Hanoi Eski Mahalle'de dar cepheli binalar ve bayraklar

Kent ve mimari

Vietnam: Geçmişin Bugünün İçinde Yaşadığı Yer

Cansu Gök

30 October 2026

Bazı şe­hir­leri an­la­mak için so­kak­la­rında kay­bol­mak ge­re­kir. Ba­zı­la­rını ise yal­nızca iz­le­mek, ses­le­rini din­le­mek ve gün­de­lik ha­ya­tın kü­çük de­tay­la­rına dik­kat et­mek ye­ter­li­dir. Vi­et­nam’da ge­çir­di­ğim otuz gün bo­yunca ken­dimi sü­rekli bir şey­leri an­lam­lan­dır­maya ça­lı­şır­ken bul­dum. İlk ba­kışta bir­bi­rin­den çok farklı gö­rü­nen ama as­lında aynı hi­ka­ye­nin par­ça­ları olan de­tay­ları.

Vietnam'da gece bir sokakta aslan dansı kostümü ve çocuklar

Vi­et­nam’a git­me­den önce zih­nimde belli bir gö­rün­tüsü vardı. Mo­to­sik­let­lerle dolu so­kak­lar, pi­rinç tar­la­ları, dağ­la­rın ara­sına sak­lan­mış köy­ler ve ken­dine özgü bir ye­mek kül­türü. An­cak Ha­noi, Sapa, Huế ve Hội An ara­sında yol­cu­luk eder­ken beni en çok et­ki­le­yen şey bun­lar­dan bi­raz farklı oldu.

Hanoi'de bir sokakta seyyar satıcılar ve motosikletler

Vi­et­nam’da geç­miş, ge­ride bı­ra­kıl­mış bir şey de­ğil. Bu­gü­nün içinde, onunla bir­likte ya­şa­maya de­vam edi­yor.

Bunu ba­zen bir bi­na­nın cep­he­sinde, ba­zen kü­çük bir dük­ka­nın kö­şe­sine yer­leş­ti­ril­miş su­nakta, ba­zen de dağ­la­rın ara­sında bir evde ger­çek­leş­ti­ri­len ge­le­nek­sel bir ri­tü­elde his­set­tim. Ha­noi’ye ilk var­dı­ğımda şeh­rin rit­mine ayak uy­dur­makta zor­lan­dım. Her yer­den ge­len mo­to­sik­let­ler, korna ses­leri, kal­dı­rım­lara ta­şan kü­çük res­to­ran­lar, so­kak sa­tı­cı­ları ve sü­rekli ha­re­ket ha­lin­deki in­san­lar…

Özel­likle Old Qu­ar­ter, yani Eski Ma­halle, ilk ba­kışta hiç­bir şe­yin bir­bi­riyle uyumlu ol­ma­dığı his­sini ve­ri­yor. Dar so­kak­larda yan yana sı­ra­lan­mış eski ev­ler, Fran­sız sö­mürge dö­ne­min­den kalma ya­pı­lar, mo­dern ka­fe­ler ve kü­çük dük­kan­lar. Ba­zen yüz yıl­lık gibi gö­rü­nen bir bi­na­nın he­men ya­nında yeni açıl­mış bir kah­ve­ciye rast­lı­yor­su­nuz.

Hanoi'de gece motosiklet trafiği

Bu­rada dik­ka­timi çe­ken mi­mari de­tay­lar­dan biri de tube ho­use ola­rak bi­li­nen ge­le­nek­sel ev­lerdi. So­kak­tan ba­kıl­dı­ğında ol­dukça dar gö­rü­nen bu ya­pı­la­rın içe­riye doğru uza­nan de­rin bir planı var. Şeh­rin yo­ğun do­ku­suna uyum sağ­la­mış, ken­dine özgü bir mi­mari an­la­yış. Ha­noi’de yü­rür­ken sanki farklı dö­nem­le­rin üst üste yer­leş­ti­ril­diği bir şeh­rin içinde do­la­şı­yor­su­nuz. Bir so­kakta geç­mi­şin iz­le­rini gö­rür­ken bir­kaç adım sonra mo­dern ha­ya­tın bü­tün hı­zıyla de­vam et­ti­ğine ta­nık olu­yor­su­nuz.

