ASTROID - LESSON LEARNED: ANKARA’DA DERSİNİ ALMIŞ BİR ROCK GRUBU

Müzik

Astroid — Lesson Learned: Ankara’da Dersini Almış Bir Rock Grubu

Melike Serin

2 Ekim 2025

An­kara mü­zik sah­ne­sinde ye­rini edin­meye baş­la­yan sto­ner rock grubu Ast­roid, şu­bat ayında ya­yım­la­dık­ları Les­son Le­ar­ned isimli ilk al­büm­le­riyle din­le­yi­ci­le­rin kar­şı­sına çıktı. Bizi de prova gün­le­rin­den bi­rinde, aynı za­manda al­bü­mün ka­yıt­la­rını yap­tık­ları yer olan Retro Ya­pım Stüd­yosu’nda ağır­la­dı­lar. On­larla, yap­tık­ları mü­zik, gru­bun ku­ru­luş hi­kâ­yesi ve yeni al­büm­leri üze­rine ko­nuş­tuk.

Bi­raz klişe so­ru­larla baş­la­ya­ca­ğım, ön­ce­likle ken­di­niz­den ve Ast­roid gru­bun­dan bah­se­de­bi­lir mi­si­niz? Grup na­sıl bir araya geldi, ne za­man bir­likte mü­zik yap­maya baş­la­dı­nız?

Kı­vanç Top­rakçı: Grup­taki her­kes za­ten yıl­lar­dır çok sev­di­ğim ar­ka­daş­la­rım. Be­nim daha ön­ce­sinde 2000’le­rin ba­şında ‘Cat­walk’ diye bir gru­bum vardı, Dört-beş sene ka­dar ak­tifti. Kon­ser­lere, bar prog­ram­la­rına, fes­ti­val­lere ka­tıl­mış­tık. O da yine böyle bir ar­ka­daş gru­buydu. Sa­nı­rım böyle di­na­mik­lerle daha iyi an­la­şı­yo­rum, Ast­roid de o şe­kilde, şimdi tam gaz de­vam edi­yor.

Ufuk Öz­gen: Ben Ufuk, bas ça­lı­yo­rum grupta. Lise dö­ne­min­den beri ta­nı­şı­yo­ruz. Onur, Kı­vanç ve ben aynı li­sede, aynı dö­nemde oku­duk. Al­per’le de o dö­nemde ta­nış­tık.

Ast­roid ön­cesi bir gru­bu­nuz var mıydı? 

Ufuk Öz­gen: Vardı. Biz Onur’la li­sede mü­zik ya­pı­yor­duk. Onur, Kı­vanç ve Al­per’in de farklı farklı grup­ları vardı. Ast­roid’in he­men ön­ce­sinde co­ver çal­dı­ğı­mız bir olu­şu­mu­muz vardı. Sonra pan­demi za­ma­nında “Niye kendi mü­zi­ği­mizi yap­mı­yo­ruz?” de­dik ve 2021’de o gru­bu­muz Ast­roid’e ev­rildi.

Onur Çı­ğın: 2021 yı­lın­dan önce Ufuk, Kı­vanç ve ben bu­luş­tuk. Başka bir gi­ta­rist ar­ka­da­şı­mız vardı. Stüd­yoya gi­de­lim co­ver­lar ça­la­lım diye dü­şün­dük, 2 sene ka­dar on­larla çal­dık. O sı­rada Al­per’in ru­tin prog­ram­ları olan bir grubu vardı. Al­per o grup­tan ay­rı­lınca “baş­kası kap­ma­dan biz ka­pa­lım” de­dik. 

2019 gibi “gi­de­lim şarkı ça­lı­şa­lım, belki bir yer­lerde ça­la­rız” diye dü­şün­dük. Sonra “kaç ya­şına gel­dik ço­cuk gibi co­ver mı ça­la­ca­ğız, kendi şar­kı­la­rı­mızı ya­pa­lım” de­dik. Al­per’in de bes­te­leri var­mış bize bir­kaç ta­ne­sini din­letti. Üze­rine bass, da­vul, vo­kal ya­zıp baş­la­dık.

