CANSU TÜZÜNER - OUBAITORI SERGİ RÖPORTAJI

Görsel Sanatlar

Cansu Tüzüner ile “Oubaitori” Sergisi Üzerine

Umut Küçükarslan

23 July 2025

İlk ki­şi­sel ser­gin, bi­raz ken­din­den bah­set­mek is­ter mi­sin?

İs­mim Cansu Tü­zü­ner. Ha­cet­tepe Üni­ver­si­tesi gra­fik ta­sa­rım me­zu­nu­yum. Daha son­ra­sında çok çe­şitli alan­larda ça­lışma de­ne­yi­mim oldu. Film sek­tö­ründe gra­fik ta­sa­rım, fo­toğ­raf ve vi­deo üze­rine pra­tik edin­dim. Son­ra­sında bir sos­yal gi­ri­şim de­ne­yi­mim oldu. Kü­çük bir ekiple be­ra­ber as­lında hem sa­nat hem ta­sa­rım hem de kül­tür ça­lış­ma­ları üze­rine epey di­na­mik bir ça­lışma ger­çek­leş­tir­dik. As­lında ilk ken­dimi keş­fet­mem o de­ne­yimle ger­çek­leşti di­ye­bi­li­rim. Bana üre­tim ve ya­ra­tı­cı­lık ala­nında çok bü­yük bir alan sağ­ladı ve ilk o za­man­lar sergi yap­mak, kül­tü­rel ça­lış­ma­lar yap­mak, pro­je­lere ka­tıl­mak, araş­tırma yap­mak, üre­ti­ci­lerle ça­lış­mak an­la­mında daha pro­fes­yo­nel bir de­ne­yim edin­dim. Son­ra­sında orayla yo­lu­muz ay­rıl­dık­tan sonra da kendi ki­şi­sel pro­je­le­rime de­vam et­meye baş­la­dım. Ha­len de­vam et­ti­ğim Ha­cet­tepe re­sim yük­sek li­sansı ile be­ra­ber bu ser­gi­deki ça­lış­ma­lar oluş­muş oldu. 

O za­ma­nın ge­tir­diği şey­leri sen şimdi bize sun­muş olu­yor­sun. O za­manda ya­şa­dı­ğın üst­len­di­ğin gö­rev­le­rin ya da o za­man dü­şün­dü­ğün şey­leri son­ra­dan ken­din sin­di­rip bize sun­muş olu­yor­sun.

Evet, as­lında orada bi­raz daha farklı bir iş ya­pı­yor­dum. Bi­raz Tür­kiye’deki ta­sa­rım ve sa­nat ala­nın­daki ula­şı­la­bi­lir­liği, üre­timi des­tek­le­yici ça­lış­ma­lar da ya­pı­yor­duk. Böyle kül­tü­rel ça­lış­ma­lar ve sa­nata dair ça­lış­ma­ları kendi ba­şıma ya­pa­bi­li­rim dü­şün­cesi ilk o za­man­lar ka­fama yer­leş­miş oldu. Ora­daki ça­lış­ma­lar, daha sos­yal fayda odaklı iş­lerdi ama aynı za­manda ya­ra­tıcı ifade bi­çim­leri ge­liş­tir­mek için de çok alan açıl­mıştı bana.  Sonra bi­rey­sel ola­rak ken­dime yö­nel­di­ğimde ise daha farklı bir bi­rey­sel üre­time yö­nel­miş ol­dum.

Peki ne­ler­den bes­le­ni­yor­sun? Kay­nak­la­rın ne?

