Kent ve mimari

Bir Formülün Peşinde: Burle Marx ile Yüzleşme 

Münire Sağat

11 Haziran 2026

Yıl­lar önce pey­zaj mi­mar­lığı öğ­ren­ci­siy­ken, bit­ki­sel ta­sa­rımı çiz­gi­lerle har­man­la­yıp kent­sel bir “gra­fik for­mül” üre­ti­le­bi­le­ce­ğini Ro­berto Burle Marx’ın iş­le­rinde keş­fet­miş­tim. Çi­zim yap­mayı her za­man sev­dim; an­cak be­nim için asıl he­ye­can nok­tası, bit­ki­sel ka­rak­ter ile ze­min örün­tü­sü­nün bir­leş­tiği gra­fiği gö­re­bil­mekti. Rio’daki ilk ge­cemde Co­pa­ca­bana’ya var­dı­ğımda, kar­şımda du­ran şey sa­dece bir sa­hil yolu de­ğildi: Burle Marx’ın meş­hur dal­galı kal­dı­rım­ları, in­san akı­şını bir mü­zik rit­miyle yön­len­di­ren ya­şa­yan bir kent­sel sah­neydi.

Şe­hirde ge­çir­di­ğim üç gün bo­yunca her sa­bah bu sa­hile uyan­mak, bi­zim çok­tan kay­bet­ti­ği­miz do­ğal sa­hil şe­ridi ile sos­yal ya­şa­mın bir­lik­te­li­ğini gör­memi sağ­ladı. Aynı anda bu ka­dar çok in­sa­nın spor yap­masına ve bir ka­mu­sal alanı bu denli ai­di­yetle kul­lan­ma­sına hay­ran kal­dım. Sa­ba­hın er­ken sa­at­le­rinde baş­la­yan bu de­vi­nim, gü­neş yük­sel­dikçe kendi rit­mini ka­za­nı­yordu.

Snoop Dogg’un “Be­a­u­ti­ful” kli­bin­den aşina ol­du­ğum Se­lar6n Mer­di­ven­leri, Jorge Se­lar6n’un 60 farklı ül­ke­den ge­tir­diği fa­yans­larla sü­rekli gün­cel­le­diği di­na­mik bir sa­nat eseri ola­rak kent­sel ya­pıya renk ka­tı­yordu. Ken­tin dö­nü­şen yüzü olan Maua Mey­danı’nda; San­ti­ago Ca­lat­rava im­zalı Ya­rı­nın Mü­zesi ve Rio Sa­nat Mü­zesi’ne uzak­tan bir ba­kış atıp, Porto Ma­ra­vilha bo­yunca iler­le­dikçe Edu­ardo Kobra gibi ye­rel sa­nat­çı­la­rın de­vasa yü­zey­lere ha­yat ver­diği du­var re­sim­le­riyle kar­şı­laş­tım. Santa Te­resa’nın dar ve do­lam­baçlı yol­la­rında ise du­var re­sim­le­rine meş­hur sarı tram­vay (Bon­dinho) eş­lik edi­yordu.

Bu ma­halle ya­şan­tı­sı­nın tam zıttı ise Ro­cinha Fa­vela’sıydı; kı­sıtlı alanda plan­sızca di­key ola­rak ge­niş­le­miş, bir­bi­rine ge­çen kab­lo­la­rıyla ya­maca park et­miş de­vasa bir cru­ise ge­misi gibi ka­o­tik ve etki­leyici. .. Bu­ra­daki du­var re­sim­leri, şeh­rin di­ğer nok­ta­la­rında gör­dü­ğü­müz gra­fik di­lin daha ham ha­lini yan­sı­tı­yordu.

Gün ba­tımı için Su­gar Loaf’un zir­ve­sine çık­tı­ğımda, Rio’nun ger­çek öl­çe­ğini ve bi­na­la­rın ara­sın­dan ta­şan yo­ğun ye­şil kat­manı far­ket­tim. Şeh­rin dağ­lar ve ok­ya­nus ara­sına sı­kış­mış ol­ması, Urca ma­hallesinde sığ bir kör­fe­zin dol­du­rul­ması gibi ras­yo­nel mi­mari çö­züm­ler üre­til­me­sini zo­runlu kıl­mıştı. Zir­ve­den gö­rü­len Praia Ver­melha’ya inip Su­gar Loaf ve Urca’nın hey­betli si­lü­e­tini iz­le­mek, şe­hir do­kusunu çok daha iyi an­la­mamı sağ­ladı. Rio’nun o ken­dine has nemli ve al­tın sa­rısı ışı­ğını “Hala Bura­dayım” (Ainda Es­tou Aqui) fil­min­deki evin de yer al­dığı bu ma­hal­lede ve lpa­nema’da his­set­tim.

“Uzun ve es­mer, genç ve se­vimli, lpa­ne­malı kız yü­rü­yüşe gi­di­yor … O ge­çer­ken ben gü­lüm­sü­yo­rum.”:) (The Girl from lpa­nema)

Rio hal­kı­nın mut­lu­luğu, so­run­suz bir ha­ya­tın so­nucu de­ğil; ak­sine zor bir ha­yatla baş etme bi­çi­miydi. Mü­zik, spor ve be­denle olan o ba­rı­şık­lık hali, bu kenti gö­zümde iyi­leş­tirdi. İn­san­la­rın ka­mu­sal alan­ları bü­yük bir ai­di­yetle kul­lan­dığı “al­tın sa­at­le­rin” si­lü­et­leri ve dal­galı kal­dı­rım­lar üze­rin­deki ka­la­ba­lık, zih­nimdeki ye­rini her za­man ko­ru­ya­cak.

Bir da­haki se­fere, Burle Marx’ın bit­ki­sel de­ha­sı­nın ve “gra­fik for­mü­lü­nün” la­bo­ra­tu­varı olan Sftio Ro­berto Burle Marx’ı ye­rinde de­ne­yim­le­mek, bu bi­linçle onun özel bo­ta­nik dün­ya­sına sız­mak is­te­rim. 

“Bahçe, in­sa­nın doğa ile yap­tığı bir iş bir­li­ği­dir.” – Ro­berto Burle Marx

İlgili yazılar

Bütün yazılar

Kaçırma

Görsel Sanatlar

Sevdiğinin Yokluğu İnsanı Hep Yeni Bir Şey Yapmaya İtiyor

Perfin Hozatlıoğlu’nun ilk kişisel sergisi 13-28 Haziran’da Ankara’da Maus Art Space’de ziyaretçileriyle buluştu.

Ahmet Mert Hasret24 Eylül 2026