Al­per Tüt: ‘Sing­les’ diye bir co­ver gru­bum vardı, grunge co­ver­ları ya­pı­yor­duk. Yak­la­şık her hafta sah­neye alı­yor­duk. Sonra biz bir araya ge­lip ça­lış­ma­lara baş­la­dık. “Şarkı ya­pa­lım” de­dik ama hiç­bi­ri­mi­zin bu ko­nuda bir de­ne­yimi yoktu.

Al­per’in bes­te­leri üze­rin­den iler­le­ye­rek mi baş­la­dı­nız? 

Al­per Tüt: Be­nim bes­tem de­mek as­lında doğru ol­maz, hiç­biri tam ola­rak bit­miş bes­te­ler de­ğildi. Bazı riff­ler vardı on­ları beste ha­line ge­tir­dik. Hep bir­likte yap­tık yani. Baş­lan­gıçta sa­dece be­nim de­ğil Ufuk’un da ge­tir­diği şey­ler vardı. Bir başka des­tek al­dı­ğı­mız kişi de Ba­rış. Ba­rış da bu­rada Retro Stüd­yosu’nda pro­dük­tör­lük ve aran­jör­lük ya­pı­yor. Bize “şar­kı­ları bi­ti­rin, ka­yıt ya­pa­lım” öne­ri­sinde bu­lundu. Biz de kayda gir­dik, bu sü­reç­leri gör­dük ve al­bümü yap­tık. 

Prova odasında elektro gitar çalan sakallı müzisyen, önünde zil ve davul parçaları, arkada amfi ve afişler

Ya­kın za­manda ilk al­bü­mü­nüz çıktı. Bi­raz al­bü­mün üre­tim sü­re­cin­den bah­se­de­bi­lir mi­si­niz? Ka­yıt­lar na­sıl geçti, ne­ler ya­şa­dı­nız?

Kı­vanç Top­rakçı: Şar­kı­ları ya­pınca eli­mizde ka­yıtlı bir şey ol­ması ge­rek­ti­ğini his­set­tik. Onur, bunu hep söy­lü­yordu; “ka­yıtlı bir şey ol­sun ki üze­rine ça­lış­ma­mız da ge­liş­tir­me­miz de daha ko­lay ol­sun”. Sonra Al­per’in bah­set­tiği ar­ka­da­şı­mız Ba­rış İs­tan­bul’dan An­kara’ya ge­lince ka­yıt im­ka­nı­mız oldu. Zor­lan­dık mı? Çok da zor­lan­ma­dık as­lında. Şarkı yapma sü­reci de şöyle olu­yor: Biri riff ge­ti­ri­yor, di­ğeri bir me­lodi bu­lu­yor, ora­dan ge­li­şi­yor. Söz­leri de son sa­ni­yede yaz­dık gibi oldu ama daha çok Ufuk ve Onur yaz­dı­lar. Çok da zor­lan­ma­dık diye dü­şü­nü­yo­rum. 

Fi­kir ve ka­rar verme aşa­ma­la­rı­nız na­sıl iler­li­yor? Ça­tış­ma­lar olu­yor mu? 

Kı­vanç Top­rakçı: Ça­tışma çok var bizde, za­ten o şe­kilde ge­li­şi­yor as­lında. Biz öyle ile­ti­şim kur­mayı bi­li­yo­ruz, ile­ti­şimi o şe­kilde kur­du­ğu­muz için nor­mal iliş­ki­miz de öyle. O yüz­den mü­ziği de böyle ya­pı­yo­ruz gibi.

Ufuk Öz­gen: Ya­ra­tıcı sü­reçte ça­tış­mayı daha ar­gü­man­lar üze­rine ku­ru­yo­ruz.

Kı­vanç Top­rakçı: Ça­tışma de­ğil de her­kes or­taya bir şey ko­yunca en­te­re­san olu­yor. Ça­tış­maya ça­ba­lı­yo­ruz, ikna ol­mak da is­ti­yo­ruz.

Ufuk Öz­gen: Öğ­re­ni­yo­ruz da bu şe­kilde. En az mü­zik tec­rü­besi olan be­nim grupta. Ben bu sü­reçte bir sürü şey öğ­ren­dim di­ye­bi­li­rim.

Prova odasında mikrofonun arkasındaki sakallı gözlüklü müzisyen ve gitarlı bir diğer müzisyen, odak dışı bir sahne

Bu al­bümü ya­par­ken al­dı­ğı­nız re­fe­rans­lar var mıydı? Ki­şi­sel ya da or­tak al­dı­ğı­nız ka­rar­lar var mıydı be­lirli bir ton ya­ka­la­mak için? 