Bu sergi üze­rine ko­nu­şa­cak olur­sam ilk etapta doğa oldu el­bette. Pey­zaj ve doğa üze­rine yö­nel­di­ğim, ilk bi­çim, form ve renk ara­yı­şına çok gir­di­ğim bir sü­reçti di­ye­bi­li­rim. Ben neyi na­sıl yan­sı­tı­yo­rum, ne gö­rü­yo­rum? Beni en iyi yan­sı­tan ma­ter­yal­ler, form­lar, bi­çim­ler, renk­ler ne­ler? Bu elim­deki def­teri de o yüz­den ge­tir­dim. O dö­nemki bü­tün dü­şün­ce­le­rimi yaz­dı­ğım bu def­ter o dö­nem tam ola­rak ne his­set­ti­ğini an­la­ya­bil­mek için fay­dalı da oldu. Bir şe­kilde ufuk çiz­gisi gö­re­me­mek­ten çok şi­kâ­yet et­mi­şim. Hep di­key form­lar var ar­tık ha­ya­tı­mızda, di­key­lik daha çok gör­dü­ğü­müz bir şey ve uzak­ları gör­mekte çok zor­lan­dı­ğı­mıza ka­fayı tak­mı­şım. Bu be­ton yı­ğını ve di­key form­lar ara­sında bir şe­kilde uzak­ları görme ça­bası, belki buna bir öz­lem duy­mak sa­nı­rım beni mo­tive etti ve bu şe­kilde bir ifade bul­dum. Bu pey­zaj re­sim­leri de o ya­tay­lığı ko­ru­yor me­sela. O dö­nemki ya­şa­dık­la­rın, çev­re­sel ko­şul­la­rın, in­sa­nın asıl üre­ti­minde çok yön gös­te­rici ol­du­ğunu ve bir reh­ber­lik ni­te­li­ğinde ola­bil­di­ğini, ilk defa bu üre­tim­leri ya­par­ken his­set­tim.

Bun­lar, An­kara ve ge­nel ola­rak Tür­kiye içe­ri­sinde çok fazla uzun araba yol­cu­luk­ları yap­tı­ğım bir dö­nem­den sonra olu­şan eser­ler. Bu yol­cu­luk­lar­dan sonra da kendi içime ka­pan­dım ve bir izo­las­yon sü­re­cine gir­dim. Ne­den daha fazla bak­mı­yo­ruz do­ğaya? Ben ba­kı­yo­rum ama ne gö­rü­yo­rum, neyi yan­sı­tı­yo­rum, neyi yan­sıt­mak is­ti­yo­rum? Bi­raz böyle psi­ko­lo­jik bir sü­reçte çık­tı­lar. Adorno’nun do­ğa­nın es­te­tiği, es­te­tik de­ne­yimi ile il­gili söy­le­diği şey de as­lında do­ğayla olan o bir­li­ği­mi­zin ar­tık his­se­dil­me­me­si­nin ya­şat­tığı bir öz­lem­den bah­se­der. Doğa, dö­nü­şen top­lum­sal de­ğer­lerle, o bir­li­ğin ar­tık ye­ni­den sağ­la­na­ma­dığı bir öz­lem ko­nu­munda. Ben de o öz­lemi yan­sıt­tım belki, o yüz­den renk­ler bi­raz me­lan­ko­lik. Yine o dö­nem iki sene içe­ri­sinde dört farklı me­kân de­ğiş­tir­di­ğim bir sü­reçti. Bu da üre­timi çok fazla et­ki­ledi. Çünkü ha­ya­tımda bir be­lir­siz­lik vardı. Sa­bit bir me­kâ­nım yoktu ve bu­nun ge­tir­diği bazı ter­cih­ler olu­yor. O ter­cih­ler­den biri, daha pra­tik ol­du­ğunu dü­şün­dü­ğüm pas­tel bo­yaya dön­memi sağ­ladı ve bu çok an­lık bir ka­rardı ama son­ra­sında iliş­ki­miz iyi gitti pas­telle. Daha kü­çük iş­ler ya­pı­yor ol­ma­mın da ne­deni bu du­rum oldu. Me­kâ­nım ba­zen bü­yü­yor, ba­zen kü­çü­lü­yordu.

Sü­rekli bir yere git­mi­yor­sun an­la­dı­ğım ka­da­rıyla, peki ile­ride bun­dan daha farklı iş­ler çı­ka­cak mı ?