İlk gün­lerde kar­şı­dan kar­şıya geç­mek bile başlı ba­şına bir de­ne­yimdi. Mo­to­sik­let­ler her yön­den ge­li­yor, her­kes bir yer­lere ye­tiş­meye ça­lı­şı­yor, so­kak­lar hiç dur­ma­dan ha­re­ket edi­yordu. Ama bir­kaç gün sonra fark et­tim ki bu kar­ma­şa­nın da ken­dine ait bir dü­zeni var. Dı­şa­rı­dan ba­kıl­dı­ğında ka­o­tik gö­rü­nen şey­ler, as­lında bu­rada ya­şa­yan in­san­la­rın gün­de­lik rit­mi­nin bir par­çası. Şe­hir kendi ku­ral­la­rıyla akı­yor ve siz de bir süre sonra bu akı­şın içine ka­rı­şı­yor­su­nuz.

Tokyo’da beni et­ki­le­yen şey­ler­den biri, ka­la­ba­lı­ğın için­deki ses­siz­lik ve dü­zendi. Ha­noi’de ise bu­nun ne­re­deyse tam ter­sini his­set­tim. Gü­rül­tü­nün, ha­re­ke­tin ve kar­ma­şa­nın içinde ken­dine özgü bir uyum vardı. İki şe­hir bir­bi­rin­den çok farklı olsa da, iki­si­nin de kendi rit­mini ya­rat­tı­ğını dü­şün­me­den ede­me­dim.

Kruvasan ve kahveden oluşan bir kahvaltı tabağı
Hasır tabakta bir bánh mì

Bir Şehrin Hafızası: Fransız Mirası

Vi­et­nam’da il­gimi çe­ken bir başka konu da Fran­sız sö­mürge dö­ne­mi­nin bu­günkü ya­şama bı­rak­tığı iz­ler oldu.

Ha­noi so­kak­la­rında yü­rür­ken bir anda Av­rupa’da ol­du­ğu­nuzu his­set­ti­ren bir ya­pıyla kar­şı­la­şa­bi­li­yor­su­nuz. Sa­int-Jo­seph Ka­ted­rali ya da Ha­noi Opera Bi­nası bu­nun en be­lir­gin ör­nek­le­rin­den. An­cak beni asıl et­ki­le­yen bu ya­pı­la­rın mi­ma­ri­sin­den çok, et­raf­la­rında de­vam eden ha­yattı. Sa­int-Jo­seph Ka­ted­rali’nin önünde mo­to­sik­let­ler ge­çi­yor, in­san­lar ka­fe­lerde otu­ru­yor, tu­rist­ler fo­toğ­raf çe­ki­yor ve şe­hir bü­tün ha­re­ket­li­li­ğiyle ya­şa­maya de­vam edi­yor. Geç­miş­ten ka­lan bir yapı, bu­gü­nün Vi­et­nam’ıyla aynı so­kakta var­lı­ğını sür­dü­rü­yor.

Sokak tezgâhında bánh mì hazırlayan satıcı

El­bette bu mi­mari mi­ra­sın ar­ka­sında kar­ma­şık ve acı bir sö­mürge ta­rihi var. Bu yüz­den yal­nızca es­te­tik bir et­ki­len­me­den söz et­mek ye­terli de­ğil. Beni dü­şün­dü­ren şey, bir ül­ke­nin ta­ri­hin­deki farklı dö­nem­le­rin bu­günkü kim­li­ğinde na­sıl iz­ler bı­rak­tı­ğıydı. Bu iz­leri yal­nızca mi­ma­ride de­ğil, ye­mek kül­tü­ründe de gör­mek müm­kün.

Vi­et­nam so­kak­la­rında Fran­sız usulü fı­rın­lara, kru­va­san­lara, ba­get­lere rast­la­mak ilk başta şa­şır­tıcı ge­le­bi­li­yor. Ama za­manla bu kül­tü­rel et­ki­le­şi­min ne ka­dar dö­nüş­tü­rücü ol­du­ğunu fark edi­yor­su­nuz. Bu­nun en gü­zel ör­nek­le­rin­den biri bánh mì.

