Yonca Karakaş ile Felsefe ve fotoğraf arasında bir diyalog

Photography

Yonca Karakaş ile Felsefe ve Fotoğraf Arasında Bir Diyalog

E. Gülşah Akın

18 March 2026

Fo­toğ­raf te­melli ça­lış­ma­la­rında in­sa­nın kur­duğu ya­pay sis­tem­lerle iliş­ki­sini araş­tı­ran Yonca Ka­ra­kaş, Mart 2025’te An­kara Bel­mart Space’de aç­tığı It from Bit ser­gisi ve­si­le­siyle so­ru­la­rı­mızı ya­nıt­ladı. Me­saj kay­gı­sın­dan ba­ğım­sız bir üre­tim an­la­yışı, Whe­e­ler ve He­i­deg­ger’in izin­den gi­den kav­ram­sal bir çer­çeve ve iz­le­yi­ci­nin esеrle kur­duğu iliş­ki­nin as­lında ken­di­siyle kur­duğu bir mo­no­log ol­duğu fikri — bu söy­leşi, tüm bu baş­lık­ları sa­nat­çı­nın kendi se­siyle ele alı­yor.

Yonca mer­haba, kı­saca seni ta­nı­ya­bi­lir mi­yiz?

Di­yar­ba­kır do­ğum­lu­yum. Yıl­dız Tek­nik Üni­ver­si­tesi Sa­nat ve Ta­sa­rım Fa­kül­tesi Fo­toğ­raf ve Vi­deo Bö­lümü’nden me­zun ol­dum. Okula daha çok si­nema için gir­miş ol­sam da, içe dö­nük ya­pım ve si­ne­ma­nın daha ko­lek­tif bir alan ol­du­ğunu bil­di­ğim için  fo­toğ­rafı ter­cih et­tim. Ça­lış­ma­la­rımda di­lin ve bil­gi­le­rin ha­yat­la­rı­mızı na­sıl şe­kil­len­dir­di­ğini, in­sa­nın kur­duğu ya­pay sis­tem­lerle olan iliş­ki­sini araş­tı­rı­yo­rum. Şu anda İs­tan­bul Üni­ver­si­tesi Fel­sefe Bö­lümü’nde oku­yo­rum.

Mutfak masasında oturan üç çocuk; ortadaki turuncu kazaklı, kırmızı taç takmış, yanlardaki geyik boynuzlu

Son ser­gin­den bah­set­me­den önce kı­saca üre­tim pra­tik­le­rin­den bah­set­mek is­te­rim. Fo­toğ­raf te­melli bir sa­nat­çı­sın; ön­ceki ser­gi­le­rinde ele al­dı­ğın ko­nu­lar ol­dukça et­ki­le­yici ve bi­re­yin ken­di­siyle olan iliş­ki­sini sor­gu­la­yan, hatta belki de “yüz­leşme ya da he­sap­laşma” ya­ra­ta­bi­le­cek ko­nu­lar. Bu ko­nu­lara iler­le­men na­sıl oldu? Ken­dinle olan bir mü­ca­dele mi yol açtı buna?

Bir he­sap­laşma de­ğil as­lında; sanki daha çok bir du­rum hâli bu.

Kı­saca de­ğin­mek ge­re­kirse, bana ka­lırsa her şey içine doğ­du­ğu­nuz aile ve anne ile baş­lı­yor (bu­rada anne di­yo­rum ama bir baba da ilk ebe­vey­ni­niz ol­muş ola­bi­lir). Doğ­du­ğu­nuz anda te­mas hâ­linde ol­du­ğu­nuz ilk kişi an­ne­niz yani her şey an­ne­den alı­nan ilk afe­rin ile il­gili. Ve an­ne­den alı­nan bu afe­rin aşırı po­li­tik­tir. An­ne­niz kim ol­ma­nız ge­rek­tiği ile il­gili ilk ha­re­keti ve­rir­ken bunu bi­linçli ya da be­lirli bir amaca yö­ne­lik yap­mı­yor; sa­nı­rım daha çok be­lirli bir geç­mi­şin ka­lın­tı­ları ile size yol çiz­meye ça­lış­tı­ğını dü­şü­nür­ken iyi­li­ği­niz adına ol­du­ğuna inan­dığı bir şeyi ıs­rarla de­vam et­ti­ri­yor.