O dö­ne­min ge­ti­risi ola­rak bu ser­gi­deki iş­ler çık­maya baş­ladı ama son­ra­sında ta­bii ki bu o dö­nem­ler to­humu atı­lan, son­ra­sında beni bir şey­lere yön­len­di­ren dü­şün­ceye ev­rildi.  As­lında bu bah­set­ti­ğim, ha­ya­tın ge­tir­diği çev­re­sel ko­şul­lar vs. her za­man bu ka­dar bas­kın bir şe­kilde et­kili ola­cak diye bir şey yok el­bette.  Şimdi bi­raz daha doğa kül­tür ay­rı­mını an­la­ta­cak iş­ler yap­mak, belki bu an­lamda daha kav­ram­sal iş­ler çı­kar­maya doğru bir yö­ne­lim gös­te­re­bi­li­rim.

 Oubaitori sergisi - 2025, Unite Ortak Mekân
Oubaitori sergisi – 2025, Unite Ortak Mekân

An­la­dı­ğım ka­da­rıyla ser­gi­nin ismi de isim bulma sü­re­cinde önem­se­di­ğin bir konu oi­ba­i­tori, evet bu an­lat­tık­la­rını da bi­raz içe­ri­yor. An­la­mını açık­la­mak is­ter mi­sin?

Oi­ba­i­tori; ki­raz, erik, şef­tali ve ka­yısı 4 farklı ağa­cın çok farklı za­man­larda meyve ver­me­siyle il­gili do­ğada olan bir sü­re­cin ke­lime hali. Ja­pon­lar bunu kendi ara­la­rında bir­bir­le­rine tel­kin ama­cıyla kul­la­nı­yor­lar­mış. Me­rak etme se­nin de za­ma­nın ge­le­cek, çünkü 4 farklı ağa­cın da meyve ver­diği za­man farklı. Sos­yal med­yada kar­şıma çı­kan çok son da­kika koy­du­ğum bir isim oldu. Ar­tık bil­giye ula­şı­mı­mız bi­raz daha böyle, çok de­rin araş­tır­ma­larda ba­zen bu­la­mı­yor­sun ama sos­yal med­yada denk ge­len bir şey se­nin il­gini çe­ke­bi­li­yor. Beni et­ki­le­yen kısmı şu oldu; Ja­pon kül­tü­ründe do­ğada var olan bir sü­reci bir ke­li­meyle, ha­yat­la­rı­mıza bir ya­şam fel­se­fesi ola­rak gir­mesi du­rumu var. Be­nim de tam ola­rak bir son­raki pro­je­lerde odak­lan­mak is­te­di­ğim, doğa ve in­san ya­şamı or­tak­lığı ko­nu­ları. Hatta bi­zim kül­tü­rü­müzde bu ne­rede du­ru­yor? Şu an bir araş­tırma yap­ma­dı­ğım için bil­mi­yo­rum ama ile­riki za­man­larda bu­nun üze­rinde daha fazla dur­mak is­ti­yo­rum. Çünkü bu batı dü­şün­ce­si­nin bir ürünü ola­rak, bir doğa kül­tür ay­rımı, in­san ve in­san dışı yani öte­ki­ler ola­rak ay­rıl­ması bize, 17. yüz­yılda Des­car­tes ile kes­kin­le­şen bir dü­şünce bi­çimi ile ha­yat­la­rı­mıza girdi. Şu an bi­raz daha buna yu­mu­şak ba­kı­yor ola­bi­li­riz. Ama daha o za­man­lar­dan te­meli atı­lan ve de­vam eden bir çok sis­tem hala in­san ve doğa or­tak­lı­ğını sağ­la­mı­yor. O bir­le­şim nok­ta­la­rını arı­yo­ruz, bu­nun için mü­ca­de­le­ler ver­meye baş­la­dık. An­cak hala gün­lük ya­şam­la­rı­mız do­ğa­dan ve bi­zim dı­şı­mızda ki or­ga­nik ya­şam­dan çok uzak. O yüz­den bi­raz daha bu­nun bir­le­şim nok­ta­sı­nın ara­yı­şına gi­re­ce­ğim. Sa­nı­rım bir son­raki ça­lış­ma­lar bu­nun üze­rine kur­gu­lan­mış ola­cak.