Al­per Tüt: Bi­zim çok er­ken yaşta ar­ka­daş ol­ma­mı­zın, sev­di­ği­miz şey­le­rin bü­yük bir kıs­mı­nın or­tak ol­ması gibi bir avan­tajı var. Biz de ge­nelde bun­lar üze­rinde mu­ta­bık ol­maya ka­rar ver­dik, on­lar üze­rin­den yola çık­tık. Ora­dan bi­raz taşa taşa o sı­nır­lar­dan yo­lu­muzu bul­duk. Al­dı­ğı­mız re­fe­rans­lar için co­ver yap­tı­ğı­mız şar­kı­lar­dan yola çı­kar­sak: Qu­e­ens of the Stone Age, Alice in Chain, Nir­vana. Bun­lar or­tak ke­si­şim nok­ta­la­rı­mız ama her­kes bam­başka şey­ler din­li­yor ta­bii.

Onur Çı­ğın: Evet, her bi­ri­mi­zin ayrı ayrı din­le­diği mü­zik de çok farklı. O yüz­den bir şarkı yap­maya kal­kış­tı­ğı­mız za­man he­pi­miz yak­la­şım ola­rak farklı bir yer­den tut­tu­ğu­muz için or­taya bi­zim ka­rı­şı­mı­mız gibi bir şey çı­kı­yor. Ama so­nuç kim­se­nin başta ka­fa­sında ta­sar­la­dığı şarkı gibi çık­mı­yor. Ba­şı­mıza çok geldi bu. Me­sela bi­ri­miz kü­çük bir şarkı fik­riyle ge­li­yo­ruz ama bi­tir­di­ği­mizde bam­başka bir şeye dö­nüş­müş olu­yor. Orada kavga edi­yo­ruz, tar­tı­şı­yo­ruz; şar­kı­lar da o şe­kilde çı­kı­yor.

Al­bü­mün bü­tün ça­lış­ma­la­rını as­lında mü­zik stüd­yosu ol­ma­yan, ev ya da Al­per’in atöl­yesi gibi yer­lerde yap­tık. O da belki so­un­du­muzu et­ki­le­miş­tir diye dü­şü­nü­yo­rum. Kı­vanç öze­linde me­sela; da­vu­lu­muz yoktu şar­kı­ları ça­lış­tı­ğı­mız yer­lerde. Hep me­lo­dik ola­rak gi­tar­larla ve bas­larla ça­lış­tık. Sonra stüd­yoda da­vul­ları ek­le­dik. Ar­tık stüd­yo­muz ol­duğu için son­raki şar­kı­la­rı­mızda çok daha iyi, daha güç­lü­yüz. Çünkü da­vu­lu­mu­zun da ol­duğu bir oda­mız var, ar­tık da­vul­ları da şarkı ya­pım aşa­ma­sına da­hil ede­bi­li­yo­ruz. 

Ufuk Öz­gen: Ben bu arada pop mü­zik sev­di­ğimi far­ket­tim. Kul­la­nı­lan enst­rü­man­lar fa­lan çok önemli de­ğil ama po­pun için­deki me­ka­nik­leri se­vi­yo­rum ben.

Onur Çı­ğın: Bir işin, bir mü­zi­ğin, bir şar­kı­nın mil­yon­larca in­sana ula­şıp da tut­ması beni et­ki­li­yor. Bu­nun ne­den böyle ol­du­ğunu çöz­meye ça­lı­şı­yo­ruz. 

Prova odasında iki gitarist, davulun başındaki baterist ve mikrofon; grup birlikte çalıyor

Şar­kı­la­rı­nızı üre­tir­ken bu di­na­mik­lere dik­kat edi­yor mu­su­nuz?

Al­per Tüt: Şar­kı­la­rın din­len­mesi üze­rine kafa yo­ru­yo­ruz ama çok din­le­nen bir mü­zik ya­pa­lım diye bir kay­gı­mız da ol­madı. 

Ast­roid grubu ku­rul­duk­tan ne ka­dar süre sonra kon­ser ver­meye baş­la­dı­nız?