Olu­şum aşa­ma­sın­daki her­hangi bir şe­yin al­dığı ilk onay, onu oluş­tu­ran kök bilgi gibi bir şeye dö­nü­şü­yor. Bah­set­ti­ğim bu şey sis­tem­ler için de ge­çerli. Tüm sis­tem­ler onay al­dık­ları veri ta­banı üze­rin­den şe­kil­le­nir­ler ve bu şe­kilde var ol­maya baş­lar. Bu­gün kul­lan­dı­ğı­mız ya­pay zekâ dil­le­ri­nin farklı ol­ma­sı­nın se­bebi de bi­raz bu. Her şey alı­nan ilk veri ya da ilk afe­rin ile il­gili. Yani bir nok­tada he­pi­miz ebe­veyn­le­ri­mi­zin ilk afe­rin­le­ri­yiz 

Bu yüz­den sor­gu­lama ya da he­sap­laşma hâli sa­dece be­nimle de­ğil, he­pi­mizle il­gili… Dö­nem dö­nem he­pi­miz ken­di­mizi sor­gu­lar­ken bu­lu­yo­ruz. İçinde bu­lun­du­ğu­muz bu var­lık sa­ha­sını, bu sa­ha­daki ey­lem­le­ri­mizi, belki de ilk ey­le­mi­miz olan ko­nuşma ve ko­nu­şur­ken kul­lan­dı­ğı­mız dili ve bu di­lin gün­lük ru­tin­le­ri­mizde na­sıl da kur­gu­sal bir du­ruma hiz­met et­ti­ğini fark et­ti­ği­mizde çoğu şey bir anda bir sor­gu­lama ze­mi­nine dö­nü­şü­yor. Za­ten bunu bi­linçli ola­rak de­ğil, çoğu za­man gün­de­lik iş­le­ri­mizi ya­par­ken arka planda iş­le­yen daha ger­çekçi bir iç sesle ya­pı­yo­ruz.

“Bunu ne­den ya­pı­yo­rum? Bu­raya git­mek zo­runda mı­yım? Bu te­le­fonu aç­mak zo­runda mı­yım? Ne­den şu an gü­lü­yo­rum, gü­lüm­se­mez­sem eğer kaba gö­rü­nür mü­yüm?” Tüm bun­lar ba­sit ama dü­şü­nül­dü­ğünde bizi be­lirli bir amaç doğ­rul­tu­sunda yö­ne­ten ve o amaca ulaş­maya yö­ne­lik ikna eden so­ru­lar. İkna ol­mak zo­run­da­yız, yoksa bir­likte ba­rı­na­ma­yız.

Ben bu sesi se­vi­yo­rum. Bana sa­dece ken­dim üze­rin­den tüm in­san­lıkla il­gili ger­çekçi bir done ve­ri­yor.

Buzdağı manzaralı pencerenin önünde, mavi tonlu odada ayakta duran, açık renk ceketli sarışın kadın

Ön­ceki rö­por­taj­la­rına bak­tı­ğımda si­nema ala­nına iler­le­mekte ol­du­ğun gibi bir hisse ka­pıl­dım. Fo­toğ­raf­la­rın ve kısa hi­kâ­ye­le­rini gör­sel­leş­tir­mek is­te­di­ğin­den bah­set­miş­sin. Bu bir yet­meme du­ru­mun­dan mı kay­nak­la­nı­yor, yoksa daha iyi bir an­la­tım tek­niği ol­ma­sın­dan mı?

Evet, si­nema yap­mayı hâlâ çok is­ti­yo­rum ama daha önce de söy­le­di­ğim gibi bu bir ekip işi. Aşırı de­re­cede mü­kem­me­li­yetçi biri ola­rak sa­dece ben ve ka­me­ram bu işin ne ka­da­rını hal­le­de­bi­li­riz diye sü­rekli dü­şü­nü­yo­rum. Ta­bii ben dü­şü­nür­ken za­man hızla iler­li­yor. Yani bunu yıl­lar­dır ya­pı­yo­rum.

Şim­di­lik kısa, 15–25 sa­ni­ye­lik kı­sa­cık vi­de­o­lar çe­ki­yo­rum. As­lında çek­ti­ğim şey­leri se­vi­yo­rum da ama ben sa­nı­rım çoğu şeyde ol­duğu gibi bu pay­la­şım ça­ğında hâlâ çok az şeyi pay­laş­mak­tan yana kul­la­nı­yo­rum ter­ci­himi. Bil­gi­sa­ya­rımda kısa vi­de­o­la­rım, yaz­dı­ğım ya­zı­lar ve daha bir­çok şey var; he­men her­ke­sin sü­rekli ve ra­hat­lıkla pay­la­şa­bi­le­ceği şey­ler. Ama bir nok­tada üze­rine çok dü­şü­nünce sü­rekli şöyle bir ses yan­kı­la­nı­yor zih­nimde: “Ne ge­rek var?” Ve bir anda so­ğu­yo­rum. Her şey tüm an­la­mını yi­ti­ri­yor ve ben yine gün­leri de­vir­miş olu­yo­rum.