As­lında se­nin bu fel­sefi ola­rak daha çok ya­kın his­set­ti­ğin bir nokta oldu. Bi­raz daha to­par­la­mak ge­re­kirse şunu sor­mak is­ti­yo­rum, bu dü­şünce sü­re­cin­den iyi kötü bir şe­kilde ge­çi­yor­sun ve bir şey ya­şı­yor­sun. Peki tu­vale boya koy­maya ka­rar ver­di­ğin za­man en çok zor­lan­dı­ğın nokta ne­dir ya da sana ne ko­lay ge­li­yor ken­di­li­ğin­den ak­maya baş­lı­yor?

Ya orada as­lında çok iç­gü­dü­sel bir sü­reç iş­li­yor ve çok öz­nel bir de­ne­yim işte “qu­a­lia” diye bir kav­ram var ya fel­se­fede, se­nin çok öz­nel ola­rak his­set­ti­ğin ama an­lat­makta çok zor­lan­dı­ğın bir şeyi ta­rif edi­yor. Tam ola­rak onu kay­bet­ti­ğim an tı­ka­nı­yo­rum. O öz­nel de­ne­yimi his­se­de­me­di­ğimde as­lında tı­kanma ya­şı­yo­rum ama o öz­nel de­ne­yi­min tek­rar içine gi­re­bil­dimde daha akış­kan bir hal alı­yor sü­reç.

Niye kay­be­di­yor­sun o öz­nel de­ne­yimi?

Muh­te­me­len o ka­yıp şun­dan kay­naklı olu­yor. So­nuçta bu iş evet iç­gü­dü­sel ta­rafı ol­duğu ka­dar pro­fes­yo­nel bir ta­rafı da var ve pro­fes­yo­nel ta­rafı da as­lında ve gü­nü­müz dün­ya­sı­nın al­gısı ve dü­şünce bi­çi­miyle se­nin iç dün­ya­nın ara­sında  gi­dip gel­di­ğin bir sü­reç var. Orada o den­geyi ka­çır­dı­ğım an sa­nı­rım tı­kan­ma­lar baş­lı­yor diye dü­şü­nü­yo­rum.

İş­le­rin üze­rin­den git­mek is­ti­yo­rum. Özel­likle bu ar­kamda du­ran son iki işin için ta­rih­sel ola­rak da en son yap­tık­la­rın bun­lar ya­nıl­mı­yor­sam ve bana göre bun­la­rın bi­raz ant­ro­mor­fik bir de­ğeri var. Yani bi­raz portre gibi yo­rum­lu­yo­rum son olan­ları. Sen de böyle dü­şü­nür mü­sün yoksa ben­den çı­kan bir şey mi?

Yani onu his­set­men gü­zel oldu. Çünkü ger­çek­ten böyle bir ni­ye­tim var bu iş­ler ya­pı­lır­ken. Bu bah­set­ti­ğin re­sim­lerde daha fazla doğa kül­tür ay­rı­mını dü­şün­dü­ğüm ve iş­le­rimde yer ver­meye ça­lış­tı­ğım ta­raf oldu. Orada da işte o bir­lik ara­yışı, yani in­san ve doğa ara­sında bir ay­rım kor­kunç de­re­cede bü­yüdü ve o tek­rar na­sıl bir araya ge­le­bi­lir? Tek­rar na­sıl bir­le­şe­bi­lir? Bi­raz onu arı­yo­rum işte Aldo Le­o­pold be­nim çok sev­di­ğim bir ya­zar. Onun söy­le­diği şey bir za­man­lar kül­tür do­ğa­nın çe­şit­li­li­ğin­den do­ğardı di­yor. Yani o za­manki üre­tim­ler in­san­la­rın do­ğada gör­dük­le­rini sem­bol ha­line ge­tir­me­siyle oluştu. İlk za­man­la­rın kül­tü­rel üre­tim­leri bu şe­kil­deydi. Şimdi bunu kay­bet­tik. Belki de ben tek­rar­dan in­sanla do­ğayı daha bir­lik halde tut­tu­ğum iş­lere o yüz­den yö­nel­miş ola­bi­li­rim diye dü­şü­nü­yo­rum.