Fran­sız ba­ge­tin­den do­ğan ama Vi­et­nam mut­fa­ğı­nın mal­ze­me­le­riyle bam­başka bir kim­lik ka­za­nan bu sand­viç, bana kül­tür­le­rin bir­bi­rin­den na­sıl bes­len­di­ğini dü­şün­dürdü. Bir kül­tür başka bir kül­tür­den bir şey alı­yor, onu kendi alış­kan­lık­la­rıyla ye­ni­den yo­rum­lu­yor ve za­manla or­taya ar­tık yal­nızca ken­di­sine ait olan yeni bir şey çı­kı­yor. Belki de kül­tür de­di­ği­miz şey bi­raz böyle olu­şu­yor. Sü­rekli de­ği­şe­rek, dö­nü­şe­rek ama geç­mi­şin­den iz­ler ta­şı­maya de­vam ede­rek.

Sapa'da dağlar ve pirinç terasları
Sapa'da evin içinde yerde oynayan iki çocuk

Sapa: Dağların Arasında Bir Ritüel

Sapa'da kucağında bebeğiyle oturan bir kadın

Ha­noi’nin ka­la­ba­lı­ğın­dan sonra Vi­et­nam’ın ku­ze­yin­deki dağ­lık Sapa böl­ge­sine git­tik. Bu­rada şe­hir ha­ya­tın­dan çok farklı bir at­mos­fer vardı. Dağ­lar, pi­rinç te­ras­ları, kü­çük köy­ler ve do­ğayla iç içe ya­şa­yan in­san­lar…

Sapa’da bir otelde kal­mak ye­rine ye­rel bir ai­le­nin evinde ko­nak­la­dık. Bu de­ne­yim, Vi­et­nam yol­cu­lu­ğu­mun en unu­tul­maz an­la­rın­dan bi­rine dö­nüştü. Kal­dı­ğı­mız evde kü­çük bir be­bek vardı. Be­bek uzun sü­re­dir ağ­lı­yordu ve aile, bu­nun için ge­le­nek­sel bir ri­tüel ger­çek­leş­tir­meye ka­rar verdi. Eve bir şa­man ça­ğır­dı­lar. Daha önce yal­nızca bel­ge­sel­lerde kar­şı­laş­tı­ğım tür­den bir ri­tü­ele, bu kez bir ai­le­nin gün­de­lik ha­ya­tı­nın içinde ta­nık olu­yor­dum.

Sapa'da bir evin kapısında bebeğiyle bir kadın

Be­nim için et­ki­le­yici olan, bu­nun dı­şa­rı­dan iz­le­nen bir gös­teri ya da tu­rist­lere su­nu­lan kül­tü­rel bir de­ne­yim ol­ma­ma­sıydı. Aile için ger­çek bir ih­ti­yaca kar­şı­lık ge­len, inanç­la­rı­nın ve ya­şam­la­rı­nın do­ğal bir par­ça­sıydı. Ri­tü­e­lin ar­dın­dan evin gi­ri­şine bazı yap­rak­lar yer­leş­ti­rildi. Bu yap­rak­lar, evde bir ri­tüel ger­çek­leş­ti­ril­di­ğini ve be­lirli bir süre bo­yunca her­ke­sin içeri gi­re­me­ye­ce­ğini an­la­tan bir işa­retti. Yak­la­şık üç gün bo­yunca eve yal­nızca ai­leyle iliş­kili ya da ri­tü­ele ka­tıl­mış ki­şi­le­rin gir­me­sine izin ve­ri­li­yordu. Bu kü­çük de­tay beni çok et­ki­ledi. Çünkü dı­şa­rı­dan ba­kıl­dı­ğında sı­ra­dan gö­rü­nen bir­kaç yap­rak, as­lında o top­lu­lu­ğun inanç­la­rını, ge­le­nek­le­rini ve kendi içinde pay­laş­tığı bir an­lam dün­ya­sını tem­sil edi­yordu.

Sapa’da farklı et­nik top­lu­luk­lar ya­şı­yor ve her bi­ri­nin ken­dine özgü ge­le­nek­leri bu­lu­nu­yor. Bu yüz­den ta­nık ol­du­ğum ri­tü­eli bü­tün Vi­et­nam’a ait bir uy­gu­lama ola­rak ta­nım­la­mak doğru ol­maz. Ama tam da bu çe­şit­li­lik, Vi­et­nam’ın kül­tü­rel do­ku­sunu be­nim için daha il­ginç kıldı.