Yine ön­ceki rö­por­taj­la­rında fo­toğ­raf üre­tim­le­rinde me­saj kay­gısı ko­nu­sunu dü­şün­dü­ğün­den bah­set­miş­tin. Si­ne­maya kayma fik­ri­nin bu­nunla bir il­gisi de var mı me­sela? Zira sa­nat, me­saj ve ifade ko­nu­ları tar­tış­malı ko­nu­lar. Sen ne dü­şü­nü­yor­sun?

He­pi­miz bir şeye baş­lar­ken as­lında iç­gü­dü­sel ola­rak ken­di­mizi ifade et­meye ça­lı­şı­yo­ruz. İlk aşa­mada bu ko­nu­şur­ken olu­yor. Her­hangi bir soh­bet sı­ra­sında bile as­lında yap­tı­ğı­mız şey “ba­kın ben bu­yum ve şöyle dü­şü­nü­yo­rum” de­mek. Bu nok­tada il­kel bir gös­teri baş­lı­yor; ben ar­tık çev­remi et­ki­le­meye ça­lı­şan ve çok iyi dans eden bir hay­vana dö­nü­şü­yo­rum. Bu bana ko­mik ge­li­yor ama an­la­ya­bi­li­yo­rum da, çünkü ben de ora­da­yım. O sa­hayı hep bir­likte pay­la­şı­yo­ruz.

Bu­gün bir fo­toğ­rafçı ola­rak an­lat­mak is­te­di­ğim şey­ler ola­bi­lir ve yap­tı­ğım şeyle onay al­mak is­ti­yor ola­bi­li­rim. Bun­lar he­pi­mi­zin bil­diği, sü­rekli ko­nuş­tu­ğu­muz şey­ler. Be­nim sa­nı­rım ta­ham­mül ede­me­di­ğim şey bunu sü­rekli ola­rak dek­lare etme şek­li­miz. Her şeyi an­lat­mak zo­runda kal­ma­ma­mız ge­rek­tiği gibi her şeyi an­la­mak zo­runda da ol­ma­ma­lı­yız.

Fo­toğ­raf çe­ker­ken ya da yeni bir se­riye baş­lar­ken zih­nimde bazı gör­sel­ler olu­şu­yor (gör­sel sa­nat­larla uğ­ra­şan her­kes ne de­mek is­te­di­ğimi çok iyi an­lar) ve ben bunu kü­çük bir tas­lağa çe­vi­ri­yo­rum, es­kiz­lerle. Sonra bu­nun için mal­zeme ara­yı­şına gi­rip sah­neyi kur­duk­tan sonra çe­kim ya­pı­yo­rum. Sergi za­manı ge­lince ben­den de bir sta­te­ment is­te­ni­yor ve ben işte o gün iş­le­rime ba­kıp bunu ne­den yap­tı­ğımı ken­dime so­ru­yo­rum. Ge­nelde ce­vap oku­du­ğum, iz­le­di­ğim, ma­ruz kal­dı­ğım ya da göz­lemci bir ki­şi­lik ola­rak şa­hit ol­du­ğum şey­lerle olu­yor; üre­ten her­keste iş­le­yen sis­tem gibi.

Ama sergi sı­ra­sında in­san­la­rın size yak­la­şıp bir işin tüm kro­ki­sini çı­kar­ta­rak tek tek her şeye işa­ret edip “bu neyi an­la­tı­yor?” so­rusu bana çok tu­haf ge­li­yor. Çünkü bunu ben de bil­mi­yo­rum ba­zen; iş­le­rime ek­le­di­ğim her­hangi bir nesne belki de sa­dece es­te­tik bir kay­gıyı ber­ta­raf et­mek için­dir. De­meye ça­lış­tı­ğım şey şu ki: içinde ya­şa­dı­ğım bu be­dene ve zihne en ya­kın kişi be­nim. Do­ğal ola­rak ben bile bunu he­nüz bil­mi­yor­ken size na­sıl ak­ta­ra­bi­li­rim?

Yani as­lında “be­nim bir me­sa­jım var ve bu me­sajı her­kese ilet­mem ge­rek” de­yip her­hangi bir çe­kime ya da sergi ha­zır­lı­ğına baş­la­mı­yo­rum. Zih­nimde olu­şan gö­rün­tü­leri fo­toğ­raf ma­ki­nesi ara­cı­lığı ile ger­çeğe dö­nüş­tü­rü­yo­rum. Ser­gi­lenme za­manı gel­di­ğinde ben­den is­te­nen açık­la­yıcı bir me­tin ol­duğu za­man dö­nüp ne­ler yap­tı­ğıma ba­ka­rak işimi ta­nım­la­ya­bi­li­yo­rum; bu bana daha az kar­ma­şık ve in­san­cıl bir yol gibi ge­li­yor.