Kı­vanç Top­rakçı: İlk kon­se­ri­mizi ge­çen sene ver­dik. Con­gu­lus’un gi­ta­risti Ci­han des­tek verdi bize bir­likte ça­la­lım diye, on­larla ilk kon­se­ri­miz oldu. Onun ön­ce­sinde iki sene kendi ken­di­mize çal­dık, za­ten o sı­rada pan­demi vardı. O sü­reçte de ha­zır­lık­lar ve şar­kı­lar ya­pıldı. 2024’te de ilk kon­se­ri­mizi ver­dik.

Yap­tı­ğı­nız mü­zi­ğin Tür­kiye’de bir kar­şı­lığı ol­du­ğunu dü­şü­nü­yor mu­su­nuz? Ya da böyle bir kay­gı­nız var mı? 

Kı­vanç Top­rakçı: Hiç öyle bir kay­gı­mız yok ya bence. Kar­şı­lığı da var mı? Bil­mi­yo­rum. 

Ufuk Öz­gen: Bu ko­nuyu belki de şu­ra­dan al­mak la­zım; yap­tı­ğı­mız mü­ziği biz ne­re­den edin­dik? İşte orada ço­cuk­ken keş­fet­ti­ği­miz al­büm­ler, ba­ba­mız, ku­ze­ni­miz ya da  bi­ri­sin­den, te­le­viz­yon­dan, rad­yo­dan duy­du­ğu­muz bir şey­ler dev­reye gi­ri­yor. Doğ­ru­dan içine doğ­du­ğu­muz bir şey de­ğil yani ya­bancı bir kül­tür. Do­la­yı­sıyla kar­şı­lığı var mı so­rusu, var ki biz de bu mü­ziği bu­rada öğ­ren­dik. İkinci el ol­makla be­ra­ber biz de bu­rada edin­dik bu tarz mü­zikle il­gili şey­leri. O yüz­den kar­şı­lığı bu an­lamda var. Ama kar­şı­lığı Onur’un de­diği an­lamda kit­le­lere ya­yıl­ması an­la­mında yok­tur, ol­ma­ya­cak za­ten.

Bu şarkı daha çok din­le­nir, bu tut­maz de­di­ği­niz tah­min­le­ri­niz oldu mu? Na­sıl so­nuç­larla kar­şı­laş­tı­nız?

Onur Çı­ğın: Be­nim tah­min­le­rim hiç tut­madı. “Bu şar­kıyı hiç kimse din­le­me­ye­cek” de­di­ğim şar­kı­lar in­san­la­rın en ho­şuna gi­den şar­kı­lar oldu. Be­nim bir ar­ka­da­şım Ayça me­sela ‘Af­ter Party’i çok se­vi­yor­muş. Af­ter Party’i ka­yıt­la­rın so­nuna ka­dar çok da ilgi gös­te­re­me­di­ği­miz bir şarkı ol­muştu. Ya da ben me­sela ’Se­ance’ şar­kı­sını çok se­vi­yor­dum, kimse çok sev­mi­yor o şar­kıyı. Ba­rış’ın bile kay­de­der­ken en sev­me­diği şarkı be­nim en sev­di­ğim şar­kıydı.

Al­büm­den en çok sev­di­ği­niz şarkı han­gisi?

Onur Çı­ğın: ‘The High Five Of Doom’. 

Al­per Tut: Be­nim de o ga­liba. 

Kı­vanç Top­rakçı: Be­nim sa­nı­rım ‘Sta­le­mate’.

Ufuk Öz­gen: Be­nim yok. Hep­sini ayrı ayrı se­vi­yo­rum.

Al­per sen kendi gi­tar­la­rını ken­din ya­pı­yor­sun diye ha­tır­lı­yo­rum. Bu Ast­roid ile mi baş­ladı yoksa daha ön­ce­sinde mi? 

Al­per Tut: Daha ön­ce­sinde vardı, me­rak ve gazla öyle bir iş­lere gir­dim. Bu al­bümde de me­sela tüm şar­kı­ları be­nim yap­tı­ğım gi­tarla kay­det­tik. Tüm şar­kı­larda be­nim iş­çi­li­ğimi din­le­ye­bi­lir­si­niz.

Ast­roid ismi ner­den ge­li­yor? 

Al­per Tüt: Bir yıl fa­lan sürdü de­ğil mi ka­rar verme sü­re­ci­miz. Ma­sada bir sürü farklı isim vardı.

Onur Çı­ğın: İlk Mons’tu gru­bun adı, onu da Kı­vanç bul­muştu.

Ufuk Öz­gen: Di­ğer ge­ze­gen­le­rin üze­rin­deki dağ­lara ve­ri­len isim Mons. Ora­dan da Ast­roid’e ev­rildi as­lında.

Gör­sel kim­li­ği­ni­zin üre­tim sü­re­cin­den bah­se­de­bi­lir mi­si­niz? Ka­rara na­sıl bağ­la­nı­yor bu sü­reç­ler?

Ufuk Öz­gen: Esas bu alanda kav­ga­lar dö­nü­yor. Mü­zik işi ko­lay, bir şe­kilde olu­yor da esas kanlı alan orası.

Onur Çı­ğın: Al­per en son dü­zelt­me­leri ve­ri­yor. Çünkü gör­sel ola­rak ara­mız­daki en eği­timli kişi o.

Al­per Tüt: Ama asla be­nim de­di­ğim ol­mu­yor.

Ufuk Öz­gen: Orada esas po­pü­ler­lik me­se­lesi dev­reye gi­ri­yor. Za­ten bunu mil­yon­larca in­san gör­me­ye­cek ki, o za­man ona göre mi ya­pa­lım yoksa yap­ma­ya­lım mı?

Al­per Tüt: Bu konu ara­mızda çok ko­nu­şu­lu­yor ama biz öyle ha­re­ket et­mi­yo­ruz. Es­ki­den mü­zik grup­la­rı­nın gör­sel­liği daha önem­liydi. Çünkü al­büm sa­tın alma ve kon­ser afiş­le­rini so­kakta gör­mek gün­lük ya­şa­mın bir par­ça­sıydı. Şu anda al­büm ka­pa­ğını biz bir san­time bir san­tim bir Spo­tify ku­tu­cu­ğunda gö­rü­yo­ruz, o yüz­den üre­tim sü­re­ci­nin di­na­mik­leri de de­ği­şi­yor. Es­ki­den plak ba­sar­ken, CD ba­sar­ken bir ka­pağa is­te­di­ğin ka­dar ay­rıntı gi­ri­le­bi­li­yordu ama şu an öyle de­ğil. Afiş­ler de aynı şe­kilde. Afiş­leri in­san­lar so­kak­larda de­ğil Ins­tag­ram’da gö­rü­yor­lar.

Al­büm ka­pak­la­rı­nızı, single ka­pak­la­rı­nızı kim çizdi? 

Al­per Tüt: Ta­sa­rım ve tema bana ait ama il­lüst­ras­yo­nunu Er­dal Dur­muş çizdi. Bun­dan yak­la­şık 12 sene önce Er­zu­rum’da as­ker­lik yap­tım. Tar­la­lara kor­ku­luk­lar ko­yar­lar ya orada da aynı man­tıkla di­ğer kar­ga­lar gö­rüp gel­me­sin diye tar­la­lara bir tane ka­zık ça­kı­yor­lar ve o ka­zığa öl­müş karga bağ­lı­yor­lar. İl­ginç bir şe­kilde bu işe ya­rı­yor, ben gö­rünce şok ol­muş­tum. Bu te­ma­dan yola çı­ka­rak iler­le­dik.

Bun­dan son­raki sü­reç için plan­la­rı­nız ne­ler?

Ufuk Öz­gen: An­kara’da daha çok kon­ser ver­mek is­ti­yo­ruz. 

Onur Çı­ğın: Yeni bir single üze­rine ça­lı­şı­yo­ruz şimdi..

Ufuk Öz­gen: Klip de dü­şü­nü­yo­ruz. Bü­yük pro­dük­si­yonlu bir klip olur mu bil­mi­yo­rum, bi­raz fır­sat­lara bağlı. Ya da klip gibi de­ğil ama belki canlı per­for­mans kaydı ola­bi­lir.

İlgili yazılar

Bütün yazılar

Kaçırma

Görsel Sanatlar

Çağatay Yiğit ve Ebru Düzgün ile “Snap!!!” Üzerine

"SNAP!!!" fotoromanı, Ankara'da yaşayan üç ev arkadaşının dertlerine ve geçirdikleri bir geceye bizi davet ediyor.

Melike Serin11 Mart 2019