Bir kül­türü an­la­mak, ba­zen onun hak­kında bilgi edin­mek­ten çok, in­san­la­rın neye an­lam yük­le­di­ğini göz­lem­le­mekle il­gili.

Sapa’daki o evde his­set­ti­ğim şey buydu.

Tapınakta sunu masası ve dua eden Budist rahipler, yukarıdan

Günlük Hayatın İçindeki İnançlar

Vi­et­nam’da dik­ka­timi çe­ken bir başka de­tay da dini ve ge­le­nek­sel ri­tü­el­le­rin gün­de­lik ha­yatla ne ka­dar iç içe ol­du­ğuydu. Zi­ya­ret et­ti­ğim ta­pı­nak­lar­dan bi­rinde Bu­dist ra­hip­le­rin bir­likte dua et­tik­leri bir tö­rene denk gel­dim. Ses­le­rine rit­mik bir enst­rü­man eş­lik edi­yordu. Or­ta­mın ken­dine özgü bir tem­posu vardı. Ama beni en çok şa­şır­tan şey, ta­pı­nak­taki su­nu­lardı. Bü­yük bir ma­sa­nın üze­rinde mey­ve­ler, tat­lı­lar, ye­mek­ler, içe­cek­ler ve çi­çek­ler bu­lu­nu­yordu. Bun­lar ri­tü­e­lin bir par­çası ola­rak su­nul­muştu.

Renkli tütsü demetlerinin önünde gülümseyen bir kadın
Vietnam'da bir pazarda meyve satan kadın

Son­raki gün­lerde fark et­tim ki bu tür su­nu­lar yal­nızca ta­pı­nak­larda kar­şı­mıza çık­mı­yor. Kü­çük bir res­to­ra­nın kö­şe­sinde, bir dük­kâ­nın gi­ri­şinde ya da in­san­la­rın ev­le­rinde ben­zer su­nak­lar gö­re­bi­li­yor­su­nuz. Ba­zen bir­kaç meyve, ba­zen çi­çek­ler, ba­zen de bir içe­cek bı­ra­kıl­mış olu­yor. Bu gö­rün­tü­lerle o ka­dar sık kar­şı­laş­tım ki bir süre sonra özel­likle dik­kat et­meye baş­la­dım.

Vi­et­nam’da Bu­dizm, Ta­o­ist ge­le­nek­ler, Kon­füç­yüsçü dü­şün­ce­nin et­ki­leri ve ata­lara saygı gibi farklı inanç ve uy­gu­la­ma­lar bir arada var ola­bi­li­yor. Gör­dü­ğüm bu kü­çük su­nak­la­rın ba­zı­ları da geç­mişte ya­şa­mış aile üye­le­riyle ku­ru­lan ma­nevi ba­ğın bir par­çası. Bunu dü­şün­mek bana çok et­ki­le­yici geldi. Çünkü bu­rada geç­miş, yal­nızca ha­tır­la­nan ya da ta­rih ki­tap­la­rında an­la­tı­lan bir şey de­ğil. İn­san­la­rın her gün ilişki kur­maya de­vam et­tiği, ha­yat­la­rı­nın içinde yer ver­diği bir var­lık.

Bir dük­kan sa­hibi sa­bah iş ye­rini açar­ken aynı za­manda kü­çük su­na­ğına bir sunu bı­ra­ka­bi­li­yor. Ti­ca­ret, gün­de­lik ha­yat ve ma­nevi inanç­lar bir­bi­rin­den ta­ma­men ay­rıl­mı­yor. Bu da bana me­kan­la­rın yal­nızca fi­zik­sel alan­lar ol­ma­dı­ğını bir kez daha ha­tır­lattı.

Bir evin, bir dük­ka­nın ya da bir so­ka­ğın an­lamı, orada ya­şa­yan in­san­la­rın ona yük­le­diği de­ğer­lerle şe­kil­le­ni­yor.

Geçmiş Gerçekten Geride Kalır mı?