Bu yap­tı­ğın tu­val üze­rine pey­zaj­la­rın var ama birde baskı, ta­ma­men farklı bir sü­reç. Ba­kış açısı farklı olu­yor. Ya­pımı farklı olu­yor, ta­ma­men farklı olu­yor. O ara­daki fark­lı­lık­ları ya­şa­mak na­sıl bir de­ne­yimdi?

Bi­raz bo­ca­lattı ama gene de­di­ğim gibi farklı bir pra­tikle yap­tı­ğım iş­leri na­sıl bir­leş­ti­rip bir çık­tıya dö­nüş­tü­re­bi­li­rim üze­rine dü­şün­mekte he­ye­can verdi. O nok­tada bi­raz şunu dü­şün­düm. Be­nim asıl li­san­sım gra­fik ta­sa­rım şu anki yap­tı­ğım re­sim­lerle gra­fik pra­tik­le­rimi na­sıl bir­leş­ti­re­bi­li­rim? Se­rig­ra­fi­nin bu­nun için iyi bir ola­bi­le­ce­ğini dü­şün­düm. Çünkü se­rig­ra­fide ter­cih eder­se­niz ta­biki işin bir kısmı as­lında si­zin gra­fik be­ce­ri­le­ri­nizle de iliş­kili. Yani evet elde de ya­pa­bi­lir­si­niz ama işte bil­gi­sa­yarla yap­mayı ter­cih eder­se­niz bir il­lüst­ras­yon çı­kar­ma­mız ge­re­ke­bi­li­yor. Ben de işin bir kıs­mını bil­gi­sa­yarda bir kıs­mını da elle ça­lı­şa­rak iki pra­ti­ğide kul­lan­dım. El­bette ki son­raki iş­le­rim için et­kili ola­ca­ğını dü­şü­nü­yo­rum. Çünkü se­rig­ra­fide bi­raz daha le­ke­sel dü­şün­mem ge­rekti ve bu se­fer do­ğayı yan­sıtma şek­lim bu iş­ler­deki gibi bir ev­rim ge­çirdi.

As­lında, be­nim an­la­dı­ğım bir köprü gibi şey bu iş­ler se­nin için as­lında bun­lar da öyle bir de­ği­şim sü­re­cin­den ge­çi­yor. Şu an et­ki­len­di­ğin sa­nat­çı­lar var mı?  Kim on­lar daha doğ­rusu?

Et­ki­len­di­ğim sa­nat­çı­lar var. Ama on­lar gibi re­sim ya­pa­mı­yo­rum. Çünkü on­la­rın doğa tas­vir­leri, pey­zaj tas­vir­leri çok po­zi­tif ve çok et­ki­le­ni­yo­rum, ama asla o ka­dar po­zi­tif çık­mı­yor. Mil­ton Avery’i çok se­vi­yo­rum. Ge­nel ola­rak yüz­yıl or­tası res­sam­la­rın pey­zaj re­sim­leri çok ho­şuma gi­di­yor. Ge­or­gia O’Ke­effe’nin pey­zaj re­sim­leri ile ben bu ar­kam­daki iş­leri yap­tık­tan sonra ta­nış­tım ama çok ben­zet­tim kendi iş­le­rimle. Onunla böyle bir bağ kur­muş ol­dum sonra da. Bir di­ğer ak­lıma ge­len Etel Ad­nan ilk iş­lem hatta di­rekt on­dan çok esin­len­miş­tir.

İlgili yazılar

Bütün yazılar

Kaçırma

Görsel Sanatlar

Studio Visits: Ayça Güneş

Sanat pratiğini beden, abject ve öteki kavramları etrafında şekillendiren Ayça Güneş, üretimlerinde kişisel…

Melike Serin11 June 2026