle, sa­natla, ede­bi­yatla bes­le­nen bir kal­kınma an­la­yı­şı­nın so­mut hali gibi. Kim ol­du­ğu­nuzla, ne yap­tı­ğı­nızla, ne ka­dar bil­di­ği­nizle il­gi­len­me­yen bir açık­lık hali var bu­rada. UNITE’ın en güçlü ta­rafı da bu; yani sü­rekli öğ­renme mer­kezi ola­rak ka­pı­sı­nın her­kese açık ol­ması ve bunu her daim ifade eden şa­hıs­la­rın orada ol­ması.

Ser­gi­nin son­la­rına doğru, zi­ya­retçi sa­yı­sı­nın azal­ması son­ra­sında otur­dum ve in­san­ları iz­le­dim. On beş yıl An­kara’dan uzak kal­mış bir An­ka­ralı ola­rak şunu net ola­rak gör­düm di­ye­bi­li­rim;
Şe­hir ger­çek­ten de­ğiş­miş. İn­san pro­fili, be­den dili, te­mas bi­çim­leri…
Şe­hir başka bir yere doğru ev­ril­miş.

Da­ya­nış­ma­nın, bi­ra­rada olun­ma­sı­nın, kü­çük olunsa dahi as­lında et­kili olu­na­bi­le­ce­ği­nin önemi, em­pati içe­ren iş bir­liği an­la­yı­şı­nın stra­teji ya­ra­ta­ca­ğına dair olan far­kın­da­lığa alan
açıl­ması mev­zusu net­leş­miş. (Bu du­rumla ala­kalı ola­rak bir SWOT Ana­liz ça­lış­ması da yap­tık. İş bir­li­ği­nin şart ol­duğu so­nucu ha­kim ana­lizde)

Ek ola­rak; ser­gi­den ay­rıl­mama ya­kın önce Morc­he­eba, ar­dın­dan Coldp­lay çal­maya baş­ladı me­kanda. Be­nim için bu, gü­rül­tü­süz, sa­kin, ama yo­ğun bir ruh ha­linde geç­mişe açı­lan bir­kaç da­ki­kaydı.

Ve en son şunu dü­şün­düm ve not al­dım ay­rıl­ma­dan önce;
Bazı me­kan­lar yal­nızca sergi aç­mı­yor­lar. Za­man, ha­fıza açı­yor­lar ve böyle yer­ler in­sana, ne­den hala bak­maya, not al­maya ve ta­nık­lık et­meye de­vam et­ti­ğini ye­ni­den ha­tır­la­tı­yor­lar.

Er­tesi gün yani 10 Ocak 2025 ta­ri­hinde, Girls to the Front eki­biyle aynı me­kanda bir söy­leşi ya­pı­la­ca­ğını öğ­ren­dim. Bu, ser­gi­nin yal­nızca bir gös­te­rim de­ğil; ko­nuş­maya, pay­laş­maya ve ço­ğal­maya açık bir sü­reç ola­rak kur­gu­lan­dı­ğı­nın da bir gös­ter­gesi bana göre.

 Girls to the Front ekibi söyleşisi, 2026, UNITE Ortak Mekân
Girls to the Front ekibi söyleşisi, 2026, UNITE Ortak Mekân

Fo­toğ­raf­la­rın du­varda kal­ma­ması ve ko­lek­tif ta­ra­fın­dan söze dö­nüş­tü­rül­mesi , ko­lek­tif ru­hunu diri tu­tan şey­le­rin ba­şında ge­len bir adım çünkü.

Çık­ma­dan he­men önce, ser­giye gi­rer­ken kar­şı­laş­tı­ğım ilk fo­toğ­rafa, Peyk gru­bu­nun so­listi İr­fan’ın fo­toğ­ra­fı­nın kar­şı­sına bir kez daha git­tim. Ne yap­tı­ğımı tam ola­rak na­sıl ta­rif ede­rim bil­mi­yo­rum; elimi uzat­tım, fo­toğ­rafa ha­fifçe do­kun­dum. Belki bir se­lam, belki bir veda. Belki de sa­dece geç­mişe tu­tun­mak ya da geç­mişe do­kun­mak ve bu­güne tu­tun­mak ih­ti­ya­cıydı yap­tı­ğım.

Bazı yüz­ler var­dır; yal­nızca bir mü­zis­yeni de­ğil, bir dö­nemi, bir hissi, bir ruh ha­lini tem­sil eder­ler. İr­fan be­nim için bi­raz öyle. O fo­toğ­ra­fın kar­şı­sında dur­mak, yal­nızca bir kaybı de­ğil; mü­zi­ğin ve genç­li­ğin iç içe geç­tiği bir za­manı ha­tır­la­mak gi­biydi.

Me­kân­dan öyle ay­rıl­dım. Geç­mişe do­ku­na­rak.

Yolda bir kez daha dü­şün­düm;
Geç­miş, ge­ride ka­lan bir şey de­ğil. Doğru me­kânda, doğru za­manda, doğru in­san­lar bir araya gel­di­ğinde, ye­ni­den ko­nu­şan bir şey.

Girls to the Front Fo­toğ­raf Ser­gisi ve UNITE Or­tak Me­kan, tam ola­rak bunu yaptı de­dim kendi ken­dime. Ha­tır­lattı, bi­rik­tir­dik­le­ri­mize ye­ni­le­rini kattı, bu­güne ta­şıdı.

De­rin­lik ek­le­ye­rek katkı su­na­ca­ğı­mız me­kan­la­rın her daim yük­sel­mesi ve ya­şa­ması di­le­ğiyle…

İlgili yazılar

Bütün yazılar

Kaçırma

Fotoğraf

Alternatif Bir Aile Albümü: Kill City — “New York’un Terk Edilmiş Binalarında Doğan Kültür”

Kill City’nin hikâyesi, Ash Thayer’ın sanat eğitimi almak için Memphis’ten New York’a taşınması ve burada kendine uygun…

Çağlar Kaya4 Ekim 2025