Yonca Karakaş "It From Bit" sergi afişi: sandalyede oturan kadın ve köpek, 28 Şubat - 5 Nisan, belmart.space Ankara

It from Bit ser­gini mart ayında Bel­mart Space’de An­kara’da aç­tın. An­kara ter­ci­hine ne se­bep oldu, sü­reç na­sıl ge­lişti, bah­set­mek is­ter mi­sin?

2024’te An­kara’da, Çan­kaya’da he­men he­men tüm iş­le­ri­min ser­gi­len­diği bir sergi yap­mış­tık. İna­nıl­maz ka­la­ba­lık bir ser­giydi ve ge­len her­ke­sin il­gisi çok netti. Başta çok çe­kin­di­ğim ama bir­kaç da­kika sonra evde his­set­ti­ğim bir ser­giydi. Yine 2024 Ey­lül ayında Unite Or­tak Me­kan’da Su­per­pose baş­lığı al­tında çok sev­di­ğim bir grup ser­gisi yap­mış­tık. O dö­nem Tür­kiye’de ol­ma­dı­ğım için ka­tı­la­ma­mış­tım ama buna rağ­men çok sağ­lıklı ve pro­fes­yo­nel bir ile­ti­şim şekli ile iler­let­miş­tik tüm sü­reci.

An­kara’nın ken­dine ait me­sa­feli bir du­ruşu var. İh­lal edil­me­yen sı­nır­lar içe­ri­sinde ku­ru­lan di­ya­loğu çok se­vi­yo­rum. Bu yüz­den Bel­mart Space’ten tek­lif ge­lince ka­bul et­tim.

It from Bit’in sergi met­ninde Whe­e­ler ve He­i­deg­ger’den bah­se­di­yor­sun. Hem bil­gi­nin fi­zik­sel­liği hem de on­to­lo­jiyi yani oluşu ele alan ki­şi­ler bun­lar ve ki­şi­nin ken­dini sor­gu­la­ma­sına se­bep olan şey­ler. Zi­ya­ret­çiye sor­gu­lat­mak is­te­di­ğin şey­ler var diye dü­şü­nü­yo­rum. Aynı za­manda kendi içinde bir he­sap­laş­ma­nın be­yanı gibi. Bu­nunla il­gili ne söy­le­ye­bi­lir­sin?

Mo­dern fi­zik ina­nıl­maz bir araş­tırma sa­hası. Bu­rayı ve bu alanı an­la­maya ça­lışma ça­bası bile çok de­ğerli: “çaba”. Çünkü bazı şey­leri an­la­ya­ma­ya­bi­li­yo­rum. Ama içine gir­dikçe ve an­la­dıkça sizi sa­ran ve farklı ba­kış açı­ları ka­zan­ma­nıza se­bep olan bir bi­lim dalı. Bu yüz­den çok il­gimi çe­ki­yor.

Fel­sefe ile ara­la­rında ko­re­las­yon kur­mak bu sa­hayı ge­niş­let­mek, zi­hin­sel ola­rak yeni ha­ri­ta­lara sa­hip ol­ma­nıza ola­nak sağ­lı­yor ve Whe­e­ler da tam da böyle bir fi­zikçi. As­lında bi­lim­sel bil­gi­ler ara­sında ko­re­las­yon ku­ra­rak iler­li­yor.

“Hâlâ in­san­lı­ğın ço­cuk­lu­ğunda ya­şı­yo­ruz. Gü­nü­müzde tüm bu ufuk­lar ay­dın­lan­maya baş­lı­yor: mo­le­kü­ler bi­yo­loji, DNA, koz­mo­loji. Biz sa­dece ce­vap ara­yan ço­cuk­la­rız.” di­yor.

Bana ka­lırsa bu­gün ev­rene dair bir te­kil­lik­ten söz et­me­ye­cek ol­sak bile, bilgi an­la­mında geç­mişe dö­nük bir yol­cu­luk üze­rinde bu­gü­nü­müzü an­la­maya ça­lı­şan var­lık­lar ola­rak tüm bu bi­lim­sel sa­ha­la­rın or­tak bir te­kil­liğe doğru yol­cu­luk et­ti­ğini ra­hat­lıkla gö­re­bi­li­riz: mo­dern fi­zik, fel­sefe, sos­yo­loji, mo­le­kü­ler bi­yo­loji… Ni­ha­ye­tinde araş­tır­dığı alan as­lında na­sıl var ol­du­ğu­muz, kim ol­du­ğu­muz.