Hanoi'de bayraklarla süslü bir sokakta motosikletler

Vi­et­nam’da do­la­şır­ken ta­rih yal­nızca eski ya­pı­larda ya da ge­le­nek­sel ri­tü­el­lerde kar­şıma çık­madı. Özel­likle Ha­noi’de Ho Chi Minh’in port­re­le­rine, dev­rimci geç­mişi ha­tır­la­tan afiş­lere ve si­yasi sem­bol­lere sık sık rast­la­dım. Bir ta­rafta mo­dern ka­fe­ler, otel­ler, alış­ve­riş mer­kez­leri ve hızla de­ği­şen bir şe­hir ha­yatı vardı. Di­ğer ta­rafta ül­ke­nin si­yasi geç­mi­şini ve bu­günkü sis­te­mini ha­tır­la­tan im­ge­ler ka­mu­sal alan­larda gö­rü­nür ol­maya de­vam edi­yordu.

Vi­et­nam’ın ya­kın ta­rihi sa­vaş­larla, sö­mür­ge­ci­likle, ba­ğım­sız­lık mü­ca­de­le­siyle ve bü­yük top­lum­sal dö­nü­şüm­lerle şe­kil­len­miş. Bü­tün bu geç­mi­şin bu­günkü ya­şa­mın içinde na­sıl yer bul­du­ğunu gör­mek, bana bir şeh­rin ha­fı­za­sı­nın yal­nızca bi­na­la­rında saklı ol­ma­dı­ğını dü­şün­dürdü. Ha­fıza ba­zen bir so­kak ta­be­la­sında, ba­zen bir afişte, ba­zen de in­san­la­rın her gün tek­rar et­tiği kü­çük bir ri­tü­elde ya­şa­maya de­vam edi­yor.

Vi­et­nam’da beni en çok et­ki­le­yen şey de belki buydu. Geç­miş ve bu­gün bir­bi­rin­den ke­sin çiz­gi­lerle ay­rıl­mı­yordu. Eski olan ta­ma­men or­ta­dan kalk­mı­yor, yeni olan da geç­miş­ten ba­ğım­sız bir şe­kilde or­taya çık­mı­yordu. Her şey bir­bi­ri­nin üze­rine ek­le­ni­yor, dö­nü­şü­yor ve bir­likte var ol­ma­nın bir yo­lunu bu­lu­yordu.

Bir ye­rin ru­hunu oluş­tu­ran şey, yal­nızca bu­gün na­sıl gö­rün­düğü de­ğil, geç­mi­şiyle na­sıl ya­şa­maya de­vam et­tiği.

Yazar Cansu Gök, Vietnam'da bir pazar sokağında

Belki de se­ya­hat et­meyi bu yüz­den se­vi­yo­rum. Yeni yer­ler gör­mek­ten çok, in­san­la­rın ya­şa­dık­ları yer­lere na­sıl an­lam yük­le­dik­le­rini keş­fet­mek il­gimi çe­ki­yor. Ba­zen bir şehri an­la­mak için onun en ünlü ya­pı­la­rını gör­mek ye­terli ol­mu­yor. Bir so­ka­ğın se­sini din­le­mek, bir evin ka­pı­sında dur­mak ya da ilk ba­kışta önem­siz gö­rü­nen kü­çük bir de­ta­yın ar­ka­sın­daki hi­ka­yeyi öğ­ren­mek ge­re­ki­yor.

Vi­et­nam bana bir kez daha bunu ha­tır­lattı.

Ve sa­nı­rım beni yolda tu­tan şey de tam ola­rak bu: Bir ye­rin gö­rü­nen­den daha faz­la­sını an­lat­tı­ğını bil­mek ve o hi­ka­ye­leri keş­fet­meye de­vam et­mek.

Ins­tag­ram’da gör · Ins­tag­ram’da gör

İlgili yazılar

Bütün yazılar

Kaçırma

Görsel Sanatlar

Eskişehir’de Öğrenci Olarak Sanat Kolektifi Kurmak

2024 yılında Eskişehir’de beş arkadaş 1+1 öğrenci evlerinin salonunda bir toplantı yaptı.

Oğuzhan Acar22 September 2025