Ge­nel ola­rak da tüm ser­gi­le­ri­min çı­kış nok­tası as­lında bu konu üze­rin­den şe­kil­le­ni­yor ama bu ko­nuda bir oto­rite ol­ma­dı­ğım gibi ge­len zi­ya­ret­çi­nin ne dü­şün­mesi ge­rek­ti­ğine de ben ka­rar ve­re­mi­yo­rum. Ba­zen çev­re­sinde dön­dü­ğü­nüz, dü­şün­dü­ğü­nüz ya da his­set­ti­ği­niz ko­nu­ları kar­şı­nız­da­ki­lere ak­ta­ra­ma­ya­bi­lir­si­niz. Bu­rada bir ak­ta­rım yapma zo­run­lu­lu­ğu­nuz ol­ma­dığı gibi kar­şı­nız­da­ki­le­rin de bu bilgi ile iş­le­ri­nize bak­mak ve sizi an­la­mak gibi bir zo­run­lu­luğu yok. Çok sev­di­ğim bir mo­dern sa­nat mü­zesi ya da ga­le­riyi ge­zer­ken iç­gü­dü­sel ola­rak ben de tam bunu ya­pı­yo­rum. O an o alan içe­ri­sinde sev­di­ğim bir işe yak­la­şıp in­ce­ler­ken ak­lıma metni oku­mak gel­mi­yor; sa­dece iz­li­yo­rum ve du­ru­mun öz­nesi ar­tık ben ve be­nim dü­şün­ce­le­rim olu­yor.

Sa­natçı, üret­tiği iş ve be­nim aramda ken­di­sin­den ba­ğım­sız bir di­ya­log ku­ru­yor ve bu di­ya­log as­lında üze­rine dü­şü­nünce ki­şi­nin kendi de­ne­yim­leri, sor­gu­la­ma­ları ya da sev­diği şey­ler­den yola çı­ka­rak kendi ben­liği ile kur­duğu bir mo­no­log. As­lında bu ko­mik ama he­pi­miz gü­nün so­nunda ya­şam­la­rı­mız bo­yunca edin­di­ği­miz de­ne­yim­ler üze­rin­den bir şey­lerle bağ ku­rup öteki ile bağ kur­du­ğu­muzu sa­nı­yo­ruz. Te­melde yap­tı­ğı­mız şey ken­di­mizle ye­ni­den ve ye­ni­den, ıs­rar eden pa­tern­lerle bağ kur­mak.

Ni­ha­ye­tinde ben bir ser­gide as­lında kim­seye bir şey dü­şün­dür­mü­yo­rum. Oraya ge­len her­kes tıpkı bir film iz­ler­ken ya da ki­tap okur­ken, belki de bir ar­ka­daşı ile ko­nu­şur­ken ken­disi ile kur­duğu bağı ye­ni­den ku­ru­yor. Ve ben sergi sa­lo­nun­dan ay­rı­lır­ken “çok be­ğen­di­ler” de­yip yü­zümde şap­şal bir ifade ile ya­ta­ğımda uyur­ken as­lında be­ğen­dik­leri şe­yin be­nimle de­ğil, ken­di­leri ile kur­duk­ları ta­nı­dık bağ­la­rın kon­foru ol­du­ğunu bil­mi­yo­rum.

Beyaz galeride duvardaki küçük resimlere bakan insanlar; önde mor montlu küçük bir köpek tasmayla duruyor

Ek­le­mek is­te­di­ğin ya da bah­set­mek is­te­di­ğin bir şey var mı?

Ser­giye gel­di­ği­niz ve ya­nımda ol­du­ğu­nuz için te­şek­kür et­mek is­ti­yo­rum. Ay­rıca daha önce si­zinle iş bir­liği yap­tı­ğı­mız için ken­dimi şanslı his­se­di­yo­rum.

Yonca Ka­ra­kaş’ın It from Bit ser­gisi Bel­mart Space’da 05.04.2026 ta­ri­hine ka­dar zi­ya­ret edi­le­bi­lir.

İlgili yazılar

Bütün yazılar

Kaçırma

Görsel Sanatlar

Sanatçılarının Gözünden: Toplanma Alanı

UNITE yeni sezonu, paylaşım ve ifadeyi önceleyen “Toplanma Alanı” sergisiyle karşılıyor.

Zeynep Seda Özmen13 